İMLA HATALI METİNLER
Yüzün bir zambak türüydü ay tarlasında, ay annendi farkında değildi komşuların
Dudağının kenarından dökülen masumiyeti yüzyılın oyuncakları hiçe saydı ses etmedin
Kokuyu inkâr eden naylon ovalar ve cüzdanlarca insan
Sana dokundular tırnaklarıyla.
Madalyalarından yaptığın altın şehir üstüne çökünce
Bahçendeki huzursuz çölün uğultusu kulaklarını sağır etti
Duymaz oldu kalbine yapışan kalın et; içinden onur akan kanalların gürültüsünde
Duymamak iyi bir sanattır belalım kötülük pazarında
İyi sanatçılar sonradan ölür, bunun felsefeyle hiçbir ilgisi yok inan
Tamamen dayak yemiş savunmasız bir gerçektir.
Lütfen.
Kulaklarımdan kan akıyor. Sonra senin o tek katlı müstakil hikâyenin
Bana akan penceresinden kırılmış sözcüklerin ucu kalem olup arık çiziyor ödüllerimin kıyısına
Birbirimizi öldürdüğümüz yere üst üste kırk iki nokta koyuyor ağzındaki sadakatsiz kılıç:
Ne kraldı tanrılar satılık evler tezgâhında. İncinmiş kuklalar; içi his dolu, bacalarca insan.
Sallanıyorum hiçliğinden.
Karınca çadırına süzülen sözsüz rüzgâr, kekeme olmuş uhrevi müzik
Adım geçiyor yanımdan benle küs. Belirsiz sonlar ustası;
Mermisine ihanet etmiş boş kovanın içini hayatla dolduran haklılık
Anlam ağacından düşmeyi bekleyen ele geçirilmiş meyve sentetik bir duayla ruhuma üfleyince
Meyvenin intiharından toprağa akan öz su, çürümenin insanın içindeki kurtçukla ilgisi belalım
Gökyüzünün çişi ve iyilik saklanan raflardaki tozun güç birliğinden, çamurlarca insan.
İpe tutunan deniz.
Saçların uzayınca yüreğine yengeçleri konuk ettin
Beni köpekçe şair yaptılar ruhun bile duymadı
Sonra ameliyatla insan oldum yeniden
Bu kez de üzgün bir uyku bana rüya örüyor küflü bir örümcekle
Kendimi ihbar ettim cinayet planlarına kızıp
Ke(n)dimi topluma verdim
Toplum arabayla üstünden geçip boynunu kırdı
Bütün ke(n)di olmayanlar havladı. O kadar gerçek öldüm ki
Seni unuttuğuma hiçbir heykel inanmadı.
Bir son ver buna artık.
Yazduğum bütün o adına e-dibiyat dediğim sosyal içerikli başarısız metin’leri
Nasıl olup da önünde sonunda getirip sana düğümlediğimi anlayamadan öleceğim; ip dansı.
Ve gördüm ki hepimiz siyaset biliminin bir parçasıyız; hırsın yüze takılan parıltılı maskesi.
En iyisi biz dost kalalım belalım tek heceli bir salıncakta, yakinen uzaklaşalım tenden
Dost; tek heceli olduğuna aldanma, dört tane harfi var
Sonra belki kasabaya bir yabancı gelir, aşkı ona devrederiz.
Metin Akdeniz
05 Ağustos 2011
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











