Sev-me-yi-öğ-ren-mek
Bolu dağının çam kokan ormanlarında at sırtında dört nala koşmayı sevdim,
Kar düşerken Abant gölüne, pencere kenarında ada çayı içmeyi sevdim,
Gökyüzünün maviliği içinde dolaşan bulutların şekillerine anlam vermeyi sevdim,
Otobüs yolculuklarında hep pencere kenarını sevdim,
Usta bir kemancıyı saatlerce dinlemeyi sevdim,
Ankara’nın simidini, İstanbul’un heybetini sevdim,
Doğayı sevdim, inancımı sevdim, bazen hiçbir şey düşünmeden saatlerce susmayı sevdim…
Ne çok sevmişim meğer,
Farkında bile olmadan !
Oysa – Sevmeyi – tanımla dersen, cebimde bunu ifade edebilecek kadar kelimem yok, cesaretimse hiç …
Ne çok sevmişim meğer,
Ancak; sevmenin ne olduğunu bilmiyorum.
Seni sevmek, yaşamayı sevmek gibi bir şey değil,
Seni sevmek, çimlerin üzerinde koşmayı sevmek gibi de değil,
Seni sevmek, sevebilmek, sevdiğini söyleyebilmek !
Okyanusun dibinde saatlerce kalıp sonra oksijene kavuşmak gibi bir şey…
Ne çok sevmişim ben meğer,
Ama seni sevmek gibi değil diğerleri,
Seni sevmeyi öğrendikten sonra – ötekileşti – diğer sevgilerim.
Şimdi tadına varıyorum, ben ilk kez seviyorum…
Sevmeyi bana sen öğrettin,
Ellerimi tutup gözlerinin içinde dalıp gitmeyi öğrettin,
Huzurla başımı omzuna koyup güç almayı öğrettin,
Seni seviyorum diyebilmeyi de bana sen öğrettin,
Seni Seviyorum,
Doğallığını, masumluğunu, berraklığını seviyorum,
Gözlerinin içinden cenneti izlemeyi seviyorum,
Ve sana olan sevgimin, seni kusursuzca inşa eden Tanrı’ya varmasını seviyorum !
Firkan Gülaydın
Antalya
Şubat-2012

Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim












