Şiirsel Bir Konuşma İçin Düzeltilmiş Metin
Gölgeliğini süpüren yaşlı bir kedinin dudaklarını okuyorum.
Söyleniyor durmadan, güvercinlere kızıyor.
Deli olacaktım. Bir an sıyrılıp bu anlamsızlıktan kuşlara asma olmak istedim. Yanı başımda duran kuğu, siyahını iyice parlatarak tüm dikkatimi üzerine toplamasaydı, belki de şu an ülke için kıymetli bir cinayetin kameralarca tespit edilmiş sanığı olacaktım.
Dikkatinizi çekerim: Sözcükler alttan ısıtmalıdır.
Ve o yüzden artık köhnemiş bahçenizin ağaçları kavruktur.
Buraya bakın, beni dinleyin! Sizdeki sorun: Sığınmacı ülke insanına mahsus yöntem eksikliğidir. Farklı zaman ve mekânda, yalnızca ezberlediğiniz çözüm yolunu kullanmaya çalışıyorsunuz.
Beyefendi, böyle şaşkın şaşkın bakmanız gayet doğal. Çünkü okumaya çalıştığınız metnin genişleyen anlamları var. Her bir parçasını imliyorum ve anlamı anlamın içinde yeniden üretiyorum. Asla göremezsiniz ama ben açıklayayım: Her şey nesnenin ruhundan üfleniyor.
Ah nitelikli göz sayısının az olması, ne acı bir durum! Hayır hayır, lütfen aranızdaki niteliksizleri tahmin etmeye çalışmayın! Bu çirkinliğe bir anlam veremiyorum. Algısı eksik ve sınırlı bir dünyanın siz çirkin çocuklarının erdemsiz tavırlarının söz sahibi olmasını kabullenemiyorum.
Bu alışkanlıkların, yaşamının aranılan ahlaklı cenneti gölgelemesi, kıymetli özgünlüğün üzerinde açan derin bir yaradır. Ah, bu endamlı avluda veya kendine konuşan nadide sayfalar birliğinin epik yüzünde, yeterince beslenmemiş, açlık çeken cümlelerinizin pervasızlığının beni nasıl üzdüğünü bilemezsiniz.
İnanın şu iletişimden nefret ediyorum. Artık hiçbir değeri hesaba katmadan herkesi işin içine itmeye başladı. Bu nedenle konuşabiliyor ve yazdığınız temelsiz sıkıntılarınızı gözümüzün içine sokabiliyorsunuz. Belki de bu yüzden varlığınız ve eylemleriniz her şeyi altüst etmekte beis görmüyor.
Deneyimlerime dayanarak diyorum ki: Ben, içinde kötülük kokan bütün sözcükleri sıralayarak, sizin, garip, belki de aşağılık bir yaratık olduğunuzu söyleyebilirim. Sorun yok, bireysel psikoterapi isteyebilirsiniz. Bakın, ben sorumlu bir insanım, dehşete düşmeniz normal. Sizin gibi ikbal peşinde koşan, yeteneği sınırlı biri için ilginç sayılabilecek bir davranış, benim yüksek zekâmın sınırlarına bile yaklaşamaz.
Galiba siz, benim çok değerli ve yüksek bir şahsiyet olduğumun farkına varamadınız. Şaşarım size. Benim gibi üstün nitelikli bir şahsiyeti kandıracağınızı mı zannettiniz? Beni anlayabileceğinizi sanmıyorum! Sonsuz sevgi üzerine inşa ettiğim düşlerimin, mükemmel ve engin dehamın gölgesinde oturmayı, zavallı aklınızın gün ışığı gören köşesinden bile geçirmeyiniz.
Elbette beni beğenebilirsiniz, buna ses çıkaramam. Beni kıskandığınızı biliyorum. Ama sizin durumunuz beni ilgilendirmez. Sorunlarınızdan bana ne?
Daha fazla kıymetli vaktimi kaybedemem. Ben mavi şemsiyeler altında yaratıcılığını en üst seviyesine çıkarmış bir şair ve eleştirmenim. Şöyle bir etrafınıza bakarsanız benim gibi ancak bir, bilemediniz iki kişi bulabilirsiniz.
Dua edin şu an keyfim yerinde de sizinle muhatap oluyorum. Yoksa diğer zamanlarda sizinle asla muhatap olmam.
Şimdi saymaya kalksam aklınızı yoklarsınız. Şiirle meşgul olan on tane mahlasım var benim. Anladınız mı, kültürel zenginliğimin uzamını? Sırf bu nedenle bile sizin sıradanlığınıza maruz kalamam. Size itimat etmek de istemem. Bu haliniz bana güven vermiyor. Zekânızın katsayısı konusunda kuvvetli belirtilere sahip olumsuz şüphelerim var.
Sizin gibi paranoyak eğilimli derinlikten yoksunların sözlerine mi ehemmiyet vereceğim, gülerim size. Bu arada bazı küçük yazarların sizleri destekleyen ilkel dönem barbar tutumlarına da sezgisel bir karşılık bulmakta zorlandığımı itiraf etmeliyim.
Bilincinizin bireysel boyutu, toplumsal boyutunu algılayacak ve yorumlayacak yetişkinliğe erişememiş siz ve sizin gibilerin. Reaktif dilinin esiri olan müteşairlere acıyorum. Kanaat getirmek isterim ki bütün meselelere mütedair örneklediğim cevaplar sizi ziyadesiyle tatmin edecektir.
Lütfen bu kıymetli aşkın matematiğine gölge düşürmeyiniz…
Yakın bir zamanda beyne enformasyon cipleri nakledildiğinde ne yapacaksınız çok merak ediyorum. Öte yandan ruhu rencide eden gelişmelere de seviyesi yüksek bir anlam veremiyorum.
Size isimlerini bir bir yazdığım iyi şairleri okuyunuz. Gerçi anladığım kadarıyla siz kötü şairlerin müptelası olmuşsunuz. Şiir kitabınız yayımlanırsa, ben sizi okumam. Ne yazık ki önemli bir varlığın sırrına vâkıf olmuş sezgisel gücümün doruğundaki feylesof edamın soyut kavramsallığa itibar bahşeden somut sonuçlarını idrak edemediğinizi müşahede ettim.
Sevgili çocuk, bana inanınız. İnanınız ki: Bin yıl tamamlanınca, Atanmış Şairlerin Şairi, fani avlunun dört bir yanındaki şuarayı etrafında toplayarak müteşairlerle savaşmak için atıldığı kuyudan çıkarılacak. Toplananların sayısı nar ormanının taneleri kadar çok olacak.
Atanmış Şairlerin Şairi, büyük beyaz bir tahtta oturacak. Yer ve gök önünden kaçacaklar. Müteşairlerin dizeleri kuşatıldığında, gökten ateşler yağacak, ortalık yanıp, kül olacak ve kalanlar gece gündüz ve sonsuzlara dek işkence çekecekler. Yazılmış ve yazılacak olan cümleler lanetlenecek.
Sonra bekleyen kitaplar açılacak, susanlar konuşacak. Aniden kutsal ışık yanacak ve Atanmış Şairlerin Şairi elinde asası ile yeni bir güneş doğuracak.
Yedi dağın eteklerinde bekleyen Seçkin Şuara bedene kavuşacak. Seçkinler kendi dilini konuşacak. Yeni bir gökle yeni bir yeryüzü görülecek ve gözlerden bütün yaşları silecek.
Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Bütün toplananlar, Şairlerin Şairini alkışlayacak. Kötüler ve sıradanlar, yeniden lanetlenecek ve şiir avlusundan uzaklaştırılacak. (Şiir Tabletleri/Tablet 1- Kaostan Düzene: Yeniden Diriliş)
Bu arada keçe yapımı çok zor ve bedensel güç isteyen bir iştir. Korkarım ki siz, keçeye sindirilmiş betimlerin arkasındaki yorum gücünü de algılayamazsınız.
Artık konuşmak istemiyorum. Cücelerin övgülerini ciddiye almıyorum. Bir daha sizinle iletişim kurmayacağım. Zira son derece komiksiniz. Ayrıca inceleme türünde bir kitabı okuyup, eleştiri yazmalıyım. Kendilerini edebiyatçı sananları okumasam da olur ya neyse. Boş duracak halim yok ya. Bir methedilme gemisinde yolculuk yapmaya alışkın olanlara gerçek yüzlerini göstermek gerekiyor.
Yazmak hüner değildir, beyefendi. Yalnızlığınızın kapak tasarımını da beğenmedim. Çok demode. Önsözdeki terbiyesizliğe bir şey söylemek bile istemiyorum. Ah o sıfatlar, nitelemeler cehalet ve abartı. Burada benim gibi düşündüğünü düşündüğüm değerli şahsiyetleri selamlıyorum. Onların da bu ucuz kitabı okuduklarında, konuyu aynı minvalde değerlendireceklerini ve beni destekleyeceklerini biliyorum. Böyle şapşallara hadlerini bildirmek gerek.
İnsan gelişerek de değişir, kardeşim! Değişim dediğiniz nedir ki?
(Akatalpa, 138 Haziran 2011)
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











