Derme Çatma Bir Ağustos Mektubu
13 Ağustos 2010 Ankara
Tuhaf günler bizi buldu ,
Ve tuhaf saatler boyunca ,
Yapayalnız dolaşmaktayım ,
Vücutlar şaşkın ,
Kötüye kullanılımş anılar ,
Günün elinden kaçarken ,
Taştan tuhaf bir geceye ...
Jim Morrison
Hikayeler vardır insan ömründe asılı kalmış , bazen tozunu alsan da yaşamının bir süs eşyası gibi durur orada , küçük bir esintiyle iğreti duran kapılarından pencerelerinden dışarı çıkacak gibi değildir.Birileri gelip onu çivilemiştir duvarlarına evlerinin , sokaklarının. İlla bir depreme , fırtınaya gerek yoktur onu oradan kaldırmak için.Bazı hikayeler sadece ömründe asılı kalmakla yetinmemiştir , kelimelere geçmiştir sonra geçtiğin yollardaki bir berber tabelası veya duvara yazılmış bir isim olarak soluk aldığın kentin havasına asılmıştır.Birileri anlatmış mutluluğu , umudu , huzuru , hüznü … Güler yüzlü bir hüzünü getiriyorum şimdi yeni kentte asılı kalmış hikayelerime …Umudun ve mutluluğun huzurlu bir günde bizimle olmasını temenni ediyorum. Islık sesi ve mızıka sesinin çocukluk günlerine taşıdığı berrak anılardan , geliyorum bugüne.Bugünün doğum günün olduğunu bile bile hem de . Küçük güneşli bir kasabasındayım Ankara’nın, sana yazdığım için karşı koymayı bir türlü beceremediğim tuhaf bir heyecan duyumsuyorum. Birkaç küçük çocukla muhabbet ediyorum bir yandan da , resmi tatillerde ki o özlenen havayı , mutluluğu hissettiriyorlar bana . Gülümsemelerine takıldı gözlerim , çok basitti . Gözlerimden dudaklarıma doğru bir sıcaklık aktı ,gülümsedim ve seninle ne kadar uzun zamandır normal bir şekilde sohbet edemediğimizi düşündüm, garip neydi sıradan bir konuşmayı bu kadar zorlaştıran ? Pırıl pırıl bir günün en sıcağında hayatta olmanın ,yaşamanın ne kadar özel birşey olduğunu hissettiğini biliyorum .Önümüzdeki sokaktan arabalar geçiyorlar konvoy halinde içleri “keşke şu olsaydı “, “acaba bu mu …” diyen insanlarla tıklım tıklım dolu . Sıradan bir insanın günün herhangi bir anında içinde yaşadığı öfke , kıskançlık , aşağılanmış duyguları ve tüm nefreti bütün dünyayı etkilemeye yetebilir . Korkmuyorum insanların sorumsuzca yargılayan düşüncelerinin nefretle karşıma çıkmasından. Bunca felaket, bunca zulüm , bunca haksızlıkla dolu bir dünyada köpekler gibi mutsuz olmanın kolaylığını yaşadım ve şimdi tiksiniyorum mutsuzluklarıyla övünenlerden .Dramatize etmeye gerek yok herhangi birşeyi veya geçmişi , insanlık tabuları , gurur , ego vs ... Çok üstünde durmuyorum artık. Küçük mutluluklar tadabilmemiz için , beylik anlamda mutlu olmamız ,zengin olmamız, mutlu bir ailemizin olması ve başarıyla götürdüğümüz bir yaşantımızın olması gerekmiyor.Bunların hiçbirine sahip olmadığım için anlıyorum şimdi. Avuçlarımda sıkı sıkı tutttuğum hırslarım düşünce birer birer huzurun ve gerçekten mutlu olmanın çok da zor bir iş olmadığını görüyorum.
İzmir’ in aydınlık günlerinde sevginin ve mutluluğun kapı komşun olduğu bir dünyanın ortasında yaşadığını hayal ediyorum ve çocuklar tahta kalemle yazılan iğrenç ötesi bir el yazısına anlamsızca bakıyorlar kırk yıllık bir dost edasında , merak dolu ve içten bir sıcaklıkla …
Bunları seninle paylaşmak belki anlamsız belki gereksiz ama nedense beni rahatlatıyor.Sanki çivilenmiş hikayeler birer birer sökülüyor duvarlarımdan .Dünya tramvaya binmiş ilerken batıdan doğuya doğru sen bir yaşın ardında bilmediğim pek çok hikayeyi de geride bırakarak ilerliyorsun o tramvayda. Belki bu mektubu ilk açtığında karşılaşmayı beklediğin şey bir aşk şiiri veya ona benzer birşeydi ama şunu gördüm ki sevgi o kadar değerli ki yeryüzü üzerinde seyreden yaşamlarda, aşktan bahsetmiyorum hiç , sevgi sadece sevmek ...Zaman bir şarkı gibidir , akıp giden .Derme çatma bir dünya , sığıntı bir yağmur ve sahipleniyorum dünyayı .
Duvarımda asılı hikayesi olan her şeyi , modern yaşamın patırtısından uzaklarda saklıyorum.
Tom Waits ’in boğuk ve hırıltılı sesiyle çirkinliklerine rağmen insanların sevgi dolu oldukları zaman ne kadar güzel olduklarını hissediyorum ve doğum gününde sana sevgilerimi sunuyorum .Sokağından geçen tek seferlik yabancıları düşünüyorum , doğum gününde dilediklerini sonra , içim titriyor birden bahçemdeki ağacı titreten rüzgar gibi gelip geçiyor birkaç anı …
Gülüyorum şu an kendime ve ne düşüneceğini tahmin etmeye çalışıyorum umarım yeni yaşında mutlu olursun , karanlık bulutsuz bir gecede yağmur sonrası kendi kargaşasına dalmış dünyadan uzakta güzel dilekler diliyorum doğum gününde senin için ...
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











