ÖZDEMİR ASAF ŞİİRİ'NE YOLCULUK
"…Beni oyle bir yalana inandır ki
Ömrümce sürsün doğruluğu."
Sana sen demeyeli o kadar çok zaman oldu ki, biliyorum yıprattılar seni, yordular, kırdılar, şarkılarını çaldılar daha söyleyememişken üstelik ama sana sen demeyeli o kadar çok oldu ki. En çok da sana siz dediklerinde öldün, işte o zamanda bu adam katıldı şiir evrenine ölümsüz eserleriyle, bu adam, bu şair: Özdemir Asaf.
Bir halkı, bir aşkı, bir insanı, bir nesneyi, bir kavgayı anlatırken doğallığı sonuna kadar yaşatan Özdemir Asaf, şiirlerinde anlatmak istediklerini sen-ben çerçevesinde irdelemiş, okuyucuya sanki "sana hediyemdir" diyerek, Pablo Nerudanın başından geçen hikayenin sonundaki cümleyi desteklemektedir: "Şiirler, yazarlarının değil, ihtiyacı olanlarındır."
"…Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var..
Her ikisinin de saksılarında çiçek.
Biri hep başka bir renkle solar,
Öbürüyse ha açtı, ha solmayacak"
Asıl adı Halit Özdemir Arun’dur. İlk ve orta öğreniminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi’nde yaptı. 1942 yılında Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi’nde, önce Hukuk Fakültesi’ne, sonra İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü’ne devam ettiyse de 1947’de yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre sigorta prodüktörlüğü yaptı. ’Zaman’ ve ’Tanin’ gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı.
İlk yazısı 1939’da ’Servetifünun-Uyanış’ dergisinde çıktı. 1951’de Sanat Basımevi’ni kurarak matbaacılık yaşamına girdi. Kendi şiir kitaplarını bastı. 1955’te Yuvarlak Masa Yayınları’nı kurdu.
Yapıtları
Dünya Kaçtı Gözüme (1955)
Sen Sen Sen (1956)
Bir Kapı Önünde (1957)
Yuvarlağın Köşeleri (1961)
Yumuşaklıklar Değil (1962)
Nasılsın (1970)
Çiçekleri Yemeyin (1975)
Yalnızlık Paylaşılmaz (1978)
Bir Kapı Önünde (1982, toplu şiirleri 1, ölümünden sonra)
Benden Sonra Mutluluk (1983, yayınlanmamış şiirleri, ölümünden sonra)
"…Anladı, bütün olmuşlarla olanların
Ve bütün olacakların
O kelimelerin içinde
Kendisine varmadan eskidiğini"
Önemli muzisyenlerimizden ve yazarlarımızdan olan Zülfü Livaneliye bir söyleşisinde soruyorlar, şairlerin şiirlerini bestelerken zorluk çekiyor musunuz diye? O da cevap olarak, gerçek şiirlerin zaten kendi içlerinde sakladıkları ezgileri vardır, biraz dikkatlice okuyunca çözebilirsiniz bu bakımdan gerçek şiirleri bestelerken zorlanmıyorum şair bana zaten türküsünü söylüyor. İşte Özdemir Asaf´ın şiiride buna en iyi örnek:
"Yalanlar istiyorsan,
yalanlar soyliyeyim,
incinirsin,
yine de sen bilirsin…" derken mesela…
Şairin toplumsal dokunuşlarını da görürüz şiirlerinde…
"…Adınıza büyüyor belleğimde ağaç
başka ağaçlar doğuruyor
büyümeyi bölüşüyorlar gölgelerinde
dal-dal, yaprak yaprak öpüşüyorlar
çizmez olaydım, bizi soruyorlar
dönüp bizlere bakıyorum
dövüşüyorlar"
Özdemir Asaf şiiri, sizi bir sonrakini izlemek durumunda bırakan devam filmi gibi son ana kadar ilgi ile taşıyor ve size görmeyi öğretiyor, yapraktan kopan damlanın son sarılışını da gösteriyor, bir tokat gibi yere çarpıp paramparca oluşunu da…
Bakın ne diyor "Yalnizlık" adlı kitabının sonunda: "Gördüğümü görecekler diye ödüm geriliyor."
Yalanlardan bahseder siirinde kimi zaman karamsarliktan yakınır, hüznü de bulursunuz anı yaşarken, ne zaman gelecekten konuşmak istese, ölümü hatırlar, susar kalemi. Benden sonra diyor hep benden sonra. Olmayan yönümüzü gösteriyor. Gölgeden değil ama insanın ikinci insandan bahsediyor. Hani eksik anlarımızda, bizi sorguya çeken tarafımızla. Bu yönüyle bakıldığında şiirlerindeki sen-ben örgüsünden de anlaşılacağı üzere giderek psikojik şiire doğru yönelen Türk Edebiyatının şehirli yanının saç ayaklarından biri olmuş diyebiliriz.
Her gece birinin olmadığı gecedir.
Gecelerinizi karıştıracak gitgide
Olmayanlarınızın çoğalması.
Benim olmadığımı duyduğunuz bir gece
Korkacaksınız.
Şiirlerindeki soylu ve şehirli görüntüsünün altında her kesimi kucaklayan bir dil vardır. Eksikliğin sadece madden olmadığııi vurgular, yoksulluk diye bir kelime varken o yoksunluk´u tercih eder. Zengin bir yaşantınıi fakir gülücükleri olabileceğini hatırlatır ve sonrasını ve arka bahçelerinin olabileceğini evlerin.
"Bir gün,
Herkes kendi bahçesine, derlerse...
Hazır mısınız?…"
Aşk elbette vardır onun şiirlerinde, onu sona sakladım.
Bilirsiniz işte aşk bize ait olmak ister. İki kişi ile aşk yaşanmaz, aşk üç kişiliktir, diğerlerine rağmen onunla olmak, ona sadık kalmaktır ya hani, işte bu yüzden o´na bizden isimler veririz ya, o meşhur şarkıda dendiği gibi: "Söyle kumralim benim adım neydi?"
İşte Özdemir Asaf´ın şiirinde de sevgili hep bir ismin altına gizlenmiştir. Bir çiçek adı gibi gelir önce daha önce hiç koklamadığınız, kent soylu bir aşkın gölgesi gibidir size yabancı. Lavinya´dır kimi zaman, kimi zaman Elfida. Dilinize dolanır tanımak istersiniz, çok geçmeden sizindir.
şımartılmamış aşkın. sessizliğe yakın, kimilir kaç yüzyıldır, sarılmamış kolların, sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu yorulmuşsun hakkını almış yılların Elfida beni fark etme sakın omzumda iz bırakma yüküm dünyadan ağır Elfida HEP AKLIMDA KALACAKSIN Ve son…
Belki de kendi otobiyografisi olan Çicekleri Yemeyin adlı kitabindan Poetika şiiri ile başlar:
Ömrümce sürsün doğruluğu."
Sana sen demeyeli o kadar çok zaman oldu ki, biliyorum yıprattılar seni, yordular, kırdılar, şarkılarını çaldılar daha söyleyememişken üstelik ama sana sen demeyeli o kadar çok oldu ki. En çok da sana siz dediklerinde öldün, işte o zamanda bu adam katıldı şiir evrenine ölümsüz eserleriyle, bu adam, bu şair: Özdemir Asaf.
Bir halkı, bir aşkı, bir insanı, bir nesneyi, bir kavgayı anlatırken doğallığı sonuna kadar yaşatan Özdemir Asaf, şiirlerinde anlatmak istediklerini sen-ben çerçevesinde irdelemiş, okuyucuya sanki "sana hediyemdir" diyerek, Pablo Nerudanın başından geçen hikayenin sonundaki cümleyi desteklemektedir: "Şiirler, yazarlarının değil, ihtiyacı olanlarındır."
"…Mutluluğun mezarları, yalnızlığın heykeli var..
Her ikisinin de saksılarında çiçek.
Biri hep başka bir renkle solar,
Öbürüyse ha açtı, ha solmayacak"
Asıl adı Halit Özdemir Arun’dur. İlk ve orta öğreniminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi’nde yaptı. 1942 yılında Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi’nde, önce Hukuk Fakültesi’ne, sonra İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü’ne devam ettiyse de 1947’de yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre sigorta prodüktörlüğü yaptı. ’Zaman’ ve ’Tanin’ gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı.
İlk yazısı 1939’da ’Servetifünun-Uyanış’ dergisinde çıktı. 1951’de Sanat Basımevi’ni kurarak matbaacılık yaşamına girdi. Kendi şiir kitaplarını bastı. 1955’te Yuvarlak Masa Yayınları’nı kurdu.

Yapıtları
Dünya Kaçtı Gözüme (1955)
Sen Sen Sen (1956)
Bir Kapı Önünde (1957)
Yuvarlağın Köşeleri (1961)
Yumuşaklıklar Değil (1962)
Nasılsın (1970)
Çiçekleri Yemeyin (1975)
Yalnızlık Paylaşılmaz (1978)
Bir Kapı Önünde (1982, toplu şiirleri 1, ölümünden sonra)
Benden Sonra Mutluluk (1983, yayınlanmamış şiirleri, ölümünden sonra)
"…Anladı, bütün olmuşlarla olanların
Ve bütün olacakların
O kelimelerin içinde
Kendisine varmadan eskidiğini"
Önemli muzisyenlerimizden ve yazarlarımızdan olan Zülfü Livaneliye bir söyleşisinde soruyorlar, şairlerin şiirlerini bestelerken zorluk çekiyor musunuz diye? O da cevap olarak, gerçek şiirlerin zaten kendi içlerinde sakladıkları ezgileri vardır, biraz dikkatlice okuyunca çözebilirsiniz bu bakımdan gerçek şiirleri bestelerken zorlanmıyorum şair bana zaten türküsünü söylüyor. İşte Özdemir Asaf´ın şiiride buna en iyi örnek:
"Yalanlar istiyorsan,
yalanlar soyliyeyim,
incinirsin,
yine de sen bilirsin…" derken mesela…
Şairin toplumsal dokunuşlarını da görürüz şiirlerinde…
"…Adınıza büyüyor belleğimde ağaç
başka ağaçlar doğuruyor
büyümeyi bölüşüyorlar gölgelerinde
dal-dal, yaprak yaprak öpüşüyorlar
çizmez olaydım, bizi soruyorlar
dönüp bizlere bakıyorum
dövüşüyorlar"
Özdemir Asaf şiiri, sizi bir sonrakini izlemek durumunda bırakan devam filmi gibi son ana kadar ilgi ile taşıyor ve size görmeyi öğretiyor, yapraktan kopan damlanın son sarılışını da gösteriyor, bir tokat gibi yere çarpıp paramparca oluşunu da…
Bakın ne diyor "Yalnizlık" adlı kitabının sonunda: "Gördüğümü görecekler diye ödüm geriliyor."

Yalanlardan bahseder siirinde kimi zaman karamsarliktan yakınır, hüznü de bulursunuz anı yaşarken, ne zaman gelecekten konuşmak istese, ölümü hatırlar, susar kalemi. Benden sonra diyor hep benden sonra. Olmayan yönümüzü gösteriyor. Gölgeden değil ama insanın ikinci insandan bahsediyor. Hani eksik anlarımızda, bizi sorguya çeken tarafımızla. Bu yönüyle bakıldığında şiirlerindeki sen-ben örgüsünden de anlaşılacağı üzere giderek psikojik şiire doğru yönelen Türk Edebiyatının şehirli yanının saç ayaklarından biri olmuş diyebiliriz.
Her gece birinin olmadığı gecedir.
Gecelerinizi karıştıracak gitgide
Olmayanlarınızın çoğalması.
Benim olmadığımı duyduğunuz bir gece
Korkacaksınız.
Şiirlerindeki soylu ve şehirli görüntüsünün altında her kesimi kucaklayan bir dil vardır. Eksikliğin sadece madden olmadığııi vurgular, yoksulluk diye bir kelime varken o yoksunluk´u tercih eder. Zengin bir yaşantınıi fakir gülücükleri olabileceğini hatırlatır ve sonrasını ve arka bahçelerinin olabileceğini evlerin.
"Bir gün,
Herkes kendi bahçesine, derlerse...
Hazır mısınız?…"
Aşk elbette vardır onun şiirlerinde, onu sona sakladım.
Bilirsiniz işte aşk bize ait olmak ister. İki kişi ile aşk yaşanmaz, aşk üç kişiliktir, diğerlerine rağmen onunla olmak, ona sadık kalmaktır ya hani, işte bu yüzden o´na bizden isimler veririz ya, o meşhur şarkıda dendiği gibi: "Söyle kumralim benim adım neydi?"
İşte Özdemir Asaf´ın şiirinde de sevgili hep bir ismin altına gizlenmiştir. Bir çiçek adı gibi gelir önce daha önce hiç koklamadığınız, kent soylu bir aşkın gölgesi gibidir size yabancı. Lavinya´dır kimi zaman, kimi zaman Elfida. Dilinize dolanır tanımak istersiniz, çok geçmeden sizindir.
şımartılmamış aşkın. sessizliğe yakın, kimilir kaç yüzyıldır, sarılmamış kolların, sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu yorulmuşsun hakkını almış yılların Elfida beni fark etme sakın omzumda iz bırakma yüküm dünyadan ağır Elfida HEP AKLIMDA KALACAKSIN Ve son…
Belki de kendi otobiyografisi olan Çicekleri Yemeyin adlı kitabindan Poetika şiiri ile başlar:
POETİKA
Yaşadım da yoruldum, bir ağır-işçi gibi,
Uyudum da uyandım, binlerce kişi gibi.
Bana düşünmek vardı, payıma onu aldım,
İşledim de işledim bir hüner-işi gibi.
Horlandı, beğenildi; inandım, alınmadım,
Yolun geleceğini çizdim, geçmişi gibi.
Zor dönemler olmadı-değil, olsundu, oldu,
Ne koştum ne de durdum, kaçak gidişi gibi.
Bu konuyu burada bırakıyorsam birden,
Olmasın diyedir bir şeyin bitişi gibi.
Anasayfa
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim
Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim
www.mevsimsiz.net © 2010











