Mevsimsiz
Benceajans
Selçuk Bağış - Bu Bir Hikaye Değil

Amerikan Tiyatrosunda Seks Uygulamalı Oyunlar

ABD’de, 60’lı yıllarda,Vietnam Savaşı ve ırkçılık karşıtı eylemler çerçevesinde tutucu küçük burjuva ahlâkı ve kültür anlayışına karşı toplumun radikal kesimlerinde siyasi, kültürel muhalefet hareketleri ortaya çıkmıştı. Televizyon kanallarında hemen her gün, kentlerdeki etnik ve yoksul toplulukların ayaklanmaları, üniversitelerdeki öğrenci gösterileri, öldürülen liderlerin cenaze törenleri ve Vietnam’dan gönderilen ceset torbaları, tabutlar gösteriliyordu. Bu dönemin politik tiyatrosu, ağırlıklı olarak, ülke içinde ırkçılık, ülke dışında da Vietnam Savaşı ile ilgileniyordu. Bununla birlikte, kimi radikal tiyatrocular da, sahnede çıplaklık ve seksi kullanarak, orta sınıfın katı ahlâk anlayışını ve politik davranış biçimini eleştirerek çökertmeye çalışıyorlardı. Ancak, radikal tiyatronun Amerikan küçük burjuvazisine yönelik bu saldırısı, anayasal anlatım özgürlüğü çerçevesinde entelektüel eleştiri ve tartışmaların yanısıra -ilginçtir- sahnelenen oyunlara karşı müstehcenlik ve ahlâki gerekçeler ileriye sürülerek zaman zaman hukuk ve kolluk gücü yetkesinin harekete geçirilmesine de yol açmıştır. Sanata baskı anlamına gelen bu uygulamalar, ABD gibi demokrasi ve özgürlükler ülkesi olduğunu sürekli olarak yineleyen bir ülkede “halkın ar ve haya duygularını rencide etmek” bağlamında, radikal tiyatro açısından gizli sansür döneminin başlatılması biçiminde algılanmıştır.

Amerikan tiyatrosunda seks uygulamalı protest oyunların en ilginci Trinidad doğumlu Lennox Raphael tarafından yazılan; Ed Wode’nin sahneye koyduğu “Che!” adlı oyundur. 22 Mart 1969’da ilk kez New York Cooper Square’deki Free Store Theatre’da oynanan bu oyun, yazarı Raphael’in açıklamalarına göre: Latin Amerika ülkelerinin ABD’nin açgözlü dış politikasının kurbanı olduklarını anlatmak için yazılmıştı. Raphael, oyununda, Che Guavera’nın son günlerini seksüel bir karabasan olarak betimliyordu. Che yakalanmış; ABD Başkanı’nın marazi seks ve iktidar hırsını doyurmak için ülkeye getirilmişti. Raphael, Che oyununu yazmakla bir devrim yaptığı inancındaydı. Şöyle diyordu: Devrimin görevi devrim yapmaktır. Mücadelenin nasıl olduğu önemli değildir. Yazma da devrim için yapılıyorsa bir devrimdir. Devrim yapmak için nasıl kurşunlar kullanılıyorsa, ben de silahsız devrimin aracı olan tiyatroda insan bedenlerini kullandım: ‘...etkin tiyatro size doğru gelen bir aynadır...Ayna ile karşılaşmalı ve kendinizin ne olduğunu görmelisiniz.’ “Che!” adlı oyun dört ya da beş kişi ile oynanmaktadır. Oyuncular sahnede çıplaktır ve seyircilere karşı eşcinsel ve normal cinsel ilişkilerin grafik öykünmesini yaparken, cinsel organlarını da birbirlerine dokundurmakta, oral seks, bunun yanısıra plastik penisle simgesel uygulamalarda bulunmaktadır. Bu oyun, New York’da o zamana kadar oynanmış en cüretkâr oyun olarak gösterilmiştir. “Che!” tiyatro tarihinde hukuki, ahlâki ve sanatsal açıdan anlatım özgürlüğünü sorgulatan şimdilerde adı geçmeyen unutulmuş bir oyundur. Söz konusu oyunun yandaşları, “Che!”nin, bir oyun olarak, uygulanmakta olan devlet politikası ile hesaplaştığını, oyundaki cinsel ilişkilerin geçerli ve gerçek siyasi metaforlar olduğunu, toplumsal değerleri koruduğundan oyunun anayasal korumaya değer olduğunu savlıyorlardı. Bu nedenlerle “Che!” uçta sayılacak bir oyun olmakla birlikte, “anormal” bir oyun olarak da nitelendirilemezdi. Oyuncular, senaryoyu eksiksiz uygulamak açısından sahnede cinsel ilişki kurmanın gerekliliğini sürekli olarak sorguluyorlardı. En çok korktukları da para cezası almak ya da tutuklanmaktı. Nitekim, bir defasında polis tiyatroyu basarak oyunu durdurmuş; oyuncuları da tutuklamıştı. Oyunun bilet fiyatları da -on dolar olarak- çok pahalı bulunmuş; sosyal amaçlı oyun savı da bu nedenle reddedilmişti. “Che!”, finali bakımından, Kenneth Tynan’in, Mayıs 1969’da ilk kez oynandığı söylenen bir küçük burjuva seksüel fantazisi olan “Oh Calcutta” sına çok benziyordu. Oh Calcutta’da da çıplak, yarı çıplak sahne gösterileri ve danslar vardı. Buna rağmen, “Che!”deki seksüel ilişki sahnelerinin siyasi metafor oldukları savı yargıçlar tarafından hiçbir zaman kabul edilmedi ve bu gösterimler nedeniyle oyun yasaklandı. “Che!” oyunu ortadan kalkmış olmakla birlikte “özgür sanat ve anlatım özgürlüğü” bakımından tartışması halen devam etmektedir ( Actors and Author of Che! are Charged with Obscenity, 1969, New York Times, 26 March, s.37.- A Discussion of Censorship and The Case of Che!, Dramatists Guild Quarterly, no:5 ).

Yine aynı dönemde, 24 Ekim 1967 tarihinde New York Evergreen Tiyatrosu’nda sergilenen “Sakal” ( The Beard ) adlı oyunda da sahnede radikal seks gösterileri yapılmıştır. Bu oyunda Jane Harlow ve Billy The Kid adlı iki karakter vardır. Oyunda eylem ve diyalog oldukça sınırlanmıştır. Ritüel biçiminde yinelemeler ve seksüel imalar kullanılmıştır. Oyunun sonunda Jean, Billy’nin sandalyesine oturmakta, Billy’de kafasını onun baldırları arasına sokup oral seks eylemini ima etmektedir. New York’lu eleştirmenler bu oyunu bir “pop-art” uygulaması olarak nitelendirmiş; oyunun sonundaki açık seks ilişkisi finalini görmezden gelmişlerdir. Richard Schechner’in Performans Grubu ile Haziran-1969’da sergilediği “Dionysus 69” adlı oyunda da – Bakhaların radikal bir yorumu- koro çıplaktı, oyuncular oyunu yarı çıplak oynuyorlardı. Doğum olayı ile ilgili bir sahne seyircilerle etkileşimli olarak icra ediliyor; seyirciler de soyunmaya özendiriliyordu. Julian Beck, Judith Malina’nın Living Theatre/Yaşayan Tiyatrosu’nun sergilediği “Paradise Now/ Şimdi Cennet” adlı oyunda da oyuncular sahneye bikini ve g-stringlerle çıkıyorlardı. Oyunun sonunda izleyiciler kentin sokaklarına yatarak cennet istemeye cesaretlendirilmişlerdi. Amerikan küçük burjuvası 1960’lı yıllara kadar cinselliğin rolü konusunu tartışmamıştır. ABD Gıda ve İlaç Yönetimi’nin 11 Mayıs 1960 tarihinde ağızdan alınan doğum kontrol haplarının kullanılmasını onaylaması üzerine toplumun cinselliğe bakış açısı tamamen değişmiştir. Bu tarihten sonra evlilik içi ve dışı seks tartışılırken, seks materyalleri piyasaya çıkmış, 1970 ortalarında altı milyondan fazla okuru olan Hugh Hafner’in Playboy dergisiyle, bu derginin kadınlar versiyonu olan Helen Gurley’in Cosmopolitan’ı yayımlanmaya başlanmıştır( D’Emilio, John, and Estelle, B Freedman( 1988 ), Intimate Matter: A History of Sexuality in America, New York, Harper and Row. ). Toplumsal koşullardaki bu değişikliğe karşın tiyatrodaki çıplaklık ve cinsellik kullanımının başka nedenleri de vardır. Bu nedenlerin en önde geleni Vietnam’daki anlamsız savaşın toplumda yarattığı bunalım, baskı ve korkudur. Yukarıda belirttiklerimin dışında, sahnede radikal seksin kullanıldığı, Mart-1968’de Ellen Stewart’ın La Mama Tiyatrosu’nda oynanan “Tom Peine”, Rochelle Owens tarafından icra edilen “Futz!”, “Beclch” Aralık 1968, “Sweet Eros / Tatlı Eros” Kasım 1969 ve The Young Master Dante / Genç Üstat Dante” Aralık –1969’da sahneye konmuş; ancak bu oyunlar da etik gerekçeler ileriye sürülerek koğuşturmaya uğramışlardır. “Che!” nin yapımcısı Hillard Elkins; bu oyunla ilgili olarak soru sorulduğunda: “devrim yapmıyoruz, bütün istediğimiz erotizm alanında eğlence üretmek” demiştir. Yazar Judith Lynn Hannah ise oyuna destek vererek tiyatroda insan bedeninin kullanımının tartışmalı olduğunu ileriye sürmüştür( Hannah, Judith Lynn( 1998 ), Underessing The First Amendment and Corseting The Striptease Dancer, Drama Review , Sayı.42, s.38-64.).

Bu yazıyı yazarken aklıma hep şu takıldı: Billur Kalkavan bir oyunda demir boruda dekolte bir kıyafetle dans ettiğinde magazin basınına uzunca bir süre konuk olmuştu. Billur Kalkavan’ın oynadığı oyun yukarıdaki örneklerin yanında oldukça masum kalır. Hani olur ya yukarıda adı geçen oyunlardan en radikal olan birini toplumumuzda sahneye koysak; örneğin “Che!” yi, herkes sokaklara fırlar mı acaba diye endişelendim kendi kendime. Belki de yanılıyorum. Toplumumuz hem tutucu hem de uçlara meraklı... Hani Avrupa Birliği’ne giriyoruz filan derken maazallah Sodom ve Gomore’ye dönmesek!.. Neyse, ABD’de “anlatım özgürlüğü” 1960’larda böyleyse, bizdekini yorumlamaya hiç gerek yok. Her yıl rapor düzenleyip kendi yapmadıkları şeyleri demokratik özgürlük diye bize uygulatmak istiyorlar da... Ama ne yapalım; hukuk ve çifte standart güçlünün işine gelendir!

Ekim/2004, Ankara