Mevsimsiz
Benceajans
Beyaz Uzay - Nurgül Odabaş

Artık Uyumuyorlar

 

Çin ve Hindistan’ın dünya sahnesinde neredeyse aynı zamanda şöhret kazanması, küresel ilişkilerde benzeri az görülen muazzam bir değişimi simgeliyor. Dünya nüfusunun yüzde 40 ını barındıran bu iki dev uzum süredir, ondokuzuncu ve yirminci yüzyılın büyük bülümünde küresel ilişkilerin çoğunu yöneten Avrupa, Japonya ve ABD’ nin gölgesinde uyuyordu!

Artık uyumuyorlar!

Çin ve Hindistan’daki ekonomik değişimlerin hızı nefes kesiyor.Çin ekonomisi 20 yıl önce – ekonomik reformların başlamasından bu yana- yüzde 9.5 gibi çarpıcı bir ortalama büyüme hızına ulaştı.Bu büyüme sadece son on yol içinde iki kat arttı.Büyümenin kanıtları, kentlerin gökyüzünde  nokta halinde görülen inşaat vinçlerinden , hızla yaygınlaşan elektrikli ev aletlerine kadar her yerde görünüyor.

Çin ve Hindistan bugün  iki büyük ekonomik güç olmanın daha fazlası olma eşiğinde: küresel biyosferi şekillendiren dünya güçleri arasında yer almakta.

Küresel ekosistemler ve kaynaklar, sanayileşmiş Batı’nın  kaynak-yoğun kalkınma ekonomik modeline, Çin ve Hindistan’dan  2 milyar insanın daha eklenmesine dayanabilecek mi?

Çin 2005’te;  dünyadaki ham çeliğin yüzde 26’sını,pirincin yüzde 32’sini, pamuğun yüzde 37’sini, çimentonun yüzde 47’sini kullandı. 1995’de 320 bin olan otomobil üretimini 2005’de 2.6 milyona çıkardı. (2025’te hedefi yılda 8 milyon otomobil üreten Japonya ve ABD’yi geçmek.)

Çin ve Hindistan’ın ekonomik başarıları, kişi başına düşen rakamlara bakıldığında mütevazi kalan doğal  kaynak zenginliğine değil, onlarca yıldır özellikle eğitim ölçeğinin üst noktalarında insana yapılan yatırıma dayanıyor. Her iki ülkede de son derece kaliteli üniversiteler bulunuyor. Ve bu okullar, her yıl yarım milyon bilim insani ve mühendis yetiştiriyor. (ABD’deki mezun sayısı 60 bin) Hindistan’da halen 2.4 milyon genç finans ve muhasebe uzmanı var.(ABD’de 1.8 milyon) Çin’de ise 1.7 milyon mühendis bulunuyor.

Fakat bu gelişme yine de geride çok sayıda yoksul bırakıyor. Bangalore ve Şanghay’ın ışıltılı kulelerinin uzağında, yaklaşık 800 milyon Hintli ve 600 milyon Çinli günde 2 dolardan az parayla yaşıyor.

Her iki ülkede , kimsenin tekrar yaşamak istemediği korkunç kıtlık dönemlerinden geçti.1985’ten buyana , Çin tükettiği tahılın yüzde 6’sından fazlasını, Hindistan’da yüzde 3’ten fazlasını  ithal etmedi. Hindistan’da 2003 yılında günde  1 dolardan az parayla geçinen 350 milyon  kişinin gelirinde en küçük bir artış bile olsa, hepsi de yedikleri besin miktarını arttıracak. Bu durum 1960’tan bu yana gerileyen dünya tahıl stoklarını etkileyecektir.

Çin ve Hindistan’ın yükselişi, ABD’deki ve dünyanın diğer bütün ülkelerindeki insanların, sürdürülebilir ekonomiler yaratma konusunda kararlı olma gereğini ciddiye almalarını sağlayacak bir uyanış çağrısıdır.

İstikrarlı ve barışçı bir  21. yüzyıl için, küresel jeopolitikteki bu dev değişimi tehdit olarak değil, bir fırsat olarak görmek gerekir. Bu fırsatın kaçırılması, dünya uluslarının hem kendilerinin hem de gelecek nesillerini tehlikeye atacaktır.   

Kaynak: D.D. 2006