Hey Gidi Karadeniz
Çevre duyarlığı ve doğayı koruma bilgi ve bilincinin yeterince benimsenmediği toplumumuzda, bu sorumsuzluk özellikle 1970 yıllarından sonra bizzat devlet eliyle yönetilmiş ve yönlendirilmiştir. Çevre ve doğaya duyarlı, kişi, grup, dernek ya da benzeri oluşumların çalışmaları görmezlikten gelindiği gibi, bu çalışma içinde yer alan kişiler ya azınlık veya ileri bir yakıştırmayla serseri sokak çeteleri konumuna indirgenmiştir. Eğer bugün ülkemizde çevre ve doğayla ilgili bir dizi yanlış uygulama, doğa katliamı, orman yangını, çevre kirliliği haberleri vb. okuyor, görüyor ve duyuyorsak toplumsal sorumsuzluğumuzun bu konudaki ağırlık payını da felaketin içine katmamız gerekiyor.
Genelinde dünyamız, özelinde ülkemiz ciddi bir felaketin eşiğindedir. Amacım felaket tellallığı yapmaktan öte bir konuya güncel bir uyumsuzluğa parmak basmaktır. Ne yazık ki çokça adından söz edilen küresel ısınma, çölleşme (kuraklık ve susuzluk)ve doğanın kirlenmesi; bizleri, sorumluluğumuzu kavrama açısından zorlamaya başlamıştır. Kısaca her şey apaçık ortaya çıkmıştır. Doğaya saygısızlığı erdemsizlik kabul etmekteyim.
Betonlaşma, açlık, sefalet, köyleşen kentler, susuz nehirler, kirlenmiş denizler, çölleşen topraklar, küresel ısınma, nesli yok olan hayvanlar gibi peş peşe ekleyebileceğimiz ve yaşamımızı olumsuz etkileyen yaşam alanımızı daraltan bütün olaylar; bireyin, toplumun, ülkelerin ve dünya insanlığının müşterek yüzkarası olarak güncelliğini korumaktadır. Günü kurtarmakla insan, kendini kurtaramaz bu böyle bilinmelidir.
Geçen gün seyrettiğim bir belgesel bu yazıyı yazmama neden oldu.
Doğu Karadeniz Otoyolu.
Otoyolun sessiz ve sedasız şekilde tam bir doğa katliamı yapılarak bitirildiğini bilmiyordum. Samsundan Hopa’ya kadar yapılan otoyolun; doğu Karadeniz kıyısındaki köylerde, beldelerde ve illerde yaşayan insanları denizden kopardığını görünce içim acıdı. Deniz tutkunu olarak bunun ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum.Tirebolu’da bunun için mücadele verildiğinden bir tünel geçişiyle sorunun halledildiğini öğrendim. Sonuçta o güzelim kıyılar- sit alanı bazı kıyı ve koylar yasayla sit alanı dışarısına çıkarılarak- koylar, balıkçı köylerinin sandal barınakları iri iri kayalarla ve deniz doldurularak otoyol bitirilmişti. Karadeniz güzel bir yola kavuşmasına kavuşmuştu da, bu kıyıda yaşayan insanlar denizden koparılmış, dolgu malzemesi için sahil içlerindeki ormanlar, koca koca dağlar yok edilmişti.
Doğu Karadenizli, otoyol için ikiye bölünmüştü. Üniversitelerde hazırlanan seçenekli projelerde kıyıya zarar vermeden otoyolun açılması mümkündü. Ancak bu projeler uygulanmadı. Uygulanmama nedenini tahmin etmemiz zor değildir. Çevreci insanlar bir şekilde sindirildi. Bunun bir örneği Tirebolu’da adam öldürme olayı olarak yaşandı. Karadenizli yapılan işin bir çevre katliamı olduğunun farkına, otoyol bitip deniz yerine önünde Çin Seddi gibi duran dolgu otoyolu gördüğünde varabildi. Bundan ötesini kıyıların gelecekteki durumunu siz düşünün artık. Karadenizin binyıllardır oluşan yeşil ve güzelim kıyıları şimdi beş senede yeniden oluşacakmış, ortalıkta konuşulan palavra bu. Bu Karadeniz benim bildiğim Karadeniz o azgın denizse; bu otoyolu bir gün onu yapanların kafasına geçirebilir. Deniz, insan gibi düşünmez. Temenni etmediğim umudum bu.
Bu yazının, Kastamonu’yla olan ilgisine gelince işte burası çok önemli. Kastamonu, Karadeniz’de en uzun sahili olan ildir. Seçim beyanlarından anladığımız, otoyolun Sinop’tan Adapazarı’na oradan İstanbul’a bağlantısı söz konusu. İlk planda da Sinop ve Kastamonu var. Otoyol Projesinin nereden ve nasıl geçtiği konusunda ise hiçbir fikrim yok.
Otoyolun Doğu Karadenizden geçtiği gibi Batı Karadeniz’in de bütün kıyıları tahrip ederek geçmesini kesinlikle istemiyorum. Tüm bölge basınını ve kamoyunu bilgilendiriyor ve uyarıyorum. Bölgenin yol gereksinimi açıktır. Ancak maliyeti pahalı bile olsa bu otoyolun kıyı hattına zarar vermeden, iç kesimlerden geçmesine asla itirazımız olamaz.
Gerze, Abana, Çatalzeytin, Doğanyurt, İnebolu, Cide, Kurucaşile, Amasra, Bartın, İnkumu, sahillerinin... doldurularak otoyol yapılmasını düşünmek bile istemiyorum. Cide Gideros Koyu’nu -ki görenler bilir- içinden kenarından sahilinden bir otoyol geçtiğini hayal ediniz. Bu doğal bir felaket olacaktır başka bir şey değil.
Ülkemizin birçok doğa harikası ve tarihi kültür mirası yok edilmiştir. Bunları anlatmam gereksiz. Akdeniz ve Ege kıyılarının durumu ortadadır. Yirmi yılda çok şey olmuştur. Bu nedenle Samsun-İstanbul( Gerede) yolu ile Gerede’den Bartın hattına uzanan karayolunun arasında kalan Batı Karadeniz üçgeni bozulmamış doğal alan olarak mutlaka kalmalıdır. Doğa ve çevre adına yapılan bilinçli bilinçsiz kıyımlar bu bölgede tekrar edilmemelidir. Telafisi mümkün olmayan doğal kıyıma neden olabilecek küçük büyük her türlü proje yeni baştan gözden geçirilmelidir.
İnsanın çevresiyle yaşayan bir varlık olduğunu hatırlatarak, en yakın dostumuzun bütün düşmanlığımıza rağmen doğal çevremiz olduğu gerçeğiyle konuyu tüm hemşehrilerimin ve ülkemizin çevreye duyarlı insanlarının dikkatine sunuyorum.
Saygı ve sevgiyle kalın.
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











