'Slumdog Millionare' Umudun Hint Fakiri
“Slumdog millionare” Umudun Hint fakiri
Siz kombinasyonlarla ilgili ne bilirsiniz? Ya da kombinasyonların yoksullukta edindiği yer hakkında bir bilginiz var mı?
Buna kafa yormadığınızı biliyorum. Kendimden biliyorum bunu.
Hâlâ piyango bileti alıyorum da ondan!
Tamam mı!
Size, bu filmi izlerken içimi kıskançlığın kasıp kavurduğunu söylersem beni daha iyi anlarsınız belki.
Bir film, benim yaşadığım coğrafyanın yansıması olmalıydı!
Ne yazık!
Filmi izlerken, filmdeki masalsı öğelerin tanığı olduğum bir senaryonun izleyicisi oldum!
Kim... “Bir zengin olsam ben!” demiyor ki 32. Paralelin doğusunda?
Umut...
Umut...
Umudun ticareti...
Ben bu senaryoyu dedemden de dinlemiştim.
Yani hayli eski bir miras bu senaryo,
Hint Fakiri nitelemesine dönmeliyim.
Kapitalizmin şırıngalamaya çalıştığı bütün değerlere karşı şerbetlemiştir Hint Fakiri kendini. Onun için gerçek, kaçınılmaz bir kabullenmedir. Bir o kadar da kötüdür. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini düşünmediği düşler düzer bu açmazda. Sonucun ne olduğunu hiç umursamaz. Esas sorun, insana ait iyi olan ne varsa, düş ya da gerçek, onları kurmaktır. Kurar ve bu onu Hint Fakiri yapar. Bir mücevher çıkarır bok çukurundan. Ama aynı zamanda maddi koşullandırmaların biçimlendirdiği bütün değerleri de bok çukuruna gönderir.
Tek öğretmeni vardır.
Tek bilgesi.
HAYAT!
Asgari insani ölçütlerden nasibini almamış bütün toplumlarda büyük bir coşku yaratmıştır bu film mutlaka.
Nasıl yaratmasın ki?
Tek bir ışığın bile sızamayacağı yarınsız bir karanlıkta, sonsuz varsayımlarla yoğrulmuş ve olmayacak düşler kurmaya alışıştırılmış, Gandi’siz bıraktırılmış bir iteatsizliğin çağdaş versiyonudur bu.
Diyelim ki kurduğunuz o düşlerin birinde, düşlere bile sığmayan bir olasılıkla rastlaşıyorsunuz. Düşsel bir aşk, düşlerin de ötesinde bir varsıllık ve bu ikisinin harmanlandığı bir gerçeküstü bir gerçek dışılık!
Haykırıyorsunuz o zaman!
Kahrolsun iteatsizlik!
Yaşasın mistisizm!
Yetersiz ve yeteneksiz iradenin embriyo halindeyken hacamat edilmesinden hemen sonra, bir süper güç yerleştirildi yaşamın sahnesine.
Kader!
Bizler, bütün öğretilmişleri reddedenler...
Kederlendik ve nefret ettik dayatılan bu kaderden.
Genlerimize işletilen kul zihniyetini yerlebir etmeye adadık ömrümüzü.
Sonuç ne mi?
“Kim milyoner olmak ister?!”
İşte varılan yer bu!
Yendiler umudu efendiler evet!
Devrim yapmak üzere yola çıktık. Kendilerine göre haklı nedenleri olan tüfekli güçler tepemize bindiler. Yerle bir ettiler düşgücümüzü. Bunu da cumhuriyet erdemliğine uygun diye yaptılar üstelik.
Ne uğruna?
Statüko!
Medeniyetin bekası!
Muratlarına erdiler mi?
Ne gezer!
Eğer şimdi bu coğrafyada, tıpkı şimdinin Hindistan’ında olduğu gibi, olmayacak zenginlikler, olmayacak aşklar, olmayacak umutlar peşinde harcıyorsa insanlar kendilerini...
Tek nedeni var bunun:
Statükonun bok çukuru!
Olmayacak umutların ticaret kuralları!
Tevekkül ve gerçeküstü beklentiler!
Boyun eğmenin ağır zincirlerini, gerçekleşeceği gerçek olmayan gerçek dışılığa bağlamak!
Dünyanın her yerinde esir alındı umdun erdemi.
Heeeyyy!
Varoşların lağımlarında döllenen umut tohumları!
Bu kahraman, bu çok şanslı olmayı yaşam tarzı haline getiren sefiller!
Bu efsane siz değilsiniz!
Olamazsınız!
Hiçbir zaman da olmayacaksınız!
Umutmayın bunu!
Tamam mı!
Siz...
Yoksulluğunuz kadar gerçeksiniz!
Tamam mı!
Selah
02:12
02 03 2009
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











