BENİM ADIM BAŞ'ka'BAKAN
Yıl 2048 – Hiç kimsenin yerini asla bulamadığı ;
Özgürlükler Ülkesi Baş’ka’bakanı’nın Dünya’ya mektubu ;
Benim adım baş’ka’bakan,
Asya ve Avrupa kıtaları arasında sıkışmış, sizin Dünya atlaslarınızda yeri hiçbir zaman olmayacak bir ülkenin devlet başkanıyım.
Bu mektubu size devletin yönetildiği , küfür, aşağılama ve kavganın bu duvarlar içinde asla olmayacağı meclisten yazıyorum. Amacım bu mektubu Dünya kamuoyu ile paylaşmak ve buradan nasıl göründüğünüzü göstermektir…
Benim ülkemde siyaset okulları vardır, bir eczacı veya bir manav az kazandıkları ya da uyuyarak para kazanabilmek istedikleri için siyasete girmezler. Çünkü bu konuda uzmanlıkları yoktur. Bunun için sekiz yıl süren – ülkeyi hakkıyla idare etme – okulundan diploma almaları gerekir. Ayrıca burada vekil maaşları öğretmen maaşlarından daha azdır. Çünkü ileride vekil sıfatı alıp milyonlarca insana hak dağıtacak olan çocukları öğretmenler yetiştirmektedir. Bu sayede hiçbir aç gözlü gözünü meclise dikemez. Sadece uzman ve donanımlı kişiler bu görevleri üstlenirler. Bu nedenledir ki benim ülkemde muhalefet partisi yoktur.
Biz diğer hiçbir devletin gazına gelmeyiz, gider kendi gazımızı paşa paşa çıkartır işleriz. Dış devletlerin hiç birinden doğal gaz satın almayız biz…
Biz gazetelerde büyük puntolarla yazılan; bir ülkenin kırk yıllık diktatörünün linç edilerek – ki bu ölümü hak etmiş bile olsa - öldürülmesini , başka büyük bir devletin kendine yeni pazarlar üretmek için halkı ayaklandırmasını , ölen liderin kırk gün boyunca bir kasaphanenin şok dolabına konularak ziyarete açılmasını ve bir halkın inandıkları dine aykırı bu davranışlarını okumayız. Tüm bunları bir kitapta toplar – diğer dünya’nın acı yüzü – başlığı altında okullarda ders veririz.
Ülkemde hiçbir parti lideri yaklaşan seçimler için oy toplamak amacı ile başka bir milletin geçmişine ırkçı damgası vurduramaz. Bu olay mecliste konuşulamaz, kabul edilemez. Böyle bir şeyi fikir edinmenin cezası bile idamdır. Düşünce özgürlüğü sonsuzdur ancak; başka milletlere saygısızlığın cezası ağırdır.
Biz seçim kampanyalarına milyarca paralar harcamayız, bu paraları sağlık merkezleri, halka açık spor salonları gibi yerlerde harcamayı yeğler seçim ertesi paraları direklerden ve apartman girişlerine bırakılan afişlerden alıp çöpe atmayız.
Noel babayı gerçek zannedip, kapı dururken bacadan girilir mi, kitap bile derki kapıdan giriniz, diyen din adamlarımız yoktur mesela. İnsanlara öğüt verip, yön gösterecek din adamlarının eğitim seviyesini hep üst düzeyde tutarız ki diğer insanlar yanlış yola sapmasın.
Benim ülkemde kimse kimseyi yadırgamaz mesela, kimi çam ağacı süsler yakar, kimi yılbaşının önemi yok der erkenden yatar. Ama birbirlerine hiçbir zaman saygısızlık yapmazlar. Burada istediğine inanma, istediğini düşünme, istediğini yazma, istediğin fikri edinme özgürlüğü vardır…
Özgürlüktür benim ülkem. Siz hala özgürlüğü özgürlük anıtının ayakları altında resim çekebilmek zannede durun. İstediğini yapabilme, dilediğin renkteki kazağını giyip yadırganmadan dolaşabilme, sağlık ve mutluluktan ibaret değil midir özgürlük. Sizler hala onu uzaklarda aramaya devam ederken, uzakları yakın edebilme bekleyişi içinde ömrünüzün çürüdüğünü asla fark edemeyeceksiniz. Sadece yanınızda ki, size lütfedilen tortulardan bir dağ yaratmayı deneyin. Her şey daha güzel olacak!
Benim adım baş’ka’bakan Dünya’ya başka bakabildiğim için bu adı aldım.
Ben halkın içinde dolaşırım, kameralar olmadan yanımda. Halkımın dertlerini dinlerim, sohbet ederim, eski bir dergahta çay içerim. Bunu akşam televizyonda reklam yapıp koltuğumu sağlamlaştırmak için yapmam. Koltuk demişken, benim koltuğum rahat da değildir zaten, çoğu zaman belimi ağrıtır, hal böyle olunca o koltukta uyuyabilmek ne mümkün. Tüm bakanlarımda koltuklarından şikayetçi ancak; memleket içinse eğer sırtımızda kamyonla yük taşımız gibi ağrı hissedelim ki meclisin yan gelip yatma yeri olmadığını her daim bilelim.
Burası barış ülkesi, petrol için, stratejik konum elde etmek için başka bir ülkeye saldırmayız asla. Doğmamış bebekleri anne karnında öldürmeyiz, masumları çırılçıplak soyup bir koğuşta soğuk suyla ıslamayız, esir aldığımız kadınlara tecavüz ederken bunu videoya çekip kahkahalar atarak izlemeyiz. Biz barış ülkesiyiz, savunma gücümüzden başka taarruz silahlarımız yoktur bizim.
Başka bir ülkeye girip, binlerce masum insanı katletmeyiz, petrolü ele geçirdikten, sömürdükten sonra Dünya’ya ,bakın artık savaş bitti ve çekiliyoruz mesajı vererek omzumuzda onca günahlarımızla eve dönmeyiz. Biz günah sevmeyiz.
Her insanın yaşamak isteyeceği, tüm devlet başkanlarının düşlediği bir ülkeyiz biz. Kendi halimizde huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşayıp gidiyoruz. Varlığımızdan kimsenin haberi olmadı. Biz sizin kirli Dünya’nızdan uzakta kalmayı seçtik. Çünkü buradan bakılınca o kadar gülünç ve zavallı görünüyorsunuz ki. Yaşamaya değer Dünya’yı, yaşanmaz hale getiren sizler, hiçbir zaman güzel bir Dünya hayal etmenin ötesine geçemeyeceksiniz. Çünkü ; barış yönünde hiçbir çabanız yok!
Benim adım Firkan Gülaydın Asya ve Avrupa kıtaları arasında sıkışmış bir ülkenin baş’ka’bakanıyım. Dünya’ya başka bakabildiğim için bu ismi aldım. Burası Dünya’ya benim gibi bakabilenlerin ülkesi. Sizin Dünya atlaslarınızda böyle bir ülke asla olmayacak …
Yaşayabildiğinizden fazlası, erişebildiğinizden ötesi değildir hayat.
Ve Dünya görebildiğiniz kadar küçüktür oysa, onu büyüten sizlersiniz …
Firkan Gülaydın
2012-ilk
Mucize’

Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim












