Yaşamı - Yaşaman - Gerçekleri Kendine İtiraf Edince Başlayacak…
YAŞAMI – YAŞAMAN – GERÇEKLERİ KENDİNE İTİRAF EDİNCE BAŞLAYACAK…
Bazen hayat öyle şeyler ister ki senden,
Tüm yaşamışlığını bir çuvala koyup denize atmanı,
Etrafında ki tüm herkesi öldürüp, cesetlerinin üzerine toprak bile atmadan çekip gitmeni,
Hayatında ki tüm değerleri taştan bir binanın enkazı altına gömüp terk etmeni…
Yer yüzü senden tüm bunları cüretkarca isteyebiliyorsa eğer, sana karşı saygısı yok demektir.
Hani derler ya hayat acımasız – inanma.
Çünkü; ona bu acıyı veren biz insanlardan başkası değil.
Yaşamı – yaşanmaz hale getiren bizleriz.
Saçma sapan zevklerimiz,
Hep yenik düştüğümüz – irademiz.
Ekonomik krizler yaşanıyor, parasız kalıyor ya insanlar ; ne komik
Parayı basan da bizleriz, Yaşamda ki somutlara para değeri biçen de.
Tıpkı savaşmak gibi, mermiyi de biz yaparız – kalkanı da.
Uçağı da – uçaksavarı da.
Bizler böleriz Ülkeleri,
Kardeşi düşman – düşmanı da sırf düşmanımın düşmanı olduğu için dost belleriz,
Sanki tüm insanlar aynı anne babadan gelme değilmiş gibi, Irklar yaratırız biz,
Hayvana değer biçen de bizleriz, zengin bir Hollywood’lunun sırtına kürk olsun diye fokların kafasına vuran da,
Nesli tükenen hayvanların avlanmaması için gösteri yapanda biziz, göstericileri coplayan da,
Doğayı yakan da bizleriz, söndüren de, karşıda orman yanarken sahilde güneşlenip kokteyl içende yine bizleriz,
Peki biz neyiz? Kimiz biz?
Doğanın el değmemişliğine dokunan bir pislik mi?
Yoksa yoksullara yardım eden, etrafa öğüt saçan bir bilge mi?
İnsanlığa eşsiz öğretiler veren Mevlana da ,
931 kişiyi boğarak katleden Behram da bizden değil mi?
İyi de biziz, kötü de biz değil miyiz?
Peki sen kim sin, nesin sen?
Ben iyiyim diyorsun, savaşmıyorum diyorsun duyuyorum sözlerini.
Ama kendi içinde ki savaşını hesaba katmıyorsun hiç,
Aslında hoşuna gitmeyen ama sırf etrafında ki kalabalık yapıyor diye işlediğin günahların,
Tanrı onu kilolu yarattı diye, sınavını bu şekilde veriyor diye dalga geçtiğin mahalle arkadaşının geceleri ağlayışlarını hiç duymadın değil mi?
Fakir bir çöpçünün yanından geçtiğin de iğrenip burnunu tıkadığın da, aslında o insanın senin pisliğini temizlediğini unutuşunu da kat hesaba,
Şapkanı önüne koy ve düşün,
Dünya’ya zarar veren bir pislik olduğunu kendine itiraf etmen değil derdim,
Ya da ne kadar yardım sever biri olup insanlığa ne faydalı işler yaptığı göstermek için yapımının % 35 ine katkıda bulunduğun gerisini devletin üstlendiği okulun duvarlarına büyük puntolarla adını yazdırmış olmanda ki gösterişi yerle bir etmek değil amacım.
Haksızlık yapıyorum öyle mi? Sözlerimde fazla mı ileri gittim yoksa?
Senin kendini kendine anlatmaya cesaretin yok, ki hiç olmayacak zaten…
Uykusuz geçen gecenin içinde kulağının dibinde vızıldayan bir sivri sinek bile senden daha çok saygı gösteriyor doğaya ve yeryüzüne. Onun saygısızlığı tamamen sanadır. Onun aslında gerekli bir canlı olduğunu unutup, bir terlikle duvara yapıştırmanadır.
Kimsin sen söyle bana?
İyilerden misin, kötü kabileden mi? – ki kötü bile olsan bunu asla dile getirmeyeceksin ya.-
Evet sen iyilerdensin, bende öyle,
kapı komşum banka memuru ali bey de iyilerden,
Okul yıllarım da ki futbol antrenörümde öyle.
Peki kötüler nerede?
Dünya’yı yakıp yıkan, yaşanmaz hale getirenler nerede?
Belki de benim Dünya’nın içine eden,
Evet, bak bu hoşuna gitti değil mi?
Tabi ki senden başkasından bahsedilince ne kadar keyifli bir hal alıyor okumak…
Bu düzene karşı başkaldırmak niyetinde değilim, Ya da bu devranı değiştirmek,
Yazılanlar, anlatılanlar yüzyıllardır hep aynı değil mi zaten.
Bunu – hele ki milenyum çağında- değiştirmeye çalışmak sadece aptallık olurdu.
Yazdım ;çünkü bil diye.
Olur ya belki bir ağaç kesilmez diye. Bir sefilin canı yanmaz belki diye.
Yaşamım da ki vazifemi yerine getirebilmek için belki de,
Yüreğimde patlayan bombalar diner diye ya da,
Peki ben kimim,
Yaşama geliş amacımı, inancımı yitirmeden,
Bana neden bir beden bahşedildiğini unutmadan;
sadece her gün olduğumdan daha fazla yaşama saygı duyarak geçiren biriyim.
İşte ben sadece buyum,
Varlığım ya da yokluğum yeryüzüne bir şey kaybettirmeyecek asla.
Şimdi sıra sende?
Sen kimsin?
Her gün biraz daha fazla….
Firkan Gülaydın
Ağustos\2011
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











