Mevsimsiz
Benceajans
A. Galip - Kıpkısa Yaşamlar Upuzun Öyküler

Bajar - Vedat Yıldırım

            BAJAR

ARAF GÖRÜNDÜ SANKİ

 

“…Fırat suyu Marmara’ya karıştı…”

 

“Çağırmışsın ey şehir

Duruyorum duyuyor,

Biraz acemi, biraz zor

Büyüyorum, büyüyor.

Kamaştı gözlerim ışıklarından

Arandımsa kim yollarımdan

Geziyorum.”

Bu kadarını hatırlıyorum şarkının gerisini anlamıyorum. Çünkü gerisi Kürtçe. Bu kadarını anlıyorum şarkının yani yarısını sonra sonra anlıyorum eksik bir şeyler. Sonra anlıyorum ayrı değil hiçbir ezgi ötekinden, hiçbir söz, sözcükten, noktalar hep biraz daha gecikiyor bu sefer, bir noksanı tamamlamaksa bütün derdimiz işte buradayım tam ortasında Bajar’ın. Tam ortasındayım yolun, yolcunun…

Hem bu sefer hiçbir nokta diğerinin üstünde değil…

Hem bu sefer hiçbir kelime büyük olamayacak diğerinden…

Ve hiçbir kimlik alet edilmeyecek bu işe,

Altı üstü sanat denemeyecek.

 

Konstantin Kavafis’i hatırlıyorum. “Şehir” demişti o da vaktin birinde bilmem anlayan birileri çıkmış mıydı? Ama nedendir bu topraklar çok sevmişti bu şiiri, şehri. Her şiir bir şehirdi aslında, anadilini konuşamayan, konuşturulamayan, dillenemeyen her sözcük için şehirdir şiir.

“Yeni bir ülke bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma-“

Bütün bir ömrü bu şarkının peşine düşen belki onu yalanlamaya çalışırcasına gitmeye çalıştım tanımadığım yerlere, tanımadığım kültürlere, daha önce hiç dolaşmadığım şehirlere, daha önce çağırmadığım isimleri söylemeye, başka bir dilde nasılsın demeyi öğrendim sonunda. Sonunda kendimi bu şiiri besteleyen Fatih Saçlı’ nın evinde buldum. Bu odada dillendi notaları dedi. Fatih Abi’yi tanırsınız Ezginin Günlüğü’nden. Sonra yeni bir şehir çıktı karşıma hem de hiç farkına varmadan bir “davetsiz misafir” gibi.

 

Kim mi bu davetsiz misafirler, yabancı değiller aslında belki seslerini çok kez duydunuz, tınılarını mırıldanıp söylediniz, kimi zaman diliniz dönmedi ama sevdiniz benim gibi.

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun yeni bir proje çalışması “Bajar”, Kürtçe “Şehir” anlamına gelmekte grubun adı. Grubun solistliğini, Kardeş Türküler’den de tanıdığımız  Vedat Yıldırım ve 45’lik Şarkıların da solisti olan Burak Korucu üstlenmiş. Erdem Göymen davulda, Emre Kula elektronik gitarda, Ari Hergel bas gitarda, klavyede de Ferhat Güneş müthiş bir uyum içindeler.

ARAF GÖRÜNDÜ SANKİ!..

 

Cellat çekti altımızdan sandalyeyi

Neyse ki boynumuz kırılmadı hadi!

Acele edersek kader ortağım, ipi kesebiliriz hadi

Gaz dağının altından bak şu cellata

Şebekeyi kurmuş yalan dolanlarla

Seni bana, beni sana gammazlayıp

Saltanata yürüyor bak koşa koşa

Nefer-i milletiz diye diye

Yalanı, dolanı, çetesi gırla

Haydi kopar haydi kopar

Araf göründü sanki.

 

Artık başka şeyler duymak istiyoruz.

Artık başka şeylere ortak olmak istiyoruz.

Yaklaşmak istiyor artık insan, korkmadan, kırmadan, dökmeden.

Bizi bitiren işte bu arada kalmışlık diyenler sizedir bu ses, araf bütün gerçek, araf bütün çektiğimiz. Nasıl kıtaların ortasındaysak, işte öyle de şehirlerin, kültürlerin arasında kalmış bir uçtayız. Bir uçurumun arka çıkmasını beklemek böyle bir şeydir.

Tıpkı kardelenleri gören gözün Berfin’leri görmediği gibi.

Bajar işte bu noktada başlıyor. Metropol insanın ortağı olduğu kültürün yani Melezliğin tam ortasında yetişiyor, ortadoğunun, o bereketli toprakların kokusuyla diliyle besleniyor, besliyor.

Ben bu şehri çok sevdim.

Bu şehrin sokaklarında başka sözcükler var. Bu şehrin sakinlerinin tek bir dili var müzik. Yok sayılan ne varsa kökü bu topraklara ait, onlar eşeliyorlar beyinlerimizi gün ışığına çıkarmak için bir şeyleri.

Paylaştıkları şey çok açık aslında günden güne büyüyen bu kültürel uzaklığı yakınlaştırmak, bahçelerin renklerden oluştuğunu ve bu renklerin hamurunda bağ-çe’nin olduğunu hatırlatmak, insanların birbirine kablolarla değil bağ-çelerle bağlı olduğunu tekrar göstermek. Bunu da protest bir müzik diliyle yapıyorlar, yormadan, kırmadan, dökmeden.

Bu kadarını hatırlıyorum şarkının gerisini anlıyorum.

Tam tam sesleri istemiyorlar

Gönüle çalmalı davullar şimdi diyorlar!

Sen de öyle diyorsan,

Onların yaptığını yap,

Durma YAKLAŞ!

 

  • Son Eklenen Yorumlar
  • ahh ne günler...su gibi akıp geçen..o heyecan,o yabancılık,merak,..Çok hoş olmuş yazınız tebrikler...
    nil araz tarafından , 3.07.2010, 19:22 tarihinde yazılmış.