Biri varken, diğeri yok
Sağlık, güzel, diri vücutlu genç bir bayan gibi aramızda, özellikle caddelerde dolaşıyor yanakları al al, saçları gür ve parlak. Bizimle iken hiçbirimiz onun canlılığının farkında değiliz, biraz gayret etsek, biraz üzerine düşsek sanki hemen hepimiz onun ışıltısına erişecekmişiz gibi gözümüzde değersizleşiyor, cazibesini yitiriyor. Kalabalıklarda varlığıyla genelde dikkatleri üzerine çekemese de, yokluğu çoğu zaman yakıcı bir yara gibi iz bırakıyor. Hemen her yerde bulunabilirliğine rağmen az sonra önünden geçeceğim hastane koridorlarına pek uğramıyor. Orada hastalıklı, canı yanan, can çekişen, nefes alıp vermekte zorlanan insanlar var. Doğrusu bu koridorlarda sağlığın varlığı pek de hoş karşılanmıyor. Gözlerimizin feri gittiğinde, saçlarımız kuruyup, matlaşıp, dökülmeye başladığında ve cildimizin rengi kaçıp yavaş yavaş sararıp kahverengileşmeye başladığında, bir zaman çok şey paylaşıp yollarımızın ayrıldığı eski bir dosta bakar gibi kendisine hasetle bakıyoruz. Bunu bildiğinden, dahası bunu çok iyi bildiğinden pek uğramıyor bu koridorlara, uğrasa bile çok kalmıyor. Ardında ferah bir esinti bırakarak hızlıca geçip gidiyor.
Ve hastanenin hemen ardında garip bir ironiyle baktığımız, bir zaman sonra kabullendiğimiz mezarlık yer alıyor. Modern tıbbın bütün olanakları yetersiz kaldığında ve sona varıldığında, son durağın çok uzak düşmememsi için mi bu kadar yakınına mezarlık yapılmış bilinmez. Kesin olan şu ki; mezarlıklarda sağlık ta yok, hastalıkta. Mezarlıklarda ölüm ve ölümün ağır sessizliği var..

Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim












