Mevsimsiz
Benceajans
A. Galip - Kıpkısa Yaşamlar Upuzun Öyküler

Gölgesizler

Ahşap evlerin de damarlarında takılı kalmış bir hikâyeleri olmalı
ya da tıkalı. Sesli harfleri karıştırmayalım bu işe:
sen sus ve ben suya yazılayım tutup nefesimi
evlere girip gizli gizli şarkılarını dinler gibi.

Bir masal soluklanırken düştüğümüz o parkta
yani,
sen bir adamken ve ben sevmişken seni bir
zaman olsa olsa bir şarkıdır odalara sığmayan.
“nakaratı yine gelse” diye asılırım ilk gördüğüm uçurtmaya,
temize çekilmiş bir yıldız haritasından dile düşen hayatı avuçlarıma toplar gibi
öper, suya batırırım serçe parmağımı...

Elimde pili bitmiş bir kumandayla uyuyakalmak tutkusu bu
çekip dizlerimi göğsüme azaltmaya uğraşırken mekândan ve zamandan payıma düşeni
uyuduğum yerde kalmak arzusu
kalp atışlarını duymak olgusu biten filmin, farkında olmaksızın…

Artık hiçbir yağmur ısıtamaz geceyi…

Ancak resmi tatillerde özlenen bir adamın gölgesi, girmişse bir
sendrom pazartesisi gözlerimde komaya
gözden düşen damlalar kayda geçemez bu gece.
Ay ışığına perde çekmek bir yana
ağlamak da ayıp değil mahrem köşelerinde yastığın:
bir serçe tutar döktüğüm tuzu, asar daldığı uykusuna
alır suya götürürüm nefesini, unutur.
Bir, rüzgar eser ve titrer bir ağaç
sesini kısar gece kuşları hüznüne hürmetinden.
Bir de o sokaktan geçen tek görümlük çok yabancı:
şarkılara girip gizli gizli evlerini dinler gibi
gittikleri uzaklar da hep tenimdir
tenim benimdir
evimdir benim tenim
uzaktır, benimdir.

Öyle ki,
tek taraflı bir yalnızlık bu:
sabaha karşı durgun bir salıncağın yakasına yapışmış.
Yüzüme çarpan her rüzgârda bir adım daha attığımı sanırken kendimden
zincirlerine daha sıkı bağlanırım
-oysa kendime-
Ne zaman bir çocuk dokunsa tenime
gözlerine saklanıp
dünyayı dönmek ister gibi gözlerim.

Ölmeyi sevmiyorum inan.
Ömrümü uzatıyor ölmelerim
ömrün uzunluğundan şikayet gölgesizliği işaret ediyor hangi parmağı büksem
öpüp tüm serçeleri sulara dönüyorum.
Gölgeleri çaldığı yerden dalgaların
geç kalınmış bir filmi gömüyorum içime düşen ilk sessiz adaya.

Şimdi,
bir rüzgar yanlış söylüyorsa şarkısını
bir kuş içinde tutamıyorsa yasını
ve bir yabancı tutup uzakları getiriyorsa avuçlarıma
tenimdir
benimdir
evimdir.

Uçurtmaların da iplerini uzatmalı birileri
kesmeyi akıl edemez ellerim.

Onu diyorum işte:
akıl, toplasa varını yoğunu bir kesmek edemez.
Yaslar başımı soğuk ahşaba, elimdeki kumandaya uzayan sesleri özlerim.

Artık.
Artık, hiçbir yağmur ısıtamaz geceyi.

  • Son Eklenen Yorumlar
  • Burada da buldum seni.:):)Her zamanki gibi güzel olmuş ablacım.Kalemine sağlık.Devamını şuracıkta oturmuş bekliyor olacağım.Taze taze yiyebilmek,lezzetine varabilmek için.
    ismail kara tarafından , 19.08.2010, 19:04 tarihinde yazılmış.