Mevsimsiz
Benceajans
Günay Günaydın - Esrar-ı Aşk

Başak Fırtınası

 

 

İnsanların bir alışveriş merkezinin önündeki Hz. İsa’nın doğuşunun tasvir edildiği dekora doğru tek bacağını kaldıran köpeği izlemek için toplandıkları bir gün; -sonra köpek oturuyor, yuvarlanıp sırt üstü yatıyor. Derken köpek buruşuk kıç deliğini yalıyor. Herkes birbirini dirseğiyle dürtüyor, alkışlayıp para atıyorlar.

 

Köpekler neden kendilerini yalarlar?

Çünkü bunu yapabilirler diyor içlerinden biri

Onlar insanlara benzemezler.

 

 

 

***

 

 

Ne ağırdır sözcüklerin asıl anlamı
Kör bilincin evsiz bıraktığı ruhun yalnızlığına yaslanan tarafa düşmek
Suyun tutulmasıyla başlayan kirlenmenin gücüne karşı
Kendimle kardeş olduğum günleri topluyor içimdeki yenilmiş
Hepimizin birer ürün olduğu gerçeğini unutmak için
ve kalbin merkezine yerleşen duygusuz bir laboratuar hayvanıyla
Başa çıkma mekanizması; reddedilmek için yazıyorum, sen git.





Plastik putların kutsal televizyonunda
Patlıcan moru düşler, içinde insan olmayan dil; beton bahçe
Yerel kuş sürüsüne katılıp kayboluyorum
Kendini yalayanlar kalabalığında metal kahkaha
Dünyayı kemiren böcekler
ve böceklerin başkanlarına duvar örüyorum
İpe serilmiş sözcüklerin yankılandığı
Sonsuzluk koridorunda varoluşçu can sıkıntısı
Depresif kanat; gökyüzü memuru
Bitnik şiirlerdeki koz ve şiir bir evin enkazıysa
Reddedilmek için yazıyorum, gitmelisin
İtirazım, evcil çakıllarla dolu sentetik çimen
Yokuş yukarı solan bir çiçek benliğim
O yüzden sevimli değilim köpekleriniz kadar.







Sen git, koltuğunun götürdüğü yere
Üstüne oturduğun dünyayı da götür
Gaipten gelen tam sayfa çıplak yalanlarını da
ve saçların, Medusa’nın yılanları, eskimiş destan
Yaşam toplamaya çalışan sigortasız yüreklerin tarafına bak bir kez
Yüzümde gömük mecra ve gözyaşlarının ortak kararı; bana ait olmayan kiralık keder
Bir denklemin bilinmeyenle sürtüşmesi; ülkem
Sen git ey insan, çünkü git, gitmelisin
Ağız tadında karmaşanla en resmi mekânın politik maymunlar balosu
Soranlara, tırpana boynunu uzatan ilkelliğimi anlat; başak fırtınası
Bir de adalet bakanlığını havaya uçurma isteğimi
Adresim, yağmur sularıyla sevişen mazgal; sözsüz konçertom
Hüznün kopuk damarından dökülüyorum vanasız ve musluksuz
Sen git, kendimi masada unutulmuş bir mektuba benzetebilirim, pulsuz.







Toplumun tükürdüğü bir dünyayı anlatmak pis bir iş
ve hayallerini bir araba kazasında
kaybeden sokak; halkım, melankolik kanamam
Böyle olmayı denedin mi hiç
Yani böyle, sunulan otlağa eğilmeyenlerin tarafında olmak.
________________ işte bu çizgi kadar susuyorsun hep
O yüzden gitmelisin
Giderken bana sigara ve öfkemi bırakmayı unutma
Sigara cümleyi kısaltır, öfke soğuk okunur
Gereksiz cümleleri götür
Bir de sorum olacak sana
Sorumu da götür yanında; bu şehir senin neyin oluyor?
Özleyecek misin?
Özleyeceğini mi söylemek istiyorsun
Beni kirlenerek özleme, onu bir çöp konteynırına at
Yolunun üstündedir.




Metin Akdeniz
11 Temmuz 2011



 

 

 

 

 

  • Son Eklenen Yorumlar
  • gerçekten tebrikler arkadaş. Köpekle alakalı olarak bu derece içsel bir bakışı yakalamana hayranlık duydum...
    nevres tarhun tarafından , 13.07.2011, 11:38 tarihinde yazılmış.