Mevsimsiz
Benceajans
Masal Bekçisi - Jan Paçal

Uluslararası Turizmin Yönü

 Kısa bir süre öncesine kadar Hindistan’ın Kerala Eyaletinde küçük bir balıkçı köyü olan Kovalam son derece popüler bir yerdi. Palmiyelerle örtülü kumsalları, dost canlısı halkın ve stressiz yaşam tarzının buraya cezbettiği ziyaretçiler 1960’ların ortasında Avrupa gibi uzak yerlerden bu köye akın etmeye başladı. Bunu izleyen yirmi yılda yatırımcılar artan talebi karşılamak için köye yeni oteller, restoranlar ve hediyelik eşya satan dükkanlar inşa ettiler. Fakat, 1993’te turist akını  ve getirdiği kazançlar azalmaya başladı. 2000 yılına gelindiğinde turist sayısı yüzde 40 azalmıştı.

Turizm uzmanları bu azalmanın ekonomik faktörler ve turistlerin değişen zevklerinden kaynaklandığını , asıl sorunun  köydeki atıkların gözle görülür hale gelmesi olduğunu belirtiyor.. Gelişmekte olan ülkelerde popüler hale gelen diğer bölgeler gibi  Kovalam’da da turistlerin bıraktığı çöpleri arıtıp yok etmek için geliştirilmiş herhangi bir planları yoktu. Otel ve benzeri turistik tesisler ; cam,kağıt ve metal parçaları gibi yerel sanayi tarafından yeniden kullanılabilecek malzemeleri mümkün olduğunca geri dönüştürme amaçlı olarak toplamaktadır. İnsan atıkları , plastik şişeler  ve  biyo-çözünürlüğü olmayan diğer malzemelerden oluşan istenmeyen atıklar ise üst üste yığılıp  terk edilmekte  ya da çevrelerdeki derelere atılarak kolera ve diğer hastalıklar için davetiye çıkarmaktadır. Ancak yerel aktivistlerden Jayakumar Chelaton’a göre ‘’ Kimse yerel halkın sağlığını düşünmüyor... Herkes Kovalam Plajı temizlensin de turistler artsın derdinde ...’’

Bu sorunlar yalnızca Kovalam’a özgü değildir.

 Gelişmekte olan ülkeler ekonomilerini çeşitlendirmek , yatırımları özendirmek ve döviz kazançlarını arttırmak için turizme yönelmeye başlıyorlar. Oysa turizm, dünyanın en az düzenlemeye tabi tutulan sektörlerinden biridir.Bu açıdan ekosistemler, yerel topluluklar ve kültürler için ciddi sonuçlara yol açabilir. Oteller,turist ulaşım araçları ve bunlarla ilgili etkinlikler, dev miktarda enerji , su ve diğer kaynakları tüketir ve genellikle bütün bunlara hazırlıksız olan bölgelerde kirlilik ve atıklara yol açarlar. Bir çok yerel toplulukta kültürel dengeler bozulur ve ziyaretçi sayısının artmasıyla birlikte diğer bazı tatsız değişiklikler yaşanır.

 Bazı hükümetler, endüstri grupları ve diğer bazı kurumlar yerel çevre ve kültürleri korurken gelir ve istihdam artışı sağlayan sorumlu bir turizm türü olan ‘’ eko-turizmi ‘’ özendiriyor. Bazı durumlarda başarılı olsa da eko-turizm geleneksel turizmle aynı çevresel ve toplumsal sorunları doğurmakta, kaynakları sorumsuz biçimde kullanarak atık yaratmakta  ve ekosistemleri tehlikeye atmaktadır.Bir çok örnekte eko-turizm, çevre bilincine sahip bir kuruluş imajı yaratmaya çalışan firmaların kullandığı  bir ‘’ yeşil ‘’ pazarlama aracından başka bir şey değildir.

Turizmin iyi ve kötü etkileri yayıldıkça turizm faaliyetlerini daha sürdürülebilir bir yola sokmak gerekmektedir. Bunun için eko-turizmin ötesine geçen derin sektörel değişiklikler yapmak gerekecektir. Her düzeyde sürdürülebilirlik çabalarına hükümetleri,turizm endüstrisini ,uluslar arası kuruluşları,sivil toplum örgütleri , ev sahibi toplulukları ve turistlerin kendilerini içeren paydaş grupların katılımını sağlamak şart olacaktır.

               1-  KÜRESEL FAKTÖR

  Dünya Turizm Örgütü WTO , turizmi ; ‘’ Bir yıldan az bir süreyle tatil , iş ya da diğer amaçlarla  kendi çevrelerinin dışına ‘’ seyahat eden insanların yaptığı faaliyetler olarak tanımlamaktadır.

1950’den bu yana uluslararası turist sayısı 28 kat artarak 2000 yılında 698 milyona ulaşmıştır.2020 yılında tahmin edilen sayı ; 1.6 milyardır. (Bu tahmin 11 Eylül terörist saldırısından önce yapıldı.)Ayrıca bu sayıya kendi ülkelerinde seyahat eden iç turistler dahil değildir.

 2. Dünya Savaşı’nın ardından gelir seviyelerinin artması , büyük ticari jet uçaklarının yapılması , ucuz petrol ve tanıtım amaçlı ucuz uçak biletleri turizmin gelişimini körüklemiştir. Küresel dağıtım sistemleri , bilgisayarlı rezervasyonlar , internet sayesinde seyahat acentaları ve turistler daha hızlı hizmet verip - alabiliyorlar. (1997-2000 arası ,on-line rezervasyon sayısı 25 milyonu aşmıştır.)

   

Bu rakama karşın turizm , dünya nüfusunun küçük ve talihli bir bölümünün yararlanabildiği hizmet.

 Dünyada bir yılda seyahat eden turist sayısı , dünya nüfusunun yalnızca

  Yüzde  3.5 ‘unu oluşturuyor. Dünyada refah arttıkça ve seyahat masrafları azaldıkça bu oranın 2020 yılına kadar iki katına çıkarak yüzde 7’ye ulaşması beklenmektedir.

 Uluslararası turistik gezilerin ağırlıklı olarak tatil , kültür ve dinlenme amacına yönelmesi 50 yıldır süren paket ve standartlaşmış kitle turizmi yerine daha esnek ve bağımsız bir turist kitlesi ortaya çıkarıyor. Bunlar kültür ya da doğa turizmi gibi farklı deneyimler peşindeler.

    

          

2 - TURİZM İHRAÇ ÜRÜNÜDÜR              

Turizm dünya ticaretinde gittikçe artan bir paya sahiptir. Ziyaret edilen ülkenin ihracat ürünü sayılan turizm , 1999 ‘da dünya hizmet ihracatının yüzde 40 ‘ından fazlasını, toplam hizmet ve mal ihracatının da yüzde 8’ini ; gıda , tekstil ve kimyasal madde ihracatını geride bırakarak. oluşturuyor. 

WHO’ya göre turizm dünya ülkelerinin yüzde 83’ ü için , en yüksek ilk beş ihracat kategorisi içinde yer alırken, yüzde 38’i için en büyük döviz kaynağı.

           

Turizmin ekonomik etkisini yalnızca  turistin doğrudan harcamalarıyla değil ,örneğin çiftçiler yada inşaat sektöründe yarattığı istihdam artışı ile de değerlendirmeliyiz.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyine göre ; seyahat ve turizm 2000 yılında 3.6 milyar dolar değerinde ekonomik faaliyete kaynaklık etti.

Yani dünyadaki toplam Gayri Safi Üretimin yaklaşık yüzde 11 ‘ ini oluşturarak dünyanın en büyük endüstrisi haline geldi.

2000 yılında 200 milyon kişiye iş sağladı. Dünyadaki istihdamın yüzde 8’ini oluşturarak  her 12 çalışanda birine iş temin etti.

1998’de dünyanın önde gelen 10 havayolu şirketi ,  Uluslar arası Hava Ulaşımı Derneği üyesi  tüm şirketlerin karlarının üçte ikisini kazandı.

Turizmde tekelleşmenin altında yatan faktör,turizm endüstrisinin diğer hizmet sektörleriyle karşılaştırıldığında daha az yasal düzenlemeye tabi tutulmasıdır.

         

 Beş uluslararası turistten biri sanayileşmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere seyahat ediyor.Aynı oran 1970’lerin ortalarında 13’te bir idi.Genel olarak gelişmekte olan ülkelerde turizmdeki büyümenin 2020 yılına kadar yılda yüzde 5 ‘i aşması ve böylece dünya ortalamasının ve sanayileşmiş  ülkelerde beklenen artışı geride bırakması bekleniyor.

           

 Gelişmekte olan ülkelerde  hükümetler ;  turizm pazarlamasına, yol ve otel gibi alt yapı projelerine  ve  irili ufaklı turizm işletmelerine sürekli para akıtıyor.

          Bu ülkeler  ‘’turizm dolarlarıyla ‘’  ekonomilerini ve ağır borç yükünü hafifletmek , ithalatı karşılayabilmek, alt yapıyı güçlendirmek ve eğitim- sağlık gibi toplumsal hizmetleri sunabilmek için ihtiyaç duydukları dövizi bulmayı amaçlamaktadır.

          İngiltere Uluslar arası Kalkınma Bakanlığı’nın yaptırdığı, (dünyanın en yoksul 100 ülkesini kapsayan )  araştırmada , turizmin en düşük gelir düzeyine sahip ülkelerin yaklaşık yarısında, düşük ila orta gelir düzeyine sahip ülkelerin ise hemen hemen hepsinde 

‘’ Önemli ‘’ yer tuttuğu tespit edildi. Bu ülkelerin GSMH ‘ nın  en az yüzde 2’sini , toplam ihracatınsa  en az yüzde 5’ini oluşturduğu gözlendi. Bu araştırmada ayrıca turizmin, dünyadaki yoksulların yüzde 80’ini barındıran 12 ülkeden biri hariç hepsinde önemli yer tuttuğu ya da büyüyen bir sektör olduğunun ortaya koydu.

          Dünyada ‘’  az gelişmiş ülkeler  ‘’ denen çoğu Asya ve Afrika’daki 49 ülkede  turizm , petrolden sonra ikinci büyük döviz kaynağı haline gelmiş durumda.                       

3 -   TURİZM VE İSTİHDAM        

Dünya Ticaret Örgütü, turizmin gelişmekte olan ülkelerin sürekli ticaret fazlası verdiği tek ekonomik alan olduğunu belirtiyor.

         WTO tahminlerine göre , gelişmekte olan ülkelere giren turizm gelirlerinin yaklaşık yüzde 50’si yabancılara ait şirketlerin karları, yurtdışında yapılan tanıtım faaliyetleri ya da ithal mal ve iş gücü ödemeleri nedeniyle yurtdışına akmaktadır. 1994’de imzalanan Genel Hizmet Ticareti Anlaşması (GATS), 112 ülkede kendi kuralları ile – ekonomideki diğer kurallara göre - daha fazla turizm piyasalarını açma taahhüdünü vermiştir.Bu da turizm yatırımlarının uluslar arası kuruluşların payını arttıracaktır.İkinci bir ticaret tedbiri olan Ticaretle İlgili Yatırım Tedbirleri (TRIMS) , devletlerin yabancı şirketlerin yerel malzeme ve personel kullanmalarını talep etmelerini zorlaştırıyor. 

Turizmin istihdam üzerinde farklı etkileri vardır. Her yıl turizmin restoran,tur şirketleri ve inşaat sektörlerinde yarattığı yeni işlerin yüzde 65’i gelişmekte olan ülkelerdedir.

Bir çokları için turizm sektöründe çalışmak işsizliğe iyi bir alternatiftir.Ancak, genellikle yabancı ya da kent kökenli elemanlar turizmde daha yüksek kazanç getiren yönetici pozisyonunu doldurur.Yerel  nüfusa  ise bavul taşıma,temizlik ya da amelelik gibi düşük kazançlı hizmet işlerini bırakırlar.Uluslar arası Çalışma Örgütü’ne göre turizm çalışanları ekonominin diğer sektörlerinden çalışanlarla karşılaştırıldığında ortalama yüzde 20 daha az maaş almaktadırlar.Bu işlerin çoğu da uluslar arası çalışma standartlarına ya da diğer standartlara uygun değildir .

Bugün turizm sektöründe çalışmakta olan 18 yaş altında 13 – 19 milyon çocuk vardır. Bunların yaklaşık 2 milyonu  da Güney Doğu  Asya ve Latin Amerika’daki ‘’ seks turizmi ‘’ dalgasına sürüklenmişlerdir.

Turizm insanlarının tarım ve hayvancılık alanındaki geleneksel işlerden ayrılmaları yüzünden yerel işgücünün azalmasına ve dış tedarikçilere bağımlı hale gelmelerine de neden olabilir.

Turizm yerel kültürleri etkiler. Turizm bir taraftan azınlık guruplara duyulan saygıyı arttır, kullanılmayan dilleri,dinsel törenleri ve kaybolmakta olan diğer gelenekleri yeniden canlandırabilir.Turizm bir çok bölgeye batılı değerlerin girişini hızlandırır ve yemek,giyim ve diğer günlük faaliyetlerle ilgili değişikliklere neden olabilir.

Bazı uç durumlarda yerel topluluklar turistlere yer açmak için yaşadıkları topraklardan göçe  zorlanabilirler.

Potansiyel olumsuz etkilerine rağmen birçok yerel topluluk daha fazla ekonomik ve kültürel fırsat yaratacağı inancıyla turizmin artmasını istiyor.

 

4 - TURİZMİN ÇEVRESEL ETKİLERİ

Turizmin  çevre üzerindeki etkileri daha turistler gelmeden önce başlayabilir.

Araştırmalara göre turistlerin enerji tüketiminin yüzde 90’ı bölgeye geliş - gidiş sırasında gerçekleşmekte.Uluslararası turistlerin yüzde 43’ü bugün gidecekleri ülkeye uçakla ulaşıyor,yüzde 42’si kara yolu,yüzde 15’i deniz ya da demir yoluyla gidiyor.Ne yazık ki hava yoluyla ulaşım dünyanın en hızlı büyüyen karbondioksit ve diğer sera gazları emisyonu kaynaklarından biri ve küresel iklim değişikliklerinin nedenlerinden biri.

Turistler tatillerini geçirecekleri bölgeye gittiklerinde kalacakları yerler , yeme  ve içme ,alışveriş ve eğlence seçimleri çevre üzerinde bir etkiye neden olacaktır.

Dünyada oteller ve müşterileri her gün dev miktarda kaynak tüketiyor ; odaları ısıtmak – soğutmak,koridorları aydınlatmak, yemekleri pişirmek için enerji tüketiyor, çamaşır yıkamak,golf sahalarını sulamak ve yüzmek  havuzlarını doldurmak içinse su kullanılıyor.

Tatlı suyun az olduğu ülkelerde turistlerin ve turizm tesislerinin aşırı su tüketimi , yerel halkın  ya da çiftçinin elinden alarak su sıkıntısına ve su fiyatlarının artmasına neden olabilir.

Su , enerji ve diğer kaynakları tüketmenin yanı sıra turizm bol miktarda atık üretir. BM Çevre Programı’na göre bir turist günde  1 kilogram katı atık ve çöp üretmektedir.Bu atıklar gerektiği gibi bertaraf edilmez ise ,  su kaynaklarını kirleterek ve yaban hayatını tahrip ederek çevredeki ekosistemlere zarar verebilir.

Gelişmekte olan ülkelerdeki birçok turistik tesisisin kanalizasyon arıtma olanakları çok azdır ya da hiç yoktur.Bunun nedeni de çevre yasalarının gevşek olması  ya da para, izleme araçları ve personel yokluğudur.

Yolcu gemilerinin neden olduğu atıklar herkes tarafından bilinmektedir.Dünyada deniz seyahatine çıkan turistlerin sayısı 1990 – 1999 yılları arasında iki katına çıkarak yılda yaklaşık 9 milyon yolcuyu buldu.

Bluewater Network, bir haftalık bir gemi turunda tipik bir yolcu gemisinin  3.8 milyon litre gri su (lavabo,duş ve çamaşır suyu),795.000 litre kanalizasyon,95.000 litre mazot sintine suyu, 8 ton çöp, 416 litre fotoğraf banyosunda kullanılan kimyasal sıvı ve 19 litre kuru temizlik atığı üretmekte olduğunu  bildiriyor.

Bir tahmine göre dünyadaki yolcu gemileri denizlere her gün 90.000 ton arıtılmamış kanalizasyon ve çöp bırakmaktadır.

‘’ Yüzer kent ‘’ görünümündeki  – 2.000 yolcu ve 1.000 kadar personel barındıran –  dev gemilere yer açabilmek için limanlar kazılıyor ya da kıyı şeridinde değişiklikler yapılıyor, bu süreçte kıyılardaki ekosistemler tahrip ediliyor.Gemiler limana yanaşırken dev çapaları ve zincirleri mercan kayalarını kırabildiği gibi deniz altındaki habitatları da tahrip edebiliyor.

Otobüsler dolusu yolcu, günübirlik turistler ve diğer ziyaretçiler gittikçe artan turist sayısıyla başa çıkabilecek olanaklara sahip olmayan hassas kültürel ve doğal alanları zor duruma sokuyor.Artık dünyanın birçok parkında plastik su şişeleri , teneke kutular ve jiklet kağıtları manzaranın bir parçası haline geldi.

Turistlerin doğayla içi içe  olan alanları ziyaret etmesi yaban hayatındaki hayvan ve bitkiler ve onların davranışlarını etkileyebiliyor.

Küçük adalar gibi özellikle hassas bölgelerde gelen turistlerin sayısı az bile olsa etkileri daha hissedilir.

Dağlık alanlarda tatil köyler ve benzeri alt yapı nedeniyle hayvan göçleri kesintiye uğrayabilir ,akarsulardan gelen suyun yönü değiştirilebilir , yüksek rakımda bertarafı zor olan atıklar ortaya çıkar, yamaçlardaki ağaçlar kesilir ve toprak kaymaları oluşur.

Kıyı alanlardaki skuba dalgıçlığı , şnorkelle dalış ve balıkçılık gibi sporlar mercan kayalarına ve diğer deniz kaynaklarına zarar vermektedir.

Dünyanın dört bir yanındaki hediyelik eşya dükkanları ve restoranlar da turistlerin talebini karşılamak için kayalıkları midye kabuğu,mercan ve deniz ürünleri toplamak amacıyla yağma ediyor ve bu tahribata katkıda bulunuyor.

Eğer çevre tahribatı büyükse gelen turist sayısı da azalacaktır.

Örneğin  ; Hindistan’da Kovalam, Almanya’da  Kara Orman Bölgesi , İtalya’nın Adriyatik Sahilleri; Kahire’de ki çarpık kentleşme,Bangkok ve Pekin’de artan trafik sorunu ve kirlenme turistlere itici gelmektedir.

5 - EKO-TURİZM   - Dost mu , düşman mı ?

Merkezi Vermont’da bulunan Uluslararası Eko-turizm Derneği eko-turizmi ;

‘’ Doğal alanlara, çevreyi koruyacak ve yerel halkın yararını gözetecek şekilde yapılan sorumlu seyahat türü ‘’ olarak tanımlamıştır.

Eko-turizm ,turizm endüstrisinin en hızlı büyüyen sektörlerinden biridir.

Uluslararası Eko-turizm Derneğinin tahminlerine göre  ;  yılda yüzde 20 büyüme göstermekte  ve 2000 yılında yaklaşık 154 milyar dolarlık gelir sağlamıştır.    

Dünyanın eko-turistlerinin çoğu  Kuzey Amerikalı ve Avrupalı olsa da gidilen yerlerin çoğu gelişmekte olan ülkelerdir. Popüler etkinlikler arasında ; Afrika’da safari ,Himalayalar’da trekking , Orta ve Güney Amerika ormanlarında yürüyüş ve  Güneydoğu  Asya ve Karayipler’de skuba dalışı yer almaktadır.

WTO ‘nun tahminlerine göre geleceğin en gözde turizm merkezleri ,’’ en yüksek dağların zirveleri , okyanusların derinlikleri ve yeryüzünün en uç noktaları ‘’ olacaktır.

Eko-turizmdeki en önemli artışlar , koruma alanlarının en fazla olduğu yerlerde gerçekleşmiştir.Ancak, doğal park ya da rezerv kuran hükümetlerin bazıları bunların bakımını sağlama konusunda gönülsüz yada yetersiz olabilir.

Bazı eko-tatil  köyleri çevreye karşı önemli taahhütlerde bulunmakta , turistlerin yarattığı etkiyi ve kendi ekolojik ve toplumsal izlerini ayrıntılı bir şekilde izlemektedirler.Lüksten uzak kulübelerde enerji kaynağı olarak elektrik ya da odun değil , propan – gazyağı - güneş ya da rüzgar enerjisi kullanmakta ; ev içi su tesisatı bulunmamakta ve mümkün olduğu kadar az atık üretilmektedir.

Eko-turizm yatırımlarının  hepsi korumaya yönelik değildir.Park sınırlarına yakın ya da parkların içindeki büyük oteller , restoranlar ya da benzeri turistik tesisler  birçok alandaki doğal ortamı tahrip etmek  üzeredir.

Gerçekten de eko-turizm yaygınlaştıkça geleneksel turizmin karşılaştığı sorunlarla karşılaşmaya başlayacaktır.İlk eko-turistler yoğun bir çevre ve politika bilinciyle yola çıkıyor, başka seçenek olmadığından yerel ulaşım araçlarıyla seyahat ediyor,yerel otellerde kalıyor, yerel gıdalarla besleniyorlardı.Yazar Martha Honey’e göre ise bugünün eko-turistleri ilk eko-turistlerle karşılaştırıldığında ,  ‘’ fazla düşünsel merak, toplumsal sorumluluk, çevre endişesi ve siyasi bilinç taşımamaktadır. ‘’

Yine de ; daha az  arazi ve kaynak gerektiren, daha az atık ve kirlenmeye neden olan ve hem yerel topluluklara, hem çevreye yarar sağlayan ‘’ gerçek ‘’ eko-turizmi yaratmak için gösterilen çabalar da var.Yerel toplulukların idare ettiği ya da önemli karlarının önemli bir bölümünü yerel halkla paylaşan girişimler bu hedeflere ulaşmakta özellikle başarılı olabilir.

Yüksek düzeyde katılım, yalnızca gelirlerin dışarı sızmasını engellemekle değil, yaban hayatı ve diğer doğal kaynaklar konusunda halkın bilincini arttırmakta yararlı olabilir.

Bunun tam tersine, eğer yerel halk tarım yaptıkları, hayvan  yetiştirip yakıt topladıkları alanları turizm girişimlerinin yönetimi ve kaynak kullanımının dışında bırakırsa bu girişimlere karşı çıkacak, onları yok sayacak ve sonunda koruma amaçlarına uymayan faaliyetlere girişeceklerdir.

Yerel halkın katılımını dışlayan turizm merkezlerinde yasadışı avcılık ,vandalizm ve hatta silahlı çatışmaların görülme oranı artmaktadır.Galapagos’da yaşayan

 ‘’  bir balıkçı ‘’  hükümetin, yerli halkın parkın doğal kaynaklarından yararlanmasını kısıtlama çabaları için şöyle diyor : ”Eğer hükümet balıkçılık yasağına kaldırmazsa bu turizm çılgınlığına son vermek için bütün parkı yakmaya hazırız”

Birçok yerel eko-turizm girişimi, hükümet kurumları ,özel sektör ve sivil toplum kuruluşları gibi dış aktörlerle ortaklık kurmanın büyük yararını görmüştür.

Nepal’de World Wide Fund for Nature (Dünya Doğa Fonu) desteği ile 1986’ da Nepal’de açılan Annapurna Koruma Alanı projesi (ACAP) başarılı eko-turizm çalışmalarına bir diğer örnek. Bu proje tarım, hayvancılık ve ticaretle geçinen yerel halkı,aşçılık, menü hazırlama , trekkingciler için sağlık ve güvenlik ve halı dokuma gibi konularda eğitmiş ve bunun sonucunda da turizmi çiftçilik ve el sanatları gibi uğraşlarla entegre etmelerini sağlamışlardır.ACAP, akarsulara mikro hidroelektrik santralleri kurarak ve kulübelere güneş enerjisiyle çalışan ısıtıcılar takarak orman ve diğer kaynakların korunmasına katkıda bulundu, yerel halk ise kanalizasyon ve çöp  çukurlarının maliyetini karşılayacak bir döner sermaye fonu oluşturdu.

 Uluslar arası platformdaki başlıca aktörler de yerli ya da yabancı işadamları ve STK’lar ile birlikte eko-turizm projelerine destek vermekte.1991’den bu yana Dünya Bankası ve BM sponsorluğunda kurulan Global Environment Faciliy adlı kuruluş gelişmekte olan ülkelerde 400 kadar biyoçeşitlilik projesine 1 milyar dolar aktardı.

Eko-turizm yavaş yavaş kendini bulurken önümüzdeki en zor hedef,

eko-turizmin yararlarını ve zararlarını dengeleyebilmektir.

6 - SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR TURİZM ENDÜSTRİSİNE DOĞRU

WHO’ya göre  sürdürülebilir turizm  ;  ‘’   kaynakların ,ekonomik,toplumsal ve estetik ihtiyaçlar giderilirken kültürel bütünlük, temel ekolojik süreçler ve biyolojik çeşitlilik ve yaşam destek sistemlerinin korunduğu bir düzende  yönetilmesidir. ‘’

Turizmi daha sürdürülebilir kılma çabaları son on yılda artmış, özellikle 1992 Rio Konferansından sonra yoğunlaşmıştır.

WTO , Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi ve  Earth Council bir araya gelerek 1996 ‘da önemli bir adım atmış ve Seyahat ve Turizm Endüstrisi İçin –Gündem 21 Belgesini hazırlamıştır.Bu belgede endüstri,hükümetler ve diğer kuruluşların izlemesi gereken yol genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Turizmi daha sürdürülebilir hale getirmek için tüm paydaşların, özellikle de turizmin etkisini doğrudan hissedecek olan yerel halkın katılımıyla her düzeyde özenli bir planlama yapılması gerekmektedir.

Ancak , özünde turizm bir özel sektör faaliyetidir ve kısmen uluslar arası otel zincirlerinin, tur şirketleri ve  benzeri kuruluşların girişimiyle yürütülmektedir.Bu nedenle  sürdürülebilirliğe ulaşmak için bu endüstrinin işleyiş sisteminde bir değişiklik yapılması gerekecektir.

Turizm endüstrisi bu anlamda bir çok olumlu adım atmış ,  çevresel   ve  toplumsal açıdan daha sorumlu bir hale gelmiştir. Bu değişimin bir kısmı çevreyle daha dost ürünler talep eden tüketicilerin baskılarından kaynaklanmıştır.

7 - YEŞİL BAŞARILAR

 Turizm , temiz çevreye en fazla bağımlı olan endüstridir.

Çevre kalitesinin bozulması doğrudan turizm şirketlerinin kasalarını etkileyecektir.Öte yandan turizm merkezlerini daha cazip hale getirmek  ve çevreye daha duyarlı uygulamalara desteklemek turizm şirketlerinin karlarını arttırabilir.

Otellerden tur operatörlerine kadar dünyanın büyük turizm şirketlerinin çoğu yönetim ve operasyonlarını çevreye uyumlu hale getirmek için ciddi adımlar atıyor ; su, enerji ve diğer kaynakların kullanımında tasarrufa  gidiyor, atık yönetimi, toplanması ve bertarafı  konusunda  gelişmeler kaydediyorlar.Otel endüstrisindeki değişiklikler önemlidir ; yalnızca bu tesisleri çok kaynak tükettikleri için değil, aynı zamanda misafirlerinin, çalışanlarının  ve tedarikçi firmaların genel alışkanlıklarını da etkileyebilirler.Örneğin ; odalara, bir geceden fazla kalan misafirlerin aynı havlu ve çarşafları kullanmaya devam etmelerini rica eden kartlar koyarak, her gün oda başına 114 litre su ve 1.50 dolar değerinde enerji tasarrufu sağlayabilir.

OTELLERİN  ‘’  YEŞİL  ‘’    BAŞARILARI

Otel ya da Otel Zinciri                       YEŞİL Girişim

Hilton International                                Son yıllarda Hilton otelleri doğal gaz maliyetlerini yüzde    

                                                                       60,elektrik ve su maliyetlerini yüzde 30 indirmiş,atıkları

                                                                        yüzde 25 azaltmıştır.

Singapur Marriott ve Tang Plaza         Su koruma çalışmaları sayesinde su kullanımı yılda

                                                                        40.000 m3 – yaklaşık yüzde 25 – azaltmıştır.

 

Scandic                                                     Son yıllarda misafir başına su kullanımını yüzde 20  

                                                                         azaltmıştır. Ayrıca yüzde 97 oranında geri dönüşümlü   

                                                                          malzemeden üretilen bir otel odası tasarımlamıştır, her yıl

                                                                          bu odalardan 1.500 adet yapılmaktadır.

 

Sheraton Rittenhouse Square,               Yüzde 93 geri dönüşümlü granit döşemeleri,organik   

Philadelphia                                              pamuktan yatak çarşafları, kullanılmış gemi ahşabından

                                                                          sehpaları, doğal boyayla boyanmış geri dönüşümlü

                                                                         malzemeden halıları vardır. Ayrıca duvar kağıtları,

                                                                         halılar , perde ve temizlik ürünlerinden toksin olmayan  

                                                                         maddeler kullanılmaktadır.Fazladan yapılan yüzde 2’lik

                                                                         yatırım ilk 6 ayda kar getirmeyi başarmıştır.

 

İnter-Continental Hotels and                   Oteller çevre ile ilgili yapılması gerekenleri kapsayan

Resorts                                                         134 maddelik bir kontrol listesine uymak ve enerji, atık ve su  

                                                                        yönetimi hedeflerine uymak zorundadır. 1988-1995 yılları arasında

                                                                        kuruluş genel enerji maliyetlerini yüzde 27 azalttı. 1995 ‘te sülfür

                                                                        dioksit emisyonlarını 10.670 kg. azaltarak 3.7 milyon dolar

                                                                        kazandı.Otellerin doluluk oranının artmasına karşın toplam 610.866

                                                                        m3 ,yani,otel başına ortalama yüzde 7 su tasarrufu elde etti.

 

Forte Brighouse, Batı Yorkshire,         Enerji tasarrufu sağlayan lambalara geçiş yaparak enerji

                                                                       kullanımında yüzde 45, bakım masraflarından yüzde 85

                                                                      tasarruf sağladı ve karbon emisyonları 135 ton azaldı.

                                                                       yapılan yatırımın karşılığı bir yıldan kısa bir sürede alındı.

Hyatt International                                   ABD’de enerji etkinliği ölçümleri sayesinde enerji kullanumı

                                                                       yüzde 15 azaldı ve kuruluşa yılda 15 milyon dolar

                                                                        tasarruf sağladı.

Holiday Inn Crowne Plaza,                       Misafirlere  havlu ve çarşaflarını her gün değiştirmeme seçeneği                                                    Schiphol Havalimanı,Hollanda                veren otel, çamaşır miktarı, su ve deterjanı ve maliyetleri

                                                                           yüzde 20 azalttı.       Kaynak : D.D.2002   sf .157

 

Gemi turları endüstrisi de çevreci uygulamaları benimsemeye çalışmakta, ancak bu alanda yapılması gereken çok şey var.

Tur operatörleri ve seyahat acentaları turizmin yönünü değiştirmekte büyük bir rol üstlenebilir, çünkü yalnızca turistlerin nereye gittiği değil, hangi hizmetler kullanacaklarını  da onlar belirler.Kısa bir süre önce dünyanın en büyük tur şirketleri, UNEP , UNESCO ve WTO tarafından desteklenen gönüllü bir Tur Operatörleri  Girişimine imza attı.Bu girişimin üyeleri, işletmelerinin yönetiminde ve tur tasarımında sürdürülebilirlik ilkesini gözetmeyi ve en iyi uygulamaları paylaşıp yürürlüğe sokmayı kabul etti.

Büyük şirketler, bağışçı kurumlar ve kredi kuruluşları ;  su tasarrufu ve yenilenebilir enerji sistemleri gibi çevreyle dost yönetim araçları ve teknolojilerini transfer ederek bu uygulamaların daha yaygın bir şekilde benimsenmesini sağlayabilir.

Bankalar ve sigorta şirketleri ; kredi,yatırım ve sigorta değerlendirme programlarında çevresel ve sosyal kriterleri de göz önünde bulundurabilir ve ilerlemeyi ölçmekte yeşil denetleme önlemleri kullanabilirler.

Turizm işletmeleri, uygulamalarının çevresel ve toplumsal açıdan olumsuz etkiye sahip olmadığını gösteren bir onay alabilmek için sertifikasyon programlarına da katılıyor.

Bir turizm sertifikalandırması programının başarısı, güvenilir ve sağlam standartlar oluşturmasına ve bütün dünyada endüstri ve tüketiciler tarafından kabul görmesine bağlıdır.

DÜNYADAKİ BAZI TURİZM SERTİFİKALANDIRMA GİRİŞİMLERİ

Program                                Kapsamı                                            Tanımı

 

Green Globe 21             100’ü aşkın ülkede 500 kuruluş          Sosyal sorumluluk ve Gündem 21  ilkelerini

                                            ve merkeze logo vermiştir.                İş programlarıyla bütünleştirme çabaları için

                                                                                                        Sertifika verir. Ancak bunu yalnızca başarılı

                                                                                                        Kuruluşlara değil, ileriye dönük taahhütte

                                                                                                         Bulunan şirketlere de verdiği için turistleri

                                                                                                         Yanıltabilir.

 

ECOTEL(r)                    Latin Amerika’da 23, ABD  ve           Çevreye gösterilen taahhüt, atık yönetimi,

                                           Meksika’da 7, Japonya’da 5,               Enerji etkinliği, su tasarrufu, çevre eğitimi

                                           Hindistan’da 1 oteli sertifikalan  -       ve toplumsal katılım konularını değerlendirerek

                                           dırmıştır.                                             Birden beşe kadar puan verir. Otellerin iki

                                                                                                       yılda bir denetlenmesi gerekir, ayrıca

                                                                                                        habersiz denetimler de yapılabilir.

                                                                                                        Turizm sektöründe  çalışan danışmanlık gurubu

                                                                                                        HVS International’ın projesidir.

 

Avrupa  Mavi                     21 Avrupa ülkesinde 2.750                  Yüksek çevre standartlara ,temiz ve güvenli

Bayrak Kampanyası         alanı kapsar.Güney Afrika                   tesislere sahip plaj ve marinalara her yıl

                                                ve Karayipler’de de                             yenilenmesi gereken bir sertifika verir.

                                                benimsenmiştir.                                   Avrupa’nın sahil bölgelerinin kalitesini ve

                                                                                                         buralara gösterilen talebi arttırma amacını taşır.

                                                                                                         Kar amacı gütmeyen uluslar arası kuruluş

                                                                                                         Foundation for Environmental Education

                                                                                                         tarafından yönetilmektedir.

 

Kosta Rika Sürdürü-             1997’den bu yana                             Bir dizi çevresel ve toplumsal kritere göre

lebilir Turizm                        57 oteli sertifikalan-                          otellere bir ile beş arası puan  verir.

Sertifikası                               dırmıştır.                                           Turizm işletmeleri ve turistler arasında çevre

                                                                                                        Bilincini  arttırma amacını güder. Ancak

                                                                                                         Puanlama, sürdürülebilir olamayacak kadar

                                                                                                        Büyük otellere karşı tarafsız değildir.

 

Smart Voyager,                     1999’dan bu yana                             Gemi ve yat bakımı ve işletimi,liman

Galapagos,Ekvator                bölgede çalışan 80’i  aşkın               işletimi ve sintine ve yakıt yönetimi

                                              Gemiden 5’ini                                   ile ilgili ilkelere gönüllü olarak uyan  tur

                                               Sertifikalandırmıştır.                        operatörlerine ve gemilere özel bir

                                                                                                         sertifika verir. Rainforest Alliance ve

                                                                                                         yerel bir çevre koruma grubunun

                                                                                                         ortak projesidir.

 

Green Leaf, Tayland              Ekim 2000 itibarıyla                         Çevre politikalarını ve diğer önlemleri

                                               59 oteli                                               denetlediği otellere bir ile beş arası

                                              Sertifikalandırmıştır.                           ‘’ yeşil yaprak ‘’ vermektedir.

                                                                                                          Amacı çevre konusunda etkinliği ve yerel

                                                                                otelcilik sektörünün bilincini  arttırmaktır. Kaynak :D.D.2002  sf. 160  

 

Turizmin hızla büyümesinin ardında yatan şey, dışardan müdahalenin az olmasıdır; diğer sektörler gibi turizm sektörü de rekabet ve kara zararlı olarak algıladığı müdahalelere karşı çıkar.

Hükümetlerin turizmin yönünü değiştirmekte üstlenebilecekleri en büyük görev, yatırım  teşviklerini azaltmadan önemli çevresel ve sosyal amaçlara destek veren düzenleme ve çerçeveleri geliştirmektir.Ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerdeki planlama kuruluşları turizmi genel stratejilerin bir parçası haline getirerek sürdürülebilir kalkınmaya yönelik hedeflerle bütünleştirebilirler

Ne var ki birçok ülke henüz bu kadar kapsamlı planlara sahip değildir. Plan yapmış olan ülkeler de  genellikle sosyal ya da çevresel sürdürülebilirlik konusunu göz ardı etmiştir.

Yerel halk ve çevre açısından turizmin yararlarını arttırmak için hükümetlerin otel,restoran ve diğer tesislere yapılan büyük ölçekli yatırımları, aile pansiyonları ya da el sanatları kooperatifleri gibi yerel halk tarafından planlanıp yönetilen küçük ölçekli girişimlerle dengelenmelidir.

Yerel katılım , yalnızca halkın yaptığı işte daha fazla memnuniyet duymasını sağlamakla kalmayacak, girişimlerin sonuçları için onlara daha fazla sorumluluk verecek ve yerel çevre ve kaynaklarını koruma konusunda daha uzun vadeli bir yaklaşım benimsemeleri için teşvik edecektir.

 

Turizmin çevre ve topluma karşı daha fazla sorumluluk üstlenmesi için  devletlerin arazi ve kaynak mülkiyetini arttırıcı, sömürü amaçlı işletmelerin gelişimini engelleyici politika ve düzenlemeler oluşturmaları gerekmektedir.

 

Ulusal ve bölgesel arazi kullanımının planlaması sırasında çevrenin, yerel halkın, turistlerin ve diğer kullanıcıların ihtiyaçlarını koruma ilkesi sürdürülebilir bir turizm stratejisinin oluşmasında önemli bir unsurdur.Böylece turizm yetkilileri  , turizmin çevre ve kültür açısından hassas bir bölgede  ya da kontrollü bir şekilde gelişip gelişmediğini denetleyebilirler . Örneğin, İspanya’da Balear Adalarında otel, yeşil alan,tuvalet, otopark gibi tesislerin ancak belli bölgelerde yapılmasına izin verilmektedir. Danimarka , Mısır , Fransa  ve  İspanya’da kumsallarda erozyonun önlenmesi amacıyla kıyıdan belli mesafede yapılmasına izin verilmektedir.

Hükümetler ekonomik araçlardan yararlanarak sorumlu turizmi teşvik etme yoluna gidiyor. Bu ekonomik araçlar arasında kullanıcı ücretleri , turizmde iyi uygulamaları ödüllendiren krediler ve barınmadan, hava ya da deniz ulaşımına kadar her şeyden alınan eko-vergiler yer almaktadır.

Öte yandan bu  vergiler oldukça tartışmalıdır.Çünkü, turizm şirketleri vergilerin turistleri kaçıracağını düşünür.İspanya’nın Balear Adalarındaki yerel turizm işletmeleri , merkezi hükümetin Nisan 2001 ‘de aldığı , turistlerden her kaldıkları gece başına 1.78 dolar vergi kararına karşı çıkıyor. Oysa bu para , turistik bölgelerin iyileştirilmesi ve doğal alanların çevre zararına karşı korunması için kullanılacak.

Hükümetler, uluslar arası düzeyde adımlar atarak turizmle ilgili çevre anlaşmalarının, örneğin; iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilikle ilgili sözleşmenin uygulanmasını destekleyebilirler.Ayrıca GATS ve TRIMS gibi uluslar arası ticaret anlaşmalarının yerel çevre ve çalışma düzenlemelerini ihlal etmemelerini ya da şirketlerin genel gelişim amaçlarına zarar vermemelerini sağlayabilir.

Ne yazık ki, birçok hükümet daha fazla denetim ya da düzenleme gerçekleştirecek kapasiteye sahip değil. Mali araçlar ve planlama araçları genellikle turizm yatırımlarının yönünü etkileyebilecek güçte değil.Yerel yetkililer ise ancak sınırlı yürütme gücüne sahip.

8 - UNUTULMAMASI GEREKEN İLKE

Bir çok hükümet ilave destek alabilmek için dış gruplara baş vuruyor.

 WTO, turizm merkezlerinin sağlığını değerlendirmede kullanılabilecek dokuz ana gösterge belirlemiş, küçük otellerin sahiplerine çevre konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeleri konusunda yardımcı olmak üzere bir otel denetleme programı kurmuştur.

Uluslar arası Denizcilik Örgütü , deniz turları da dahil olmak üzere denizcilik faaliyetlerini içeren çeşitli uluslar arası standartlar denetlemekte ve uygulamaktadır.

 Son yirmi yılda yurttaş grupları, aktivistler ve turistler kendilerinden oluşan sivil toplum temsilcileri daha sürdürülebilir bir turizm için önemli bir baskı oluşturmuştur.Kimi zaman bu yerel gruplar  sürdürülebilir olmayan turizme karşı başarılar elde etmekte ; ancak bu mücadele ‘’ iğneyle kuyu kazmak ‘’  gibi olabiliyor.

Turistler, yaptıkları seyahatlerin çevre ve toplum üzerindeki etkilerini anlamaya başlıyorlar.

‘’Turistler seyahate çıkmadan önce seçtikleri şirketlerin çevre ve kültür konusunda duyarlı olup olmadıklarını, yerel personel çalıştırıp çalıştırmadıklarını ya da karlarının bir kısmını yerel halka  ya da çevre koruma çabalarına ayırıp ayırmadıklarını araştırabilir.

Turistler gittikleri yerlerde çevreye etkisi daha az olan yerlerde kalmayı tercih edebilir.

Ziyaretçilere getirilen kurallara ve düzenlemelere uyar.

Yerel yiyecek ve el sanatlarını satın alıp soyu tükenmekte olan hayvanlardan yapılmış olan hediyelik eşyalardan almayı reddedebilirler.

Yerel adetleri, dil ya da alışkanlıkları öğrenerek yerel kültür üzerindeki olumsuz etkilerini azaltabilirler.

Fotoğraf çekmeden ya da kutsal mekanlara  girmeden önce izin istemek, yerel kültürel gösterileri ya da el sanatlarını desteklemek ve başkalarının hak ve özel yaşamlarına saygı göstermek ‘’  temel kurallardan bir kaçıdır.

Uluslar arası Eko-turizm Derneği’nin  ‘’ Seyahat Seçimleriniz Bir Fark Yaratır ‘’  kampanyası, turistlerin sorumlu tur operatörleri ve rehberleri seçmelerine yardımcı oluyor. Gittikleri ülkede üretilen ürünleri satın alarak yerel tesislerde kalmalarını teşvik ediyor. Conservation International Kuruluşu da web sitesinde , yerel çevre koruma çabalarına katkıda bulunan turların reklamını yapıyor.

Sürdürülebilir turizm  demek, seyahat ederken dünya üzerindeki etkimizin bilincinde olmak demektir.

Kaynak : Lisa Mastny - Dünyanın Durumu 2002   TEMA Vakfı Yayınları No: 37