Issızlığın Yıldönümü
Kendine dönen insanlar
Görünmez mi olurlar?
Issızlık ürün vermeye başladı içsel açlığın bereketli tarlasında
Sonbahar yolunda bir başyapıt, yankı kayası; çarpıp gelme yüzyılı.
Topladığı seslerle boy veriyor pamuk yüzün
Bu kez dublör yok, herkes kendi acısını kendi çekiyor filme
Geçmişin gömüldüğü arazi yeni düğünlere hazırlıyor soyunuk gövdesini cömertçe
Havai fişeklerle takdim ediliyor üzülmenin ustası kalbim
Elinde çekiciyle puslu bakışlarım; düğün takısı ömrün yakasına
Ağ atıp topluyorum seni sonsuz maviden, boş çekiyorum
Hep boş çekiyorum, gittiğin yeri bilmek ah ne kötü bir sanat
Ayak izlerini saklasa da benden özgeçmişim, biliyorum
Sen içimdeki savaşlardan kalma bir kentin soğuk meydanına bırakılan
Tek şarkısı hüzün olan çellonun gözyaşlarısın artık.
Akşamın öldürücü görevleriyle tahta kaplamalı ruh gece olunca kül(t) adama dönüşür
Bataklığımızın tarihçesi bizi içine alır bütün günahkârların pisliği adına
İnsan cücesi minik bir dev gölgesi; ağlayan uykumuzdan rüya çalma yüzyılı.
Diken sözünü keser yaprağın, gülün ömrü sorgulanır evrenin bahçesinde
İşlenmemiş papatyaların üzerine kurulan silah fabrikalarısın artık; içimdeki esir halka
Gökyüzü renk talebinde bulunur tanrıdan, kahverenginin ele geçirdiği bilinçaltı için
Ve gerçeğin yalnızlığı; bakire sularda yıkanan ölümlü sözcüklerle sevişmek
Unutmak; bir avuç gösteriş eski danslar kasabasında
Gölgelerden oluşan bir ormanda günde iki kez üst üste ölüyorum
Hep üst üste ölüyorum, gittiğin yeri bilmek ah ne kötü bir yıldönümü
Günde en az iki kez kutlanan, hiç kıpırdamadan dağlara bakan insanlar köyünde
Ayaklarıma kadar sokulan ay ışığından anlıyorum, ıssızlık ürün vermeye başladı
Ama bu kez, sadece bu kez perdelerini kapatma penceremin, geceyi görmek istiyorum.
Lütfen.
Metin Akdeniz
05 Ağustos 2010
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











