Beş Duyu
5 DUYU
1. Dokunsam...
Doğduğum kentin, tıka basa dolu mezarlığında, kimsesiz bir mezara dokunsam. İki rakam arasında, küçük bir tire işaretine dönüşmüş olan o yaşamın gizlerine dokunsam. Yıllardır kimsenin el sürmediği toprakta biten yabani otları temizleyip, kırmız güller diksem. Çuha çiçekleri sonra...Pembe, sarı, mor çuha çiçekleri...İlk bahar yağmurunda güveren yapraklarının ortasında beliren tomurcuklarına dokunsam. Bakımsız bir mezarda yıllardaır kimsesiz kalan bir ölü sevinir mi? Her tomurcukla biraz daha çoğalan iç huzurumu bıraksam toprağına..Ve mermere kazınmış isminin her harfine dokunsam birer birer...İnce uzun, gen., erkeksi, zarif parmaklarına -yaşarken- dokunuyor gibi...Dokunsam...
Gönüllü sürgünlüğümü, gönülsüz vefasızlığımı anlatsam...Uzak iklimlerin bilmediğim çiçeklerinin kokusuyla savrulup gitmenin mi, kalıp ölmenin mi daha iyi olduğunu hala bilemediğimi...Hiç bir şeyi, hiç bir zaman tam bilemediğimi...Her Akdeniz gecesinde bıkmadan, usanmadan, umutsuzca kuru ot kokusu duyabilmeyi beklediğimi anlatsam. Her gidişte biraz daha dönmekten korkarak -ve aslında biraz daha kalarak- uzaklara gittiğimi...Arkama bakmadan gittiğimi ve dönmemecesine kaybolduğumu..Anlatsam...
İki tarih arasındaki, tire işaretine dokunsam...O kimsesiz mezarda yatan, o sevdiğim iyi kalpli ölü ağlar mı benimle birlikte kimsesizliğe? Dokunsam toprağına usulca, hisseder mi yaşarken ya da ölüyken kimsesizliğin aynı kimseszilik olduğunu...
Dokunsam başlayış ve bitiş tarihleri arasındaki kendi tire işaretimin, kısacık, yorumsuz, anlamsız yaşanmışlığına...
Biter mi cezam?
2. Görsem...
Görsem ben. Bir gün ansızın görsem. Suyun akışına kapılarak, süzülüp giden bir yaprağın vardığı son noktayı. Sudan koparak görünmez olup yükselen buğunun bir bulutun kalbini oluşturuşunu ve yine su olup geri dönüş yolculuğuna hazırlanışını...
Görsem bir gün birdenbire.. Kimsenin göremediği gizemli bir şeyleri...Nane yapraklarına yerleşen, beyaz, minik böceklerin gözlerini ve orada oluş nedenlerini...Nereden geldiklerini, neden ve nasıl başka bir bitkiyi değil de naneyi seçtiklerini...Görsem.
Görsem bir gün birdenbire adımı verdikleri Ay’dan, geceleri dünyanın nasıl göründüğünü...Görsem Ay’dan bakıp, milyonlarca pencereden birinin içini...İçeriye usulca süzülüp, herhangi bir yaşamı görsem birdenbire...Orada oluş nedenlerini bir insanın...Öncesini ve o gününü görsem.
Bir gün ansızın görsem karıncanın gözüyle insanları....Görsem, ulu bir çınarın en tepesinden ama çınarın gözüyle görsem insanı.
Görsem ve yine anlayamasam.
Biter mi cezam?
3. Unutsam...
Unutsam bir gün ansızın her şeyle, seni...Ansızın, herhangi bir görüntü, herhangi bir ses, herhangi bilinmedik, beklenmedik bir coğrafyanın yabancı çiçek kokularıyla...
Unutsam...İncecik bir genç kadın, abiye siyah saten bir elbise giyip, bir mağazanın soyunma kabininden çıktığında...Ellerini daracık leğen kemiklerinin iki yanına koyup, gökyüzüne uzayan boy aynalarında kendine baktığında...Farkında olmadığı güzelliğine, gençliğine değil, sadece elbisenin simsiyah zarif düzlüğüne bakarken...Genç bir kadın, aynada gördüğü güzelliğin aslının elbise değil içindeki asaletten doğduğuna inanmadığında...
Ve ben... Bir başka aynada -Onca yaşım, bekleyişlerim ve biriktirdiklerimin doldurulduğu bir çuvalmış gibi görünen çantama sarılmış halde- bir pufta yığılmış o genç kadını izlerken kendimle karşılaşma anında...Unutsam olan biteni, o görüntülerle...Ansızın kendime geç kalmış karşılaşmalar yaşadığımda...Ve artık siyah bir elbisenin vereceği güzellikten yoksun olduğumu anladığımda...Güzelliğinin farkında olmayan o genç kadında kendimi gördüğümde...Gençliğin ve güzelliğin, umutsuz bekleyişlerin karanlık, dipsiz kuyularında hiç anlamadan, farkında olmadan yitip gittiğini görmenin şaşkınlığında...Tüm geç kalmışlık hislerinde unutsam seni...
Unutsam her şeyi...Gökyüzüne uzayan aynalardaki, siyah saten elbiseli, güzelliğinin farkında olmayan genç kadın görüntüleriyle...Genç olmadığımın farkına varışımın ilk anında, aklımdan bile geçmeyişine bakıp, umut etsem seni unutabilmeyi...
Ansızın ve beklenmedik bir coğrafyada unutsam seni...
Biter mi cezam?
4. Duysam...
Bir gün duysan birdenbire savaşların bittiğini. Sadece bu "yalnız ve güzel ülke" de değil, tüm dünyada yaşayan insanların mutlu gülüşlerini...Ansızın duysam bir gün, kuruyan nehir yataklarından yeniden çağlayan suyun sesini...Soyu tükenmeye yüz tutan balina sürülerinin neşeli çığlıklarını...Yangın yerlerinden fışkıran taze fidanların, toprağın yüzüne çıkış sevincini...
Duysam bir gün, uzaklara gitmenin, kavuşmanın heyecanıyla yolları aşındıran tekerleklerin sesini...İlk kitabını eline alan bir çocuğun, merakla çevirdiği ilk sayfanın sesini... Güzel bir dünyaya doğan tüm bebeklerin ilk sözcüğünü....
Duysam, bir gün ansızın, bu "Yalnız ve güzel ülke"de -artık- mutlu insanların yaşadığına dair gülümseyen haberleri...
Biter mi cezam?
5. Sussam...
Sussam ben. Bir gün ansızın, sussam, hiç konuşmasam. Kimseye "Günaydın" demesem. Beni robotlaştıran, insan olmanın tüm neşeli yanlarını elimden alan, saatlerimi harcadığım işyerine beni götüren serviste yanıma oturan kıza tek sözcük etmesem. Sussam. Tüm gün kimseyle konuşmasam, evde konuşmasam, sokakta konuşmasam. öylece kapanıversem kendime bir gün...
Herkes bir öykü uydursa. Herkes bir neden yakıştırsa. Herkes benim tırlattığımı düşünse. Hatta biraz da korksa, biraz ürkse benden. Merak etseler, bir o kadar da kaçsalar. Hatta mümkünse uzak dursalar.
Oysa; mülteciyim ben. Bundan susmuşluğum. Dilenciliğin gururumda açtığı derin yaraları sarmak içindir uzak coğrafyalara kaçışım. Yüreğimin derinlerine işlemiştir göçebelik. Kanar arada bir. Ama o mültecilik! Bir yazgıdır sanki. Üstüne üstlük bir de dilencilik eklenmiştir. Esir olduğum pencereler değişmiştir sadece...Bir müebbet hapisliktir idamı özleten! Bir hapislik ki, prangasız, parmaklıksız. Bu yazgı bir cezaevine tıkılmışlıktır suçu bilmeden...
Sussam ben. Konuşmasam. Derinlere gömdüğüm tüm nedenlerim gibi, derinlere yol alsam içimde... Sussam ben bir gün. Bir daha hiç konuşmasam...
Biter mi cezam?
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











