Mevsimsiz
Benceajans
Celal Hikmet - Hemzemin Geçit

Ruhi Su’yu Ölümünün 21. Yılında Anarken

       

Ana benim memleketimde bugün

İnsan kanı sudan ucuz

Oysa en güzel emek insanın kendisi

Kolay mı kan uykularından kalkıp

Türküler söylemesi.

 

Türküleri anladım her ne dilde  söylenirse söylensin  diyordu Nazım, Ruhi Su ’da ona uyarak tekrarlıyordu,bir duyguyu anlamak için o dilin bilinmesinin şart olmadığını çünkü biliyordu türküler hangi renk olursa olsun halkların kardeşliğiydi. Onu “tanımayanlar” için kısa biyografisini verecek olursak:

Mehmet Ruhi Su, 1912’de Van’da doğdu. Hiç tanımadığı anne ve babasını "Ermeni tehciri" sırasında kaybettiği biliniyor. Çocukluğunu yanlarına verildiği yoksul bir aiIe ve öksüzler yurdunda geçirdi. Bir ara İstanbul’da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti. Adana Öğretmen Okulu’nda okurken, Ankara’ya Müzik Öğretmen Okulu’na girmeyi başardı. 1935’de Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası’nda çalıştı, bir süre radyoda türkü söyledi. Söylediği bir türkü yüzünden radyodaki işine son verilen Ruhi Su, 1952-57 yılları arasında 1951 TKP tevkifatı dolayısı ile hapis yattı. 1960’ta İstanbul’da Taksim Belediye Gazinosu’nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975’te Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978’den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985’te öldü. Ruhi Su’nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü...

         Biyografisinde’de değinildiği üzere radyodaki işine türkülerindeki siyasi vugular yüzünden son verilmiştir,onun işinden çıkarılmasına sebep olarak gösterilen Serdari’den söylemiş olduğu türküden bir dörtlük:

“Serdari halimiz böyle n’olacak

Kısa çöp uzundan hakkın alacak

Mamurlar yıkılıp viran olacak

Akıbet dağılır elimiz bizim.”

Ölümünün 21. yılında onun sanatsal hayatının yanı sıra değinilmesi gereken diğer vurgu da onun siyasi duruşudur. Ruhi Su; sanat hayatının 40.yılında,10.uzunçaları olan :Çocuklar,Göçler,Balıklar adlı eserinin girişinde sanatçı kimliğinin siyasi boyutunun resmini çizmiştir:

“…Gerçi, nasıl söylenirse söylensin, yine de bir şeyler kalır türküden ama, yalnız bir şeyler mi kalmalı? Bir şeyler de getirmeli bir söyleyiş. Birş eyler getirmiyor, ileriye doğru bir şey değiştirmiyorsa, yaşıyor sayılmaz bir sanat. Gelenekler bile yaşayanlarla zenginleşir. Bu söylediklerim, Türk sanat müziği sanatçıları içinde geçerlidir, bence. Yaptığımız iş, hem halkın özlemlerini gerçekleştirmeli, hem de halkın özlemlerini geliştirmeli.”

Onun sanat hayatı boyunca yaptığı arşiv çalışmaları bugün bile hem sanat müziğimize hem de etnomüzikoloji’ye kaynaklık etmektedir. Ruhi Su derlediği halk türkülerinin yöresel ve şivesel özelliklerinden elbette ki yararlanmış fakat halkın ağzına öykünmekten ve özentiden kaçınmıştır.Bu eserleri derlerken aklının bir köşesinde duran onun şehirli bilinci ve sanat adamı duruşu kendini hissettirmiş ve opera ile türkünün birlikteliği belki de bu yüzden Anadolu insanın ilgisini yanında hissetmiştir. Ruhi Su özellikle de günümüz de müzik insanları tarafından tartışılan önemli aydın ve şairlerin şiirlerinin bestelenişi ile ilgili çok defa yorumlar da bulunmuştur ve şiirle müziğin birlikteliğindeki uyumun göz ardı edilmemesi adına uğraşlar vermiş ve çoğunluğu Nazım’ın şiirlerinin de bulunduğu “El Kapıları” uzunçalarını çıkarmıştır.Bu uzunçaları için yorumunda bu önemli noktaya şöyle değinmiştir:

“...Halkın yaşamı düzenlerin dışında kalan bir şey değil. Böyle bir düzen, şimdiye kadar ya savaş getirmiş, ya da savaştan geri kalmayan başka sorunlar. Öyleyse çözüm ne? Çözüm olarak da Nazım Hikmet’in bir şiirinde söylediklerini söylüyorum.

Nazım Hikmet’in şiirlerini benden önce, benden daha yetenekli müzikçiler getirseydi dinleyiciye, bugün elimizde daha iyi örnekler bulunabilirdi. Böyle bir boşluğu doldurmak benim gücümü aşsa da, denemeye değdi doğrusu.“

Ruhi  Su için yazılacak çok şey var ama istiyorum ki artık Ruhi Su ’yu “tanımayanlar” açıp bir şeyler karıştırsın,biliyorum ki günümüz popülaritesinin ve etnomüzikoloji uğraşı verenlerin hala ondan öğreneceği çok şey var.

Ölümünün 21.yılında onu sevgi ve özlemle anarken son olarak    onun Nazım Hikmet türkülerinden bir dörtlük sunayım isterim:

“…En bilgin aynalara en renkli şekilleri aksettiren onlardır.

Asırda onlar yendi, onlar yenildi.

Çok sözler edildi onlara dair ve onlar için:

zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur denildi.”