Mevsimsiz
Benceajans
Ekmek Balığı - Tarhan Gürhan

Hüznümün Islığından Sözcük Evleri

 

 

“Hepimiz su altındayız aslında,

Birbirimizi kırılmış perspektiflerle görüyoruz”

 

 

 

 

Hayır, Hannah hayır… O, solculardan, Yahudilerden ve diğer kendinden olmayanlardan nefret eden ırkçı ve Nazi yanlısı bir felsefeci… Sen bir devrimci ve halk insanısın… Gittikçe ondan daha zeki ve başarılı oldun üstelik… Hayır, Hannah, sen bu evli adama kırk yıl metres olacak kadın değildin, adı Martin Heidegger olsa bile…

 

 

***

 

O hışımla

Kendimi vestiyere asıp içeri geçiyorum

Elbisemle konuşmaya başlıyorlar

Elbiseme önem veriyorlar; düş görünüşüm kırılıyor buna

Ölmüş bir şiveyi kullandığım halde

Anlıyormuş gibi yapıp başlarını sallıyorlar

Yenilginin kokusuyla olgunlaşmış

Bir dilden bahsediyorum onlara ve diyorum ki;

 

Orası, acımasız bir köprü; geçemeyenlerin yığıldığı ücretli bir çöplük

Burası da “deli umrum”; içimdeki melankolik kentlerin eyaleti

Ve hüznümün ıslığından sözcük evleri yapıyorum; güneşten dökülen seslerin tangosuyla.

 

 

***

 

İç dünyamın kuytularına sis taşıyan kamyonlar

Alçak gönüllü bir sayıyla çarpıyor içimdeki yeşil mevsimlerin çığlığını

Usulca dökülüyoruz felcin merkezine… Biz ve ötekiler… Bir şiirin arka kapısında

Yaralı bir isyanın öfkesini bekletiyoruz; devrim için.

 

 

 

Kötülüğün toplantı salonunda; makamlar kurulu kararıyla

Savaş pazarlıkları ve çirkin arabulucuların sesleri

Çürüyüşün özel kokusuna eşlik ederken

Asker olmak istemeyen çocukların

Yüreklerine şiir uzatıyorum hatırlama nöbetlerimde

Ve biliyorum benim ülkemde

Gözlerinden nefret akan başbakanlara

Sözcük evlerinden kalem fırlatan yürekli şairler de yok artık

Bak ve gör Pablo,

Çok fazla değişmedi dünya içindeki yanık Şili’den sonra

Değişen sadece acıların elbiseleri; her biri tasarım harikası olan.

Herkes aynı bataklığın içinde, ruhlarında giz boyu tahribat

Çünkü burası hüznün bekleme salonu; çünkü melekler ve iblisler aynı koroda.

 

***

 

Hayır, Hannah hayır, dünyanın boynuna tutunmuş

Maymunların gürültüsünden değil alnıma yapışan üzüntü

Sadece başım ağrıyor ve gidip başımı bir ağacın altına gömüyorum

Serbest ticaret bölgelerine duygularını gömen acımasız işadamlarına inat.

 

***

 

Ey! Unuttuğu sulara geri dönemeyen çılgınlık yorgunu asiliğin toplatılmış kitabı; nehir

Ey! Hayatını bir alt çizgide geçiren ve yağmura dönüşmekten korkan tembel bulut; direnç

Ey! Karanlık bir mağaranın tek ışığı, uçsuz bucaksız okyanusun hiç sönmeyen feneri; edebiyat

Hadi kalk ve hazırlan isyanın şölenine, serseri bir nokta gelip konmadan cümlenin sonuna.

 

***

 

Hayır, Hannah, uyumak istemiyorum

Sadece yorgunluktan

Yaralarımdan kan geliyor.

 

 

Metin Akdeniz

26 Ağustos 2010