Ömür Biter Yol Bitmez -II-
YOLLARDAN VASITALARA…
Yollar yürümekle aşınmaz, ama yaya da çekilmez. Bunun için kimi şarkılarda yolculuklara çeşitli vasıtalar aracılığıyla çıkılır. Tren ve vapur şarkılarını bundan sonraki yazılarda ayrıntılarıyla irdeleyeceğiz; uçak şarkısı fazla yok ama geri kalan kara taşıtlarının şarkılardaki serüvenine yazının bundan sonrasında göz atabiliriz. (1)
Kantolardan başlayalım: Bu külliyatı deştiğimizde yer yer karşımıza arabacı kantoları çıkar. Velespit ve bisiklet, kantolara girmiş diğer taşıt araçlarıdır. Şamram Hanım’ın seslendirdiği Bisiklet Kantosu’na kulak verelim: “Ey dizim, ey bacağım / Cumaya ne yapacağım / Ne aksi makine bu / Tekmeyle kıracağım // Kabahat bende değil / Hep o telgraf direğinde / O kadar varda dedim / İlişti durdu yerinde // Hopla hopla / Hendeği atla / Haydi hop hop hop / Alert! / Dar ceket, şık tuvalet / Arabacı dikkat et / Simitçi tablanı gözet!..”
Ahmet Rasim, yazarlığının yanında iyi bir bestecidir de. Bisikletli bir şarkı ona atfedilir: “Bisiklete binerim / İster isem inerim / Dilberleri görünce / Gözlerimi süzerim / Vay anam…” (2)
Otomobil uçar gider
Bütün yenilikler gibi otomobil de kantolara hızla girmiştir. Udî Kadri Şençalar’ın bestelediği ve Bayan Şükran’la birlikte seslendirdiği Otuz Altı Modeli, otomobile gönderme yapar. Ancak en bilinen otomobil şarkısı, sözlerini Vecdi Gönül’ün yazdığı Münir Nurettin Selçuk bestesidir: “Otomobil uçar gider / Gönlüm gibi geçer gider / Ben talihin peşindeyim / Talih benden kaçar gider // Otomobil tuttu yolu / Bu yolda macera dolu / Direksiyon yar elinde / Gönlüm ardına koşulu…” Şarkı Timur Selçuk tarafından çokseslendirilmiş ve İstanbul Oda Orkestrası eşliğinde Babamın Şarkıları albümüne girmiştir. Şarkıda duyulan korna sesleri şahanedir! Timur Selçuk 3 adını taşıyan albümde aynı şarkının enstrümantal bir versiyonu da vardır.
Otomobil arabaya dönüştüğünde bu şarkının yerini (elbette bilinirlik ya da popülarite anlamında) Mustafa Sandal’ın şarkısı alır: “Onun arabası var / Güzel mi güzel / Şoförü de var / Özel mi özel / Bastı mı gaza / Gider mi gider // Maalesef ruhu yok / Onun için hiçbir şansı yok…” Araba, Ceza’nın Rapstar albümüne farklı bir şarkı olarak girmiş, Ayben’in katılımıyla ve Amerikan karşıtı laflarla farklı bir yöne gitmiştir.
Arabanın hüküm sürdüğü bu yıllarda da otomobil kelimesini kullananlara rastlarız. Nazan Öncel’in Yan Yana Fotoğraf Çektirelim albümünde yer alan Selim Sesler’li Otomobil, son yıllarda yapılmış en güzel şarkılardan biridir: “Bir kavuşturur bir ayırır yollar / Bir ağlatır bir güldürür yollar / Benim de yollarda aklım var / Benim de hayatta gözüm var // Gel binelim benim otomobile / Geze geze gidiverelim gene / Ben şoförün olayım senin / Tıngır mıngır gidelim her yere / Ben keten helvalar isterim / Sen Yanık Ömer’im ol benim / Ayran içelim, çöp şiş yiyelim / Yan yana fotoğraf çektirelim…”
Araba, Recaizade Mahmut Ekrem’in tek romanına da konu olmuştur. 1898 tarihli Araba Sevdası, Frenksever Bihruz Bey’in hikâyesini anlatır. Okulda bize bu romanın “edebiyatımızın ilk gerçekçi romanı” olduğu öğretilmiştir. Bihruz Bey, enteresandır: Baba parası yer; “sevmiyorum şu kaba Türkçeyi” cümlesini kurarak laflarının arasına bilip bilmeden Frenkçe sözcükler sokuşturur; Çamlıca Parkı’nda gördüğü Perives Hanım’a biraz da arabası var diye tutulur… Yalancı Keşfi Bey’in romana girmesiyle hikâye bambaşka bir yöne akar ancak bu “araba”nın bir dönem Avrupa’yla ve zenginlikle eşdeğer olduğu gerçeğini değiştirmez. Yıllar sonra, zenginlik simgesi iki otomobil olacaktır; meşhur Lüküs Hayat şarkısında saltanatı anlatırken sarf edilen sözler bunun ispatıdır: “İki tane otomobil / Biri açık biri değil…”
Taksi, dolmuş, otobüs…
Taksi, otomobilin ticarisidir ve bu haliyle şarkılara girebilmiştir. İbrahim Tatlıses’in söylediği şarkının adının Taksi olması bir tesadüften ziyade kafiyeye uygunluktandır: “Amanın yandım taksi / Şu bayanlar ne aksi / Kapıyorlar yolları / Geçemiyor bu taksi…” Fatoş Balkır, Hey Taksi’de günümüzde de süren bir soruna değinmiştir: “Yağmur yağıyor / Seller akıyor / Hay aksi // Ne bir dolmuş var / Ne bir otobüs / Hey taksi! // Her gün yolda aynı savaş / Durma yürü yavaş yavaş / Yok mu bir taksi ya da hususi? // Dolmuş dedim olmadı / Otobüs de durmadı / Hiçbiri aldırmadı // Yaya kaldım ben gene / Randevum var yedide / Yağmur geçti iliklerime // Yollar tıkandı / Çare kalmadı / Hey taksi // Bekle bekle saatlerce / Her gün böyle bu işkence // Boş yok ne aksi / Ne olur al beni / Hey taksi!..” Emrah da buna benzer bir şarkı söyler: “Hey hey hey taksi / Bütün işlerim gitti aksi / Hey, dur taksi…” Fecri Ebcioğlu ise Madam (Taksi Şoförü) adlı şarkısında Paris’te taksi şoförlüğü yapan birinin ağzından Pigalle’de rastladığı bir madam’a olan aşkını anlatır. “Mulen Ruj”da can-can yaparken seyrettiği madamın aşkından bir deri bir kemik kalan ve şarkı boyu aşkını Türkçe Fransızca anlatan asil şoförümüz şarkının sonuna doğru şunları söyler: “İnan madam sana olan aşkım çok eski / Aşka boşver koş gel çünkü yepyeni taksi…”
Dolmuşlar da şarkılara girebilmiştir: Tanju Okan’ın Maça Dolmuş’u esasen bir futbol şarkısıdır ama bir dolmuş muavininin ağzından seslendirilir. Kimi türkülerde büyük şehrin simgelerindendir dolmuş. Zaman zaman da parodisi yapılır. Devekuşu Kabare tarafından sahnelenen Astronot Niyazi, yanlışlıkla aya giden bir dolmuş şoförünü anlatır. Oyunun bir bölümü plak olarak da yayınlanmıştır. Ateş Böcekleri’nin Abidik Gubidik Twist üzerine yazdığı Dolmuş Twist, müzikli parodilerden biridir. Burada laf, belediyeye kadar uzanır: “Yollarda hep çukurlar / Olmuştur öbek öbek / Şişmansan bin dolmuşa / Ne göbek kalır ne bebek…”
Kudret Şandra’nın Çapkın Şoför’ü şahane bir kantodur: “Arabası Playmouth / Rakı içmiş olmuş dut / Ben de çakırım ağabey / Emirgan yolunu tut // Çapkın şoför uçarsın / Dalgan kıyak coşarsın / Eski model araban / Kadillak kovalarsın // Taksim, Şişli, Beşiktaş / Yavaş sür abi yavaş / Bir güzele toslarsak / Sonra işler olur yaş // Korna çalmak yasakmış / Yol derdi kalkacakmış / Şoförler kanat takıp / Fezaya uçacakmış // Mambo, twist, bossa-nova, rock / Sarışın kız çok oynak / Al yatır kucağına / El sürme dalgana bak…” Şarkı şu sözlerle biter: “Güle güle şoför abi, yolun açık olsun… Helal sana yollar, helal!” Adnan Varveren’in Zampara Şoför’ünü de bu şarkının yanına koymak gerekir.
Dolmuş İstanbul’da minibüsten farklı bir şeyi temsil eder. Onlar, minibüsün sarısına dolmuş der. Ankara’da (ve başka yerlerde) bu araçlar tek tiptir ve ekseriyetle dolmuş olarak anılır. İstanbul’da meavi minibüslere dolmuş derseniz mutlak düzeltilirsiniz. Bir de kaptıkaçtı vardır ama bu şahane sözcük ne yazık ki dilimize motorlu taşıt anlamında yerleşememiştir. (3)
Gazla ablacığım gazla!
Şoförlü şarkıların en eğlencelileri Erka Balataları için hazırlanmış bir reklam plağında karşımıza çıkar. Plağın bir yüzünde, Gülayşe, Şoför Hasan Bitirim eşliğinde Cankurtaran adlı şarkıyı seslendirir. Şarkı, bir kaza sahnesiyle açılır. Şoför Hasan ıslık çala çala tam gaz giderken birden frene abanır ve konuşma başlar: “Hanımabla ne yaptın / Kendini yola attın / Az kaldı yanacaktın / Şükür balatam Erka / Erka, canım Erka…” Sonrasında şoför “hanımabla”ya “Niye daldın böyle / Kederin ne söyle” diye sorar; “Amaaan, ben geçmişim dünyamdan zaten” cevabı üzerine kendi anlatmaya başlar: “Koştuğum ekmek parası / Gönlümde ayrılık yarası / Sürecektin kaza karası // Yattığım otel köşesi / Aklımda yârin neşesi / Çekecektim hapis çilesi // Kelepçelenseydi bileğim / Ağlardı karım benim / Öksüz kalırdı bebeğim…” Bütün bu üçlüklerin sonunda “Şükür balatam Erka / Erka, canım Erka” cümlelerinin söylendiğini hatırlatalım ve plağın sonuna zıplayalım. “Erka’dan hiç şaşmam / Başka balata takmam / Yüzüne bile bakmam / Benim hayatım Erka’m…” cümlesine “hanımabla” da katılır: “Erka, benim Erka”. Şarkı, şoförün ıslık çalarak yola koyulmasıyla sonlanır. Plağın arka yüzündeki Arabanın Aşkı, sadece nakaratı için bile dinlenmeye değer: “Dur, dur, yol budur / Şoför abi burada dur / Araban durmuyorsa / Erka Balata durdurur…” Şarkının geri kalanında bildik araba markaları sayılır, onlara kafiyeler uydurulur: ”İstanbul, Samsun, Orda / Hepsi severler Ford’u / Balatan Erka ise / Korkmadan dolaş yurdu /…/ BMC’n de pek yaman / Yükle dostum işte MAN / Enter’im Erka takmış / Kalmadı hiç bende gam /…/ Anadol’um yol alır / Murat’ımda göz kalır / Erka Balata’yı takan / Şevrole’yi yol tanır…” Şarkının sonunda Erka Balata’nın bir dünya markası olduğunu sevinçle öğreniriz: “Pakistan, Libya, İran / Suriye, Irak, Lübnan / Erka ister her zaman / Diyorlar Erka yaman…”
Zeki Müren’in araba markalarını saydığı plağı Şoför’ü ve bir dönem radyoda yürüttüğü “şoför dostum” sloganlı reklam kampanyasını analım, Erkut Taçkın’ın ilk dönem plaklarından Cadillac’ı unutmayalım, sinemaya uzanalım. Zira şoförlerden söz etmişken Şoför Nebahat’i unutmak olmaz. Dört filmde karşımıza çıkan, Sezer Sezin ve Fatma Girik’in canlandırdığı Şoför Nebahat, Metin Erksan’ın sinemamıza armağanıdır. İlk film 1960 tarihlidir ve senaryosunu Atıf Yılmaz ve Metin Erksan’la birlikte Attilâ İlhan yazmıştır. Süreyya Duru, seriyi devam ettiren isimdir ve 1964’te Filiz Akın’ın katılımıyla Şoför Nebahat’in Kızı’nı, 1965’te Şoför Nebahat Bizde Kabahat’i çevirir. 1970 tarihli son Şoför Nebahat, ekseriyetle bilinen ve Fatma Girik’li olandır. Yönetmeni yine Süreyya Duru’dur. Gececi Neşet, Deve Salim, Toto Zeki, bu serinin sinemamıza kazandırdığı karakterlerdir. Ancak bu yazıyla konu olacak asıl şey, filmin şarkısıdır. İlk kez 1964 tarihli filmde Sami Hazinses’in (Ahmet Üstün sesiyle) söylediği bu şarkı, 1970 tarihli filmde de karşımıza çıkar: “Haydi Nebahat abla / Dodge arabana atla / Dümenimiz yolunda / Gazla ablacığım gazla // Taksim, Şişli, Sarıyer / Durmadan hemen gider / Ablacığım ne olur / İstinye`de duruver // Saçları dalga dalga / Canım Nebahat abla / Sevdiğim İstinye`de / Gazla ablacığım gazla…” Şarkıda geçen Dodge, Şoför Nebahat’in film boyunca kullandığı İstanbul T 59989 plakalı dolmuştur.
Kadın Şoför, bir taş plakta Bayan Semiha tarafından seslendirilen bir şarkının adıdır: “Bana kadın şoför derler / Aşarım uçan kuşu / Bana deli şoför derler / Tırmanırım yokuşu // Yolda kornamı çalarım / Erkekleri parçalarım /…/ Yolda yarış yaparım / Güzellere çatarım…” Bayan Semiha’nın bu sözlerini çekici bulan (adını bilmediğimiz) bir erkek eşlikçi şarkının içine sızar: “Aman şoför, yaman şoför / Ey kaşları keman şoför / Benim işim duman şoför…” Aysel Saygı ve Osman Bayşu’nun birlikte söylediği Abdullah Bayşu bestesi Şoför, taş plaktan bize ulaşan başka bir şarkıdır.
Dipnotlar:
1. Uçak şarkısı yok derken taş plak döneminde yapılan kimi plakları unutmuyorum elbette: Semiha Hanım’ın seslendirdiği Teyyareler şarkısı, Muganni Hamid Bey’in seslendirdiği Yesari Asım Arsoy bestesi Kız Binelim Teyyareye ve Zaralı Halil’in Türk Kuşu Şarkısı o dönemden kalma enteresan belgeler. Feridun Düzağaç’ın 2001 tarihli şarkısı Uçak ise daha ziyade çocuklukla ilgili.
2. Evde notlarım arasında buldum bu dörtlüğü; zamanında yanına “Salah Birsel – Ahmet Rasim’in şarkısı” cümlesini yazarak not etmişim ama Birsel’in bunu nerede nasıl söylediğini yazmamışım. Yazıyı son hale sokarken Birsel’in kitaplarına hızla göz attım ama onca kitap arasında bu cümleyi görmek ne mümkün! Başka kaynakları karıştırdım, İsmail Baha Sürelsan’ın Ahmet Rasim ve Musiki kitabına göz attım, bu sözlere rastlamadım. Yine de sözler güzel ve Ahmet Rasim’den ziyade Salah Birsel’e yakıştığı aşikâr. Burada bu şerhi koyayım, her iki yazarı/şairi saygıyla anarak bu dipnotu bitireyim.
3. Dolmuş bahsinde bir şeyi itiraf etmek durumunda hissettim kendimi nedense… Levent Yüksel’in ilk albümünde yer alan Beni Bırakın adlı şarkıda geçen “Sustu haykıran şehir / Son kuşlar havalandı” kısmını yıllarca “Sustu haykıran şehir / Dolmuşlar havalandı” olarak dinledim ben! Şehre bir güzelleme, eski zamanlara gönderme olduğunu düşünüyordum o zamanlar. Gerçeği öğrendiğimde bozuldum elbet ama alışkanlıkla hala öyle söylediği zamanlar oluyor.
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











