Hasretinden Prangalar Eskittim
Üç şairin benim nazarımda yeri ayrıdır: Nâzım Hikmet, Attilâ İlhan ve Ahmed Arif. Üçünü de sadece şiirlerinden tanırım. Nâzım, ben doğmadan önce öldüğü için onu görme şansım olmadı ama Attilâ İlhan ve Ahmed Arif’le aynı yıllarda ve şehirlerde yaşamış olmayı kendim için büyük şans sayıyorum. Ahmed Arif’i Ankara’ya ilk geldiğim yıllarda zaman zaman Karanfil Sokak’ta ya da Mülkiyeliler’in önünde görürdüm. Bir kere imza gününe denk geldim, yıllardan sonra düzenlediği ilk imza günüydü. Adetim olmamasına rağmen gittim ama kalabalıktan değil kitap imzalatmak, kendisini bile göremedim. Kimi zaman önümde yürürken sessiz sessiz takip ettim. Hep konuşmak istedim, hep çekindim. Bir final döneminde, yurda kapanmış bilmem kaç gün ders çalışmış ve bunun üzerine hiçbir şeyden habersiz okula gelmişken Cumhuriyet’in ilk sayfasında gördüm cenaze haberini: “Ahmed Arif mi öldü” diyebildim sadece… Sesiz sedasız ölümüne, en çok bundan haberdar olamayışıma üzüldüm.
Bu yazı, Ahmed Arif’in bestelenmiş şiirlerini okura aktarmayı amaçlıyor. Aynı zamanda (diğerleri yine mevsimsiz.com’da yayınlanmış) bir üçlemenin son ayağı. Nâzım’la ilgili olan bölüm Nikbinlik dergisi için yazılmıştı. Attilâ İlhan bölümü ölümünün ardından Milliyet Sanat’ta yayınlandı. Ahmed Arif bölümünü ise yıllar önce Ulaş Özdemir’in isteği üzerine çıkarttığım notlardan yararlanarak hazırladım; burada ilk kez yayınlanıyor.
Yazının başlığı için en uygun dize elbette Ahmed Arif’in tek kitabına adını veren dize olmalı. Ölümünden yıllar sonra “yeni” bir kitap yayınlandı (Yurdum Benim Şahdamarım), bu heyecan verici bir durumdu ancak Ahmed Arif hâlâ o tek kitabıyla akıllarda… Bunun için bu yazıda farklı bir yol izleyelim: Kitabı önümüze alalım, şiirleri sırayla okurken onlardan yapılmış bestelere (hatırlayabildiğimiz kadarıyla) kulak kabartalım. Ahmed Arif’i merak edenlere de Refik Durbaş’ın hazırladığı Kalbim Dinamit Kuyusu ile Ahmet Oktay’ın onun şiirini irdelediği Karanfil ve Pranga’yı salık verelim.
Haberin var mı taş duvar
Kitabın ilk şiiri Sevdan Beni. Genellikle Rahmi Saltuk’un bozuk prozodili bestesiyle bilinir. Ancak Cem Karaca – Dervişan’ın 1977 tarihli şahane albümü Yoksulluk Kader Olamaz’a damgasını vurmuş o uzun şarkının (elbette adı Sevdan Beni) tadı başkadır. Rahmi Saltuk yorumu önce bir 45’lik plakta karşımıza çıkar; arka yüzünde Sevda Türküsü olan bir 45’lik plaktır bu. Şarkı, sonradan sanatçının değişik albümlerine değişik düzenlemelerle girer. İkinci şiir olan İçerde de Rahmi Saltuk tarafından bestelenmiş, Dağlarına Bahar Gelmiş Memleketimin adıyla farklı albümlerde kullanılmıştır.
Fikret Kızılok bu iki şiiri 1975’te kurduğu grubu Tehlikeli Madde’yle yaptığı bir 45’lik plakta birleştirir. Zafer Dilek Orkestrası elemanlarından Ataman Hakman ve Sahir Kayahan, bir ara Moğollar’ın klavyeciliğini üstlenmiş olan Turhan Yükseler ve daha önce amatör çalışmalar yapmış olan Siret Yurtsever ile Eser Sayıner, Tehlikeli Madde’nin elemanlarıdır. Haberin Var mı / Kör Pencere - Ay Battı, topluluğun yegâne plağı olarak dikkat çeker. Sevdan Beni ve İçerde adını taşıyan iki şiirin Kızılokça yorumudur bu şarkılar. Kör Pencere’ye bağlı olarak plağa alınan Ay Battı ise popüler müziğimizin enstrümantal şarkıları arasında özel bir yere sahiptir. Haberin Var mı, yakın zamanlarda Funda Arar tarafından çok şık bir düzenlemeyle yorumlanır. İçerde, Arkadaş filminde Âzem’in (Yılmaz Güney), Melike’ye (Melike Demirağ) okuduğu şiirdir aynı zamanda. Filmde kitap (o dönemde dördüncü baskıya ulaşmıştır) uzun süre gösterilir.
Karanfil Sokağı, Çukurova’yı ve Cibali tütün işçilerini anlatan Yalnız Değiliz, Merhaba ve Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden, görebildiğimiz kadarıyla bestelenmemiş Ahmed Arif şiirleri. Akşam Erken İner Mahpusâneye ise Cem karaca tarafından bestelenmiştir ve Töre abümünde karşımıza çıkar. Karaca’nın, Ahmed Arif’in ölümünden sonra bu şarkıyı konserlerinde bütün ışıkları karartarak onun anısına okuduğuna bizzat şahit olmuşuzdur. Aynı şiirin farklı bir yorumunu Fuat Saka seslendirmiştir.
Rüya bütün çektiğimiz
Sıradaki şiir, Suskun. Bu şiirin “Rüya, bütün çektiğimiz. / Rüya kahrım, rüya zindan. / Nasıl da yılları buldu, / Bir mısra boyu maceram… / Bilmezler nasıl aradık birbirimizi, / Bilmezler nasıl sevdik, / İki yitik hasret, / İki parça can.” dizeleri ilk Fikret Kızılok tarafından bestelenir. Kızılok’un İki Parça Can adını verdiği bestesi Zaman Zaman albümünde karşımıza çıkar. Şiirin bu bölümüne, daha sonra, Ahmet Kaya’nın Ağlama Bebeğim adlı albümünde de rastlarız. Kaya’nın bestelediği Suskun, sonradan Yıldızlar ve Yakamoz albümüne de yeni bir düzenlemeyle alınır ancak Ahmed Arif’in ailesi “bizden izin alınmadı” diyerek bu şarkının albümden çıkartılmasını ister. Yıldızlar ve Yakamoz’un sonraki baskılarında Suskun’un yerini bir Aşık Mahzuni Şerif türküsü olan Ben Beni alacaktır.
Ay Karanlık, Cem Karaca tarafından bestelenir ve Moğollar eşliğiyle seslendirilir. En güzel Ahmed Arif şarkılarından biridir. Vay Kurban ise, en çok bestelenen Ahmed Arif şiirlerindendir. Bir bölümü Cem Karaca – Dervişan’ın yukarıda andığımız Yoksulluk Kader Olamaz albümüne girmiş, Hüveyda Evis bu şiiri Mustafa Budan bestesiyle seslendirmiş, aynı şiirin son bölümü Grup Yorum’un Cemo albümünde Gün Ola adıyla karşımıza çıkmıştır. Onur Akın’lı Grup Baran da Topraksız Dağlar / Kuytuda Başak albümünde bu şiirin bir bölümünü Seni Sevmek Felsefedir adıyla seslendirir.
Unutamadığım, Grup Baran’ın aynı albümünde seslendirdiği bir başka şiirdir. Sadık Gürbüz ve Cem Karaca bu şiiri ayrı ayrı besteler. Cem Karaca bestesi, Dervişan eşliğiyle Nem Kaldı albümünde yayınlanır. Kara, Cem Karaca albümlerinde karşımıza çıkan bir başka Ahmed Arif bestesidir. Fehiman Uğurdemir bestelemiştir ve bu beste Karaca’nın Edirdahan’la yaptığı 1978 tarihli Safinaz’da yayınlanır. Aynı şiiri Rahmi Saltuk ve Grup Ekin de farklı zamanlarda besteler.
Vurulmuşum dağların kuytuluk bir boğazında
Bu Zindan, Bu Kırgın, Bu Can Pazarı adlı şiirin “Duyar mısın, anlayıp sızlar mısın ki?” dizesiyle başlayan son bölümü Fikret Kızılok tarafından bestelenir ve ilginçtir, bu besteyi bir 45’lik plağında Timur Selçuk seslendirir. Popüler müziğimizin tuhaf güç birliklerinden biridir bu. Plağın üzerinde “Söz: Derleme” yazar. Fikret Kızılok, sonraki yıllarda hiç seslendirmez bu şarkıyı. Ahmet Kaya, Ahmed Arif’in ölümünden sonra yaptığı Başım Belada albümünde sıradaki şiiri (Uy Havar!) müzik eşliğinde okur. Etkileyici bir yorumdur bu ve “Oy sevmışem ben seni…” dizesi can yakar.
Anadolu, birden fazla besteye sahip şiirlerdendir. Fikret Kızılok ve Dalga neredeyse yirmi yıl aralıkla bu şiiri bestelemiş, Dalga’nın yorumu Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek albümünde yayınlanırken Fikret Kızılok’un bir 45’lik plağında seslendirdiği beste, yıllar sonra Anadoluyum ’75 adıyla da dinleyicilere ulaşmıştır.
Leylim – Leylim, Taci Uslu’nun tek albümünde karşımıza çıkar. Kitaba adını veren Hasretinden Prangalar Eskittim ise Ahmet Kaya tarafından (önce Ağlama Bebeğim’de, sonra yeni düzenlemesiyle Başım Belada albümünde) seslendirilmiştir. Bu bestenin yarısından sonrası aynı kitapta yer alan ve bu şiirden sonra gelen Diyarbekir Kalesinden Notlar’dan alınmıştır. Hoşça kal Yarın filminde Deniz Gezmiş’i canlandıran Berhan Şimşek bu şiiri hücrede okur.
Vurun ulan vurun, ben kolay ölmem
Kitabın son iki şiiri, Diyarbekir Kalesinden Notlar ve Adiloş Bebe’nin Türküsü ile Otuzüç Kurşun, Ahmed Arif’in en çok bestelenen şiirleridir. Farklı kesimlerden farklı isimler farklı tarzlarda bestelemişlerdir bu iki şiirin farklı dizelerini. Örneğin Fuat Saka, ilk şiirin bir kısmını Ayrılık Türküsü albümünde yorumlar: Açar Kan Kırmızı Yediverenler… Şiirin Adiloş Bebe’yi anlatan kısmı ise pek çok kez bestelenir. Bunlar arasında en dikkat çekeni ATTF (Avrupa Türkiyeli Toplumcular Federasyonu) İşçi Korosu’nun yorumudur. Müziği, M. Erdemir’e aittir. M. Erdemir, koroyu çalıştırdığını bildiğimiz Tahsin İncirci’nin müstear adıdır.
Adiloş Bebe’nin, ‘70’li yılların sonunda fırtınalar kopartan iki bestesinden biri Sadık Gürbüz’e aittir. Gürbüz, bu besteyi 1975’te Kara Çarşaflı Gelin filmi için yapar ve orada seslendirir. Şarkının plağı filmin müziği olarak yayınlanır. Ayrıca bu şarkı Sadık Gürbüz’ün Sevdadır albümüne de alınır. Aynı besteyi, Cem Karaca – Dervişan, Yoksulluk Kader Olamaz albümünde yorumlar. Şiirin diğer bestesi 1978 tarihlidir ve Edip Akbayram’ın bir 45’lik plağında karşımıza çıkar. Bu, Akbayram’ın az sayıda bestesinden biridir. Şarkı, yeni bir düzenlemeyle sanatçının Şahdamar albümüne de girmiştir.
Adiloş Bebe, yıllar sonra Moğollar tarafından bestelenir ve bu yorum, topluluğun 2004 tarihli Yürüdük Durmadan albümünde yer alır. Ancak farklı bir Adiloş’tur bu: Büyümüştür ve bugünkü durumu Can Dündar’ın yazdığı sözlerle anlatılır şarkıda.
Otuzüç Kurşun ise hem albümün en uzun şiiri, hem de çok bereketli: Değişik bölümleri bestelenmiştir. Baran, Rahmi Saltuk, Zülfü Livaneli, Cem karaca, Fikret Kızılok, Esin Afşar ve Ciwan Haco, tespit edebildiğimiz kadarıyla bu şiirin değişik bölümlerini besteleyenler ya da seslendirenler. Esin Afşar’ın seslendirdiği Vurulmuşum, esasen bir Fikret Kızılok bestesi. Zülfü Livaneli’nin bestelediği Kirvem, Atlının Türküsü albümünde yer alan etkileyici bir çalışma. Ciwan Haco’nun Sî û Sê Gûle albümüne adını veren şarkıyı, Otuzüç Kurşun’un Nedim Hekarı tarafından yapılmış Kürtçe çevirisi üzerine Haco bestelemiş. Ancak bütün bu Otuzüç Kurşun’lar arasında en etkileyici olanı Cem karaca’nın Töre albümünde seslendirdiği kendi bestesi. Şiirin, “vurulmuşum dağların kuytuluk bir boğazında” dizesiyle başlayan bölümünden hemen önce şarkıya giren ezan başlı başına muazzam bir etki yaratır. Albümün kaset olarak yayınlanan ilk baskılarında rastlayacağımız bu ezan sesi CD baskılarından çıkartılır ama bilenlerin kulağında hep özel bir yerde kalır.
Son olarak Ahmed Arif’in ilk kitabına girmeyen ancak bir dönem elden ele dolaşan bir şiirinden söz edelim: Kalbim Dinamit Kuyusu… İlk kez Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu şiir, sonradan Refik Durbaş’ın söyleşi kitabının sonunda halkın karşısına çıkar. Ahmed Arif’in ölümün ardından yayınlanan kimi kitaplara alınır ve nihayet Yurdum Benim, Şahdamarım adlı kitapta yayınlanır. Rahmi Saltuk, bu şiiri de bestelemiş ve Umut Türküleri adını verdiği albümde aralara serpiştirmiştir. İki bölümün müziği Rahmi Saltuk’undur, bir bölümünki de “Geleneksel Zazaca halk melodisi” notuyla albüme alınmıştır.
Bilinen, bizim tespit edebildiğimiz Ahmed Arif besteleri bu kadar. Elbette eksiklerimiz, unuttuklarımız, görmediklerimiz vardır. Bıraktığı bunca az şiire rağmen bu kadar bestelenmiş olması Ahmed Arif’in halk nezdinde büyüklüğünün bir ispatı. Nice ozan geldi geçti bu topraklardan ama pek azı onun kadar benimsendi. Onu görebilmiş, dinleyebilmiş, ardı sıra yürümüş olmanın kıvancını hep içimde taşıyacağım.
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











