Mevsimsiz
Benceajans
Minimal Öykü Nedir? - A.Galip

Hamamda Sanal Ayılar Nasıl Bayılır...Münasebetsiz Yazılar

 

 

Kaytan Mustafa, Fantom Celal, Sarı Bubi,Ceket Leyla falan filan; emaye değil, gayet samimi zekanın latife ile harmanlandığı bilumum takma isimler. Kimse kimseyi sayın’la bay’la, bilmem nelerin bilmem ne zadesi diye hatırlamazdı Ankara Altındağ’da… Erol’un oğluyum desem mesela “hangi Erol “ sorusu gelirdi hemen ardından. “Etyemez Erol “ deyince “Erol” bile unutulur safi ”Etyemez” kalırdı geriye. Gençliğimin karpuz akşamları ve o “hamamda karılar nasıl bayılır” günleri işte burada geçmiştir. Yani öz be öz gecekondu çocuğuyuzdur efendim.

Saman pazarlı yamyamın akşam gazetelerinde çıkan soluk fotoğraflarından sonra, o küçük gecekondu yüreğimi en çok korkutan , Ayı oynatıcısının “düm tek tek “ makamlı boktan tefiydi. Sonra buna da alıştık Allah’a şükür . Ayı’cığın en esaslı numarası “hamamda karılar nasıl bayılır” dan sonra toplanırdı paralar. Sonra hızını alamayan rahmetli dedem “eğer ki gözüne kestirmişse” bir güzel sırtını çiğnetirdi Ayı’ya. Yani efendim ayıcının zoruyla da olsa, eskiden gönül rahatlığıyla bir Ayı’ya şifa niyetine sırtınızı çiğnetebiliyordunuz.

Ya şimdi? Bırakınız bir Ayı’ya sırtınızı çiğnetmeyi, sonradan dehşetli üreme mahareti gösterip mutasyon geçiren sanal ayılara sırtınızı bile dönemiyorsunuz. Takma adlarıyla hemen hatırlanmanın yerine ise , uzun süre dostluk kurup, yüreğinin bir köşesinde yer bulduğunuzu sandığınız insanların birlikte yediğiniz Nane’leri bile hatırlamaması kaldı geriye.
Ayıcının Ayı’ya zulmüydü elbet de anılar . Belki de ayıptı lakaplarla anılmak. Velakin güzeldi gülümsenerek hatırlanmak ve bir zulmün nihayetinden, dört pençeli güvenilirlik çıkarmak.

AHMET ARIK
Ankara 2 Ağustos