Kınalı Yazgım
Sabahın köründe yollara koyul, sonrası şeytanın değnekle gezdiği dağların doruğunda, tutturduğun’, "bürrrt bürrrt" ürkütür de uçururum dürtüsüyle... Deliler gibi bir o çalıyı taşla bir bu dikeni!
Ne iştir ki bilinmez, elli yıldır bir türlü barış tutamadık ey kınalının koca yozu seninle. Benim saçlarım, senin alacalı döşün kırardı. Hele çifte,mahmuzlarına ne demeli? Belli ki sen de bu bayırlarda epey avcı tüketmişsin peşinde...
Nereden; nasıl buldun da çıktın o sivrinin tepesine? Hareli sineni vermişsin güneşe, inletiyorsun yabanı. "Gak... gavak...
Gak..gavak..." diye Sanki dalga geçer gibi hiç umursamıyorsun peşindeki koca ustayı(!)popona sıkacağım 6 numara’ saçmayı da, ne hikmetse aklından geçirmiyorsun. Hele şu kırmaları bir aşayım, yamaçtaki boz kayanın üzerine çöküp bir soluk alayım, sonrasını sen düşün. Aramızda bir cigara içimi yol kaldı. Bir soluk daha aldım mı, tependeyim ey koca yoz! Birazdan vay senin haline...
Sonunda fışkıracaksın pustuğun çalının dibinden boşluğa feryadı figan ile...İşte o zaman göreceksin, el mi yaman yoksa bey mi!
Neredesin benim kınalı yazgım nerede? Çalıları taşlamaktan ellerim şişti, yorgunluktan ise dilim damağım kurudu. Çaktırmadan sinmiş olmalısın karşı kara çalının dibine. Hay Allah orada da yoksun. Yine nereye tüydün? Korkarım kara bayırı da aştın! Tanrım, ne zor bir iş düşmek senin peşine. Değil yürümeye tüfek atmaya gücüm kalmadı artık. Yer yarıldı sanki içine girdin. Çık ortaya kınalı yazgım, mangal gibi yürek söndü mü sende?
Az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim. Kral yozun ne izine ne de taze bakuna rasgelemedim. Tükenmiş taakatim, yıkılan hayallerle, İzmir Marşı’yla çıktığım zirveden, köyün dönüş yoluna Mehter Marşı’yla indim! Olamaz Tannm, bak yine keleğe geldim! Devirdiğim yamaçların ardından aynı sivrini tepesine çıkmış, Gak gavak...gak gavak... nameleriyle beni uğurlamanın bilmem keyfini mi isyanını mı sürdürüyor?
Bu hafta sonu çanta boş ama gönlü hoş gönderdin beni. Barışım yok seninle, sarpta tez buluşmak üzere. Yeter ki sen ipeklenmiş tüyünü yoldurma ele, canım kınalım benim...
Ne iştir ki bilinmez, elli yıldır bir türlü barış tutamadık ey kınalının koca yozu seninle. Benim saçlarım, senin alacalı döşün kırardı. Hele çifte,mahmuzlarına ne demeli? Belli ki sen de bu bayırlarda epey avcı tüketmişsin peşinde...
Nereden; nasıl buldun da çıktın o sivrinin tepesine? Hareli sineni vermişsin güneşe, inletiyorsun yabanı. "Gak... gavak...
Gak..gavak..." diye Sanki dalga geçer gibi hiç umursamıyorsun peşindeki koca ustayı(!)popona sıkacağım 6 numara’ saçmayı da, ne hikmetse aklından geçirmiyorsun. Hele şu kırmaları bir aşayım, yamaçtaki boz kayanın üzerine çöküp bir soluk alayım, sonrasını sen düşün. Aramızda bir cigara içimi yol kaldı. Bir soluk daha aldım mı, tependeyim ey koca yoz! Birazdan vay senin haline...
Sonunda fışkıracaksın pustuğun çalının dibinden boşluğa feryadı figan ile...İşte o zaman göreceksin, el mi yaman yoksa bey mi!
Neredesin benim kınalı yazgım nerede? Çalıları taşlamaktan ellerim şişti, yorgunluktan ise dilim damağım kurudu. Çaktırmadan sinmiş olmalısın karşı kara çalının dibine. Hay Allah orada da yoksun. Yine nereye tüydün? Korkarım kara bayırı da aştın! Tanrım, ne zor bir iş düşmek senin peşine. Değil yürümeye tüfek atmaya gücüm kalmadı artık. Yer yarıldı sanki içine girdin. Çık ortaya kınalı yazgım, mangal gibi yürek söndü mü sende?
Az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim. Kral yozun ne izine ne de taze bakuna rasgelemedim. Tükenmiş taakatim, yıkılan hayallerle, İzmir Marşı’yla çıktığım zirveden, köyün dönüş yoluna Mehter Marşı’yla indim! Olamaz Tannm, bak yine keleğe geldim! Devirdiğim yamaçların ardından aynı sivrini tepesine çıkmış, Gak gavak...gak gavak... nameleriyle beni uğurlamanın bilmem keyfini mi isyanını mı sürdürüyor?
Bu hafta sonu çanta boş ama gönlü hoş gönderdin beni. Barışım yok seninle, sarpta tez buluşmak üzere. Yeter ki sen ipeklenmiş tüyünü yoldurma ele, canım kınalım benim...
Anasayfa
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim
www.mevsimsiz.net © 2010











