Mevsimsiz
Benceajans
Günay Günaydın - Kamer Çerileri

İki yüz yetmiş dördüncü gün

 

Bir sonraki görüşmemiz ne zamana denk düşecek dersin. Şimşek, yıldırım, fırtına kopunca mı okyanuslarda. Gözlerimizde ki gürültü dindiğinde ya da kanımız damarlarımızdan çekildiği zaman. Göbeğimizden çenemize yarılıyoruz her gün de, aslanların tavşanlardan korktukları kadar ürküyoruz aşkı yaşamaktan.

 

Acımız, dilimiz kadar güzelleştiriyor bizi. Onurluca soluyor ki çok değil iyi sarılsın yaralarımız. Her gün, her günün sonunda sevgimize saldırı emrini veriyor hayatlarımızın üçüncü şahısları. Yılmıyoruz zafer bizim. Yastıklarımızın çukurunda gerçekleşen, duygularımızın devir teslim törenini kimse gölgeleyemiyor gecenin zifir-i karanlığında. Gidip hemen ilan etmeli. Biz böyle alçak ve temiz bir gece görmedik daha.

 

Peki ya Siz, his yoksunu hayatımızın üçüncü şahısları.

Zayıflamış ve tanınmaz haldesiniz. Ses verebilir misiniz, siz kimsiniz ?

Bize verecek öğütleriniz çoktur elbette. Zamanın tohumunu okuyabilir de hangi tohumun yeşerip yeşermediğini söyleyebilir misiniz peki. Biz ki Siz üçüncü şahısların ne nefretinden korkuyor ne de iyilikliklerinin dilencisiyiz.

Konuşun, sabah oluyor !

 

Bu aşk’tan vazgeçtiler diye bir haber yayılmış yeni gün ile. Bu garip haberin kaynağı neresi ? Bu kehanet ve selamlamalarla bizi aşk’a küstürmek niçin ? Biz çoktan inanılırın sınırları dışına çıktık zaten. Tahammülsüzlüğünüzün üzerine inen irice dolu gibi, öğreneceksiniz kahramanlığımızın öyküsünü.

 

Minnetini iletmemiz için Aşk bizi size gönderdi oysa. Neden bizi emanet alınmış bir mutsuzluk ile süslemekten vazgeçmiyorsunuz.

Yaşıyoruz diye mi ağır bir suçla yargılanıyor hayatımız. Herkesce bilinen dürüstlüğümüz mü öldürecek bizi.

 

Yaşamdan daha fazlasını istemek bizim için şimdilik sadece vaat. Hayatın avansı ne kötülük ne de iyiliktir. Eğer ki mutluluğu yaşıyor olmak kötülük ise, asırlardır sevgiyi aşılama hevesiniz niçin ? Eğer ki iyilik ise, neden etkilendiniz beyinlerinizde oynayan ve sizi dehşetle öfkelendiren görüntüden. Kalbiniz ürpertiyor oysa taş gibi.

 

Gerceğin korkusu hayal edilenin korkusundan daha az yontuyor insanı. Siz yani sözde uysal şahıslar, eylem, düşünceniz tarafından eziliyor sürekli ve sadece var olmayan var oluyor yaşamlarınızda.

 

Teşekkürlerimiz size, Bayanlar, Baylar. Güzel bir aşk hikayesinin baş rölünde oynayan üçüncü şahıslar.

Kader bizi kral yapacaksa, yardımınız olmadan da taçlandırırız sabrımızı.

Bağışlayın bizi çünkü uyuşuk beyinlerinizin unuttuğu şeyler için üzülüyoruz.

Aşk’ın yanına gidiyoruz. Sevinin !

Kalbimizin üzerine, şuraya koyun elinizi.

Asil sevgimiz nasıl etki altında, görün !