Mevsimsiz
Benceajans
İlkay Tuna - Aşkın Kükürt Kokusu

Çağdaşlık

Dünyada bir spor kolu var ki, ülkemizde de giderek artan biçimde ilgi görüyor. Olimpik spor Atıcılık. Ve tabii onun ayrılmaz ancak her geçen gün değerini ve onurunu yitirip gözden düşen, zaman zaman da “zalim” ilan edilen kardeşi: Avcılık. İnsan eski insan değil. Yaşamak için avcılığa gerek duymuyor. Toplum da değişti artık. Avsılık, tarım toplumunun yaşamının bir parçası olsa da endüstri toplumuna esir düşmüş, doğanın her türlü katline aracı oluyor. Zehirin, gübrenin katliamına seyirci kalırken, bir de üstüne gereksiz öldürmeyi yani avcılığı eklemek istemiyor.

“Avcılar birbirini vurmuş, pek sevindik!” diyen Türk insanı; topu topu üç tane kalmış. Deniz Alası’nı (balık) kurtarmak için, Fırtına Deresi’nde santral yapımına karşı çıkıyor. Kelebekler Vadisi için savaş veriyor, Caretta Caretta kaplumbağaları için plajları yasak bölge ilan ediyor. Kedi köpek itlafçısı belediyelere hesap soruyor.

Akıllı ülkelerin silah üreticileri, bir yandan yaban hayatı yaşama ortamlarını korumak ve arttırmak için ellerini ceplerine atarken bir yandan da bilinçli bir politikayla avcıları, yani silah tutkunlarını trap, skeet, ve double-trap poligonlarına, sanal avcılık alanları olan “Sporting-Porcour de Chasse” sahalarına yönlendiriyor, hem hayvancıkların canını kurtarıyor hem de uluslar arası yarışmalar için keskin nişancılar seçiyor.

Kısacaı artık hele “Spor aldatmacası altında öldürmek” giderek yadırganıyor; korumak, üretmek, yaban hayatına ve onların yaşama ortamlarına kol kanat germek, yükselen insanca değerler olarak önem ve öncelik kazanıyor. Özünü çağdaşlıktan alıp bilinç ve şefkatle harmanlaşan bu güzelliklere her gün bir yenisi daha ekleniyor.

Nice yarınlara...