Mevsimsiz
Benceajans
Önder Küçük - Aşkım

Alanya: Tarımdan Turizme Erozyon

 

 

Yaşam  basit kavramların üzerine kurulu:  “aş– iş-ev” Bundan ötesini biz, sanırım  abartıyoruz.  Dün bu üçüne sahip olan insan mutluydu. Bugün ve yarın da en mutlu insan  aşı, işi ve barınacağı evi olan insan olacaktır. Temel İnsan Haklarından uzak 1 milyardan fazla insanla aynı gezegeni paylaşmak, barınma sorunlarımızın hala sürdüğünü ve süreceğini göstermektedir.

Benim anladığım mimarlık; toprakla evi, evle insanı  buluşturma sanat. Dünyanın ekonomik faaliyetleri doğrultusunda  kırsal – kentsel mimari tasarımlardaki dengeler son yıllarda daha hızla  değişmeye başladı. 

Denge değişiminden dünyada herkes doğal olarak payını alıyor. Göçler, -göçlerin gerekçeleri - sıklaştıkça yaşam kalitesi o hızla düşmeye, yaşam alanları  “daha iyi yaşam “  hayallerinin çok gerisinde kalıyor.

 “Göç”, tüm dünyada şehirleşme planlarını alt – üst eden baskı unsurudur.

Göç’ün birinci  nedeni yoksulluktur. Yoksulluğu tetikleyen ise  de erozyon. “Erozyonla mücadeleyi devlet politikası yapmayı” amaçlamış bir Vakfın temsilcisi olarak, verdiğimiz haklı  mücadeleden övünç duyuyorum. Hep aynı şeyleri söyledik, söylemeye de inatla devam edeceğiz.Çünkü; toprak yaşamın anasıdır.

Zaten toplam arazisinin ancak üçte ikisi  tarımsal üretime elverişli olmayan Türkiye, tarım alanlarından yılda 500 milyon ton, ülke yüzeyinden yılda 1.4 milyar ton ve bitki besin hammaddesi olarak ta  yıllık 90 milyon ton kaybetmektedir. Peki ya maliyeti derseniz, kaba bir hesap yapalım; Bir hektar erozyon kontrolünün  maliyeti ortalama 1000 dolar. Türkiye`nin erozyondan kurtarılması için yapılması gereken harcama 61.2 milyon dolarTürkiye`de erozyon kontrolü yapılacak alan 58 milyon hektar( 40 yılda yapılan  3.5 milyon hektar )  Bu hızla gidersek erozyon kontrolü için gereken zaman 618 yıl. Koskoca 618 yıl, kimin ömrü yeter, kim görür? demeyin. Devletler gelir –gider, insanlık baki kalıyor çünkü.

Yoksulluğu  tetikleyen bir somut bilgi de şu;   Türkiye’de 2000 yılı itibariyle  4 milyon 469 bin kişi bir yerden başka bir yere göç etmiş. Bundan en çok payı da İstanbul’u geride bırakan Antalya  almış.( net göç hızı  binde 47  kaynak: DİE  )

Alanya, Alanya, ah Alanya !

 157.643 hektar arazi varlığı ile ülke yoksulluğunun yarattığı  göçün yükünü taşımaya çalışan “ hamal ” kentlerimizden sadece biri.

Tarımdan turizme geçiş sürecinde,  kendi dinamikleri ile sosyal-kültürel-politik ve ekonomik gelişimini  tamamlayamamanın sıkıntısını yaşamakta. Adeta, kıt sütüyle kendi çocuklarını ve  mahallenin çocuklarını emzirmeye çalışan bir anne, Alanya. ( Keçilerin bir suçu yok !)

Erozyon, karşı karşıya bulunduğumuz en büyük tehlike.

Çözüm, halkın daha fazla çevre ve kültür değerlerine sahip çıkmasını sağlayacak iletişim kanallarını açık tutmakta.

Kentlerin, umudun mıknatısları “ olmasını istiyorsak;  hedefimiz; yeni bir  tüketim ahlakı ve hoşgörü olmalıdır.