Siyah Beyaz Zaman
Kutsal Çarşamba. Sabahına karşı uyandırıyorsun beni. Sıcak yatağımda doğrulup perdeyi aralıyorum. Alaca bir karanlıksın. Alaca bir aydınlık sonra. Bir süre uyanık kalıp öylece izliyorum seni. Tamamı uyuyan bir şehrin güzelliği. Issızlığı, dinçliği. Üstelik mekan bir Akdeniz şehri. Sonra yeniden kendimi uykunun kollarına bırakıyorum. Sessiz, uyumlu ve sıradan bir parçan olabilmek için senin. Senden payıma düşeni alabilmek için. Herkes gibi. Bir yudum daha içiyorum geceni.
Uyanınca garip bir biçimde o yeryüzü tanrısını anımsıyorum . Todes’ in baş dançısını sen tanıttın bana sevgili Ant ve Alya. Sana böyle demek hoşuma gidiyor. Zaten senin herşeyin o kadar hoşuma gidiyor şu sıra.
Bir de ne çok güzel oluyor biliyor musun ? Üzgünüm seni burada sıfatsız bırakacağım. Dünyanın hengi şehrinde, ömrünün kaçıncı yılında olursan ol güzel çünkü bu söyleyeceklerim.
Anlatmaya çalışayım sana. Dinliyor musun ?
Oturma odasına oturuyorum, annem içeride evin en dibindeki odada dışarı çıkmak için hazırlanıyor, sesini duymuyorum, görüntüsü yok. Çıkmaya yakın, iyice yakınken zaman, ince bir parfüm kokusu geliyor burnuma. Dünyanın en güzel kokusu bu. Annemin zevkinin, yaşama azminin, hayata karşı olan güçlü tavrının kokusu. Bir döneme damgasını vuran kokulardan birini içime çekiyorum. Yanaklarıma, gözlerimin kenarına yerleşiyor zamanıyla.
Sevgili Fulya . Hep yaşasın istiyorsun bu gibi şeyler. Her zamankinden biraz daha farklısın bu sabah. Hücrelerin gözeneklerin hissetmeye daha açıklar sanki.Yıllar evvel olduğu gibi. Alacakaranlıkta aldığın nefesler belli ki yaramamış sana. Sıradan, düz ve yüzeyde kalmalısın sen.Unuttun mu, bunun için ne çok çaba sarf ettik seninle birlikte. Sıradanlıktan daha zoru yok biliyorsun. Yoksa saçmalıyorsun. Sigara falan içiyor,ciğerlerini, hayatını ve kendinle birlikte çevreni de karartıyorsun. Yakışmıyor sana. Üstelik artık bunu istemiyorsun. Tahammül edemediğin,geride bıraktığın insanlar bile bunu gösteriyor.
Sıradan yaşamanın, yüzeyde kalan insanların yaptığı gibi hayatın olumlu taraflarını görmenin, aileni sevmenin,kızgınlıkları yatıştırmanın, kendini ve sevdiklerini bağışlamanın, bağrına basmanın, bir erkeğe güvenmenin aşık olmanın, o erkekle mutlu bir evliliği sürdürmenin de dipsiz tarafları var. Uçurumun bir kenarına diziliyor çünkü sevdiklerin. Tik tak tik tak. Zaman işliyor. İleriye akarken aynı zamanda daralıyor. Bu öncesinden getirdiğin bir bilinç. Ölümü tanımış Fulya’ nın soluğunu sırtında duyuyorsun. Başka her korkusunu susuturup, her huysuzluğunu eğlileştirdiysen de bunu yaşatmasına izin veriyorsun. Ya biri zamansız düşerse! Ya ben tutamazsam! Ulan ne çok fark edilen mutlu anı biriktiriyorum, ne yaparım ben bu anıları ( sonrasında ) diyorsun. İster istemez.
Peki sevgili Fulya’ m. Senin her halini anlıyor, gelişimin için tebrik ediyor, yalnız ve öfkeli bir hayat sürmekten ısrarla ve ömrün boyunca halen men ediyorum. Annenin kokusu içine işlese de, böyle şeyler sonsuza kadar yaşasın istesen de, olamayacağını bilsen de, canım şu an çok çekiyor diye sigara falan içmiyorsun.
Kalkıp ” şekersiz ” sade bir kahve yapıyor, güneşli balkonuna çıkıp, yudum yudum,kokusunu duya duya, tadına vara vara, bir başına, yalnızca ( ! ) kahveni içiyorsun.
Sonra Akdeniz’ in insan eli değmemiş bedenine baka baka bir yürüyüşe çıkıyorsun…

Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim












