|
Zühtü Kayalı
|
kapı gümüş sırtlı keskin bir bıçaktı
oynaşıyordu bir açılıp bir kapanıp
kestiği yer kan akan düştü
göllenmiş kara bir kan ayın ışığını tutan
sızacaktı taşların arasından toprağa
neden kan neden toprağa neden sızdığı
bilinmeyecek bilinmeyecekti
kapının içeriye bıraktığı
gümüş ayna kırık tarak ağzı kör bir makastı
oynaşıyordu aksinde bir öldürüp bir dirilttiği
aşklarından kestiği saçlar
ki
-unutulmuş eski aşklarından kalan
toprağa düşüyordu perçem perçem
neden saç neden toprağa neden düştüğü
unutulacak unutulacaktı
kapı hafızasız "hazır ol"an bir balıktı
kim açarsa kim kaparsa kim çarparsa
kolu kırık pervazı çarpık tahtası kara demiri paslı
geleni sormayan gidene bakmayan
menteşeleri çıkmış eşiksiz aşklar gibi
neden kapı neden orada neden var
sorulmayacak sorulmayacaktı