Mevsimsiz
Benceajans
Günay Günaydın - Kamer Çerileri

Aynanın Çalışma Prensibi

Sahne Düzeni: Bir sandalye sahnenin tam ortasındadır. (Kendisinden oldukça emin bir şekilde konuşmaya başlar. Anlatmaya başlamasından bir süre sonra bir şeylerden rahatsız olur. Rahatsız olduğu şeye bakar. Sol tarafındadır. Aslında anlattıklarını o şeye anlatmaktadır. Anlattıklarını ona ispatlama çabasındadır. Zaman zaman oldukça profesyonel tavırlarla oyunu anlatırken, kimi zaman kendisi bile emin değildir anlattıklarının gerçek olduğundan.)

“Bir varmış ve diğerleri aslında hep varmış...” ...diye başlar bu hikâyenin özü ve sözü. Gördüğümüz onca hikâyenin masala sıçramış vaziyetini biliriz ki hikâyenin özü de sözü de Bir. Vaziyeti ve üslubu duruma bağlama telaşına girmeden, kısaca saçmalamaktır niyetimiz. ( rahatsız olduğu şeye bakar, oayını aldıktan sonra devam eder) (onayın vermiş olduğu heyecanla)

Evet; “Bir varmış ve diğerleri aslında hep varmış...” adabıyla, endamımıza çeki düzen verip seyre dalalım âlem-i rivayet-i ve bilakis reziliyeti. Temkinli olun ha baylar ve Bayan İnsanları, aman ha erkeğinizin yanından ayrılmayın ki, şaha gelip tay olmayalım. Efendim! Vardır bir meramımız ki, çıktık berisine perdenin. Yıllardır söze gelip göze gelemeyen, muhakeme meydanıdır bu endişeye kurban giden varlığımız. “Düşünüyoruz, o halde varız”lardan sıyrılıp, cinslerin düşüncesizliklerinden bahsedeceğiz. Yanlış anlayıp da kafamızı boşuna yormayın a dostlar; cinslerin cinslikleri icabı cins cins kelam ve vukuatlarıdır meramımız. Bir bakıma Güdü denilen, içsel ve cinssel duruşumuzdur söz konusu olan maruzat. Umarız anlaşılmıştır kabaca zikrimiz. Sabreyleyin muhteremler, dikizleyeceğimiz üzere anlaşılacaktır bunca sözlerin özü. Eskilere gideceğiz, eskitmeden ve eksiltmeden şimdiyi.

(Rahatsız olduğu şeye bakar. Beğenmemiştir o. Eliyle bir kerecik daha diye işaret ederken, rahatsız olduğu şeyden büyük bir azar işitir. Sıkılmıştır artık. Umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılır. Bir an kendisini inceler, süzmeye başlar… Rahatsız olduğu şeye kızmıştır. Ona seslenir;) Heeeey! Ben, Ben böyle değildim ki. Sonradan olmayım. Ben bu da değilim Buda da.. Çok normal tavırlarım vardır. Trip de atmam kimseye. Millet konuşur ben susarım. İyi geyik avlarım zamanı gelince, Az kitap okudum ki ben, Ondandır suskunluğum. Hani cevap veremezsem suallerinize, İşte Ondandır... Ben böyle değildim ki. Dedim ya sonradan olmayım. Hani cebimde param olsa neyse, Yorganım da benim değil ki ayağımı rahat rahat uzatayım. Herkes bir şeyleri sahiplenmiş gidiyor. Ama işte akılları yetmiyor.. Kimisi, ben sevdim mi adam gibi severim, der... Bense hep kadın gibi sevmeyi istemişimdir. Hiç sevemedim ki adam gibi. Acaba diyorum, adamsızlığımdan mıdır bu kaynak? Sonra, -oğlum sevmişsin ama adam olamamışsın demezler mi? Ne cevap veririm? Dedim ya cevap veremiyorum suallere. Ben böyle değildim ki, Ben hiç adam olmadım ki, Ben hiç sevmedim ki, Benimkisi başka bir şey. İşte ben, Hiç öyle bir şey olamadım. Ne vurdum ne de duydum. Bari vurdumduymaz olsaydım. Belki bir gün bende adam olurum he?

(Büyük bir heyecanla, umutludur. ) Olur muyum dersin? Olurum belki be? ( rahatsız olduğu şey, beğenmemiştir. Kendisine bir şey fırlatır. ) ( Rahatsız olan şey İsyan eder ) Yeter artık ya! Günlerdir ne olduğunu anlayamadın gittin! Ben mi anlatayım sana senin ne bok olduğunu! Ben hiç bir şeyim, anlamıyor musunuz, hiçbir şey! Hemen her gün gelip karşımda saçma sapan bir şeyler yapıyorsun. Oysa beğenmeyen de sensin, oynayanda, bir şeyleri fırlatanda sensin. Ben neyim he? Söyler misin neyim ben? Ben–Siz ’ siniz... Sanki boşluğumdaydı yaşam, Arkamdaydı sanki ömrüm, Ne yapayım? Üstümü başımı alıp gideyim mi? Yoksa arkamdaki gözlere mi dalayım? Oy felek...! Söyle ne yapayım ben şimdi? Gözlerimi kapatayım mı? Susayım mı yoksa? Önce gözlerime girdiniz, Sonra gözüm oldunuz, Nereye baksam siz siniz. Nerde otursam kafamdasınız... Ne yapsam siz siniz... Siz hep, benden öteye gidemeyip siz kaldınız... Ya ben kimim ? Hayalim gönlüme girip girip çıkıyor. Gönlüm hep aynı, siz siniz...! İçimdeki siz, hep ben oldunuz... Ya ben? Ben kimim söyler misiniz? Siz miyim? Yoksa siz mi ben siniz ? Gelir günler yaram sarılır, Ve o günler gelip geçer yaraları deşip... Bir yanım acemi, Diğer yanım amatör... Siz hangisi-siniz ? Peki, ben ne yandayım? Gökyüzünün ıslak yağmurlarında Hangi damla ben ‘ im. Ve hangisi içime doğru akıp gitmekte? Toprağa çizilmiş ölüm stratejisi, Neden benim yakınımdan geçiyor? Ellerim, Ellerim neden bütün dalları kırıyor? Ve ben neden tutunamıyorum bulutlara... Nedensiz... Neden-SİZ...? Neden...? Ne ? Ne var ? (seyirciye oynar) Geriye bir tek bahar kaldı, üzerindeki sevdam, Geriye bir ben kaldım, siz-inle, Geriye bir tek zaman kaldı, Gerilmiş zaman...! Geçmiş zaman...! Çok uzak... O gösterdiğin yollar bana çok uzakta kaldı, Şimdi, yakında, bu sabah, akşama doğru, giderken, az önce...! ve yine şimdi...! Aranızdaydım... Arkanızın tam önünde, Size doğru, sizden tam geride, Gölgenizin hemen üzerinde, yerin altında, Şimdi gözünüzün önünden geçtim, Sıyrıla sıyrıla, Sürüne sürüne, Gözlerinizin önünden küçük bir göz gibi geçtim...! Hissetmediniz mi? Duymadınız mı ayak seslerimi? Ya! Az önce geçtim işte, Şimdi, Birazdan, Bu sabah, Gece görüşünde, Siz giderken, Hani ben hep dururken, İşte az önce... Fark et-me-di-n-iz mi? Ooff, of...! Neyse, Ben kalkayım artık... Rahatsız ettim... Neden mi? Neden–SİZ. Başını önüne eğer, dizlerinin önüne çöker; Ben bir aynayım. Hemen her gün herkesin kahrını çekiyorum. Siz hiç ayna oldunuz mu? (ağlar) lütfen benim yerime bir dakika ayna olun. Şu kızdan neler çektiğimi anlayacaksınız. Ben bu evin aynasıyım. Ama ben artık başkalarını oynamak istemiyorum. Kendimi istiyorum, kendimi... Lütfen yardım edin (elini uzatır Seyircilere doğru) lütfen... Sahne kararır…

  • Son Eklenen Yorumlar
  • Gerçekten değişik bir oyun... ilginç, ama güzel...
    Cemile özkoku tarafından yazılmış.