Ece Peker/ Tuhaf Bir Cumartesi Sendromu
Bugün dışarı çıkmak istememiştim aslında ama lanet olası sokakta buldum kendimi birden.
Tıklım tıklım bir otobüse bindim. Neden oturan insanlar bindiğiniz zaman size garip garip bakarlar?
Bunu hep merak etmişimdir.
Berbat trafik ve hava durumu sayesinde cumartesi günümü mahvetme çalışmalarım başarıya ulaşma yolunda.
Cebimde beş kuruş param yok ve inanılmaz hafif hissediyorum kendimi.(eve bile dönemeyecek olsamda)
Kulaklığımın teki bozuldu, müzik dinleme isteğini kaçırıyor insanın bu durum.
Yanımdan geçen adamın surat ifadesinden iğrendim.
Kendi suratımdan da nefret ediyorum. Anlamsız bir gülümseme yapışmış ve kaldıramıyorum.
Gülümsemek mutluluk göstergesi midir? Sanırım değil çünkü benim durumumla hiç uyuşmuyor.
Kitapçıya girdim. Her hafta bir kitap seçip onu okuyorum. Bu yüzden saatlerce çıkamıyorum içerden.
Genellikle şiir okuyorum çünkü romanda nerde kaldığımı unutabiliyorum ya da
bir kaç gün uğramayınca zaten silinip gidiyor aklımdan.
Okuduğum satırlar bazen canımı çok acıtıyor.
Nasıl bu kadar gerçek ve öldürücü olabilir cümleler?
bilemiyorum.
Mutsuzluktan içim içime sığmıyor. Bağıra çağıra şarkı söyleyip dans etmek istiyorum sokaklarda.
yoldan geçen bir kadına "saç renginiz çok güzel. Hangi kuaförde boyattınız?" diye sorup sonra da öpüp uğurlamak istiyorum. Ya da otobüste kalabalıktan cama yapışmış insanlara nanik yapıp, koşarak uzaklaşmak istiyorum.
Bence siz de beni görürseniz öyle yapın. Sert bir cisimle başıma vurup ayıltmak da işe yarayabilir şu durumda.
Tanrım nasıl da güzel saçmalıyorum!
Şu an ihtiyacım olan şey sanırım güzel bir dayak. Ruhumun yüzü gözü zaten şiş.
Ama etin acısı çok sığ...
Yapma Ece! Bütün bu olanlar yeterince kurgusal.
Yapma Ece! Sen hassas bir hayvansın sadece.
Yapma Ece! Dişinin arasına sıkışmış sözcüklerden hikaye olmaz.
Yapma artık! Kabullen,söylenen her sözü kendi derinine batırırsın...
Garip...
Eve dönünce yatağa uzanıp boş boş tavanı izledim. Çatının olmadığını, gökyüzünün yıldızlarla parıl parıl
parladığını hayal ettim.
Ne aptalım! uyuyunca geçer sandım. Durup bekleyince ayakuçlarıma düşer sandım.
Göz yaşımdan başka bir şey düşmedi ama.
Onun kolları yara bereydi hep. Ama görünen, içindekinin onda biriydi sadece.
"içimi açtım sana, içini açmak için." böyle diyordu Birhan.
Ama ben hiç duygularımı soyunamadım. Bedenime dikilmiş bir kostümüm var benim,
ağlarken çıkarıyorum sadece erimesin diye bir parça...
Ve sanırım;
Hiç bir cumartesi bu kadar yalın olamaz,
ya da
Hiç bir cumartesi bu kadar umarsız olmamıştı,
ve
En önemlisi hiç bir cumartesi bu kadar uzun olmayacak...
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











