Metafizik
(metafizik fizik-ötesi)
‘‘Metafizik’’ teriminin felsefe tarihine girmesi bir yanlış anlamaya, Aristoteles’in çalışmalarını kataloglayan Rodoslu Andronikus’un ‘‘İlk Felsefe’’ başlıklı çalışmayı ‘‘Fizik’’ten sonraya yerleştirerek ‘‘fizik-ötesi’’ adını vermesine bağlıdır. Gerçekte ‘‘metafizik’’ böyle bir raslantıya bağlı olmaksızın da üretilebilecek bütünüyle genel bir terimdir ve boşinançtan, safsatadan başlayarak kuram ve kavramın kendisine, bilimsel düşünceden dinsel düşünceye, düşlerden duygulara, imgelem yaratılarından doğaüstü güçlere inanca dek sayısız fizik-ötesi alana uygulanır.
Felsefenin bütününün ya da özel olarak şu ya da bu alanının ‘‘Metafizik’’ olarak vurgulanması gereksizdir, çünkü felsefe bir yana, Fiziğin kendisi bile — ve yalnızca felsefe tarafından değil ama görgül bilimin kendisi tarafından bile — kuramsal / kavramsal olarak, düşünsel ya da ideal olarak eş deyişle ‘‘fiziksel-olmayan’’ bir alan olarak alınır.
Bu düzeye dek metafizik terimi belirsizliğinden ötürü felsefede bütünüyle önemsiz genel bir sıfattır (önemsiz, çünkü ‘‘metafiziksel kavram’’ bir pleonazmdır).
Modern kullanımda bu denli popülerleşmesinin nedenlerinden biri de Kant’ın terime ‘‘ruhun ölümsüzlüğü,’’ ‘‘öteki dünyada tanrısal ödüller ve cezalar öğretisi’’ gibi dinsel içerikleri yükleyerek, sonra da bu konuların aşkınsal olduğunu söyleyerek terime saldırmasına bağlıdır.
Gerçekten de, ‘‘metafizik’’ terimi saf doğal bilince duyulur ve ele gelir olan anlamında ‘‘var’’ olanın, ‘‘fiziksel’’ olanın karşıtı olarak düşünsel olanı, imgesel ya da giderek düşlemsel olanı, kısaca yok olanı anlatır ve sözcük bu anlamda bir sövgü terimi olarak özdekçilerin ve olgucuların dilinden eksik olmaz.
Aslında ‘‘metafizik’’ bu genelliği ya da belirsizliği içinde yalnızca henüz mantıksal olarak dağınık bilinç biçimlerini, kavramsal alanları duru sınırları içinde algılayamayan bir düşünce derbederliğini, bir yarı-felsefeciliği anlatmak için kullanılabilir. Böylece en kötü metafiziği yapan ve bunu yaparken özellikle metafizik alanından başka bir yerde olmadığını algılamayan olgucu/analitik düşünme akımı için geçerlidir (bireşimli bütün üzerinde yapılan ‘‘analiz’’in yalıtılmış evrensele, tekil kavrama ve böylece gerçekten de yalnızca anlakta olan ve hiçbir gerçek varlığı olmayan bir düşünce-şeye götürdüğünü bu kötü metafizik göremez).
Doğal bilinç varolmayı duyulur olmakla bir gördüğü ölçüde düşüncenin, kavramın varlığını yadsır (duyulur olmayan hiç kuşkusuz tinsel / ideal / düşünsel olandır). Anlatım böylece bu bilinç için var olmayanı belirtir. Metafizik olguculuğun dilinde bir sövgü terimidir, ama olguculuk kendisi bir kuram olduğu, üstelik kuramın kendisini yadsıyan bir kuram olduğu için, insan düşüncesinin en tuhaf devimlerinden birini sergiler ve sözcüğe kendi verdiği anlamda metafiziksel olur. Gerçekte terim duyulur olanı aşan herşey için kullanılabileceği ve kullanıldığı için, boşinanç ile ilgili olanı anlatmada da kullanılır ve terime yüklenen kaba önyargı kendini özellikle boşinanca göndermede bulunarak aklar. Ama tutarlı görgücülük/olguculuk için terimin duyulur-üstü, giderek tinsel, düşünsel, aşkınsal vb. gibi uzak ya da yakın tüm anlamdaşları da tehlikeli görünen bir anlam kazanır. Hume görgül/duyusal olmayan hiçbirşeyin varlığını kabul etmez — yalnızca tözün ya da özdeğin değil ama anlığın, ve giderek ‘ben’in bile. Metafiziğin, ‘fizik-ötesi’nin felsefe tarihinde kullanılması da düşüncenin fiziksel/duyusal olanla karşıtlığını belirtmesi dışında gereksizdir, bu düzeye dek çoğunlukla olumsuz olarak kullanılır (özellikle Kant’ta). Sahakian Felsefe Tarihi’nde terimin doğuşunu şöyle açıklar, bkz. s. 68, ‘‘Aristoteles’in Metafiziği.’’
Metafizik Üzerine : Aziz Yardımlı
ARİSTOTELES’İN METAFİZİĞİ
Aristoteles metafiziksel yazılarından İlk Felsefe olarak söz ediyordu ve ‘ilk’ burada ilk ilkeleri ele aldığını anlatır. Bu başlık altındaki çalışması enson olgusallığın doğasını çözümler ve kapsamına doğal tanrıbilim öğretilerini de alır. Metafizik başlığı Aristoteles’in çalışmalarının dizgeselleştiricisi Rodoslu Andronikus’un katkısıdır. Dilbilgici Tiranion’un yardımıyla yaklaşık olarak İÖ ilk yüzyılın ortalarında filozofun yayımlanmış çalışmalarını karşılaştırarak düzenleyen Andronikus, İlk Felsefe’yi fiziğin ‘arkasında’ ya da ‘ötesinde’ (Yunancada ta meta ta fisika) gelen bir ilkeler kümesi olarak betimleyerek bunları Aristoteles kitaplığında onun fizik cildinden sonra yerleştirilen yazıları ile özdeşleştirmişti. Bununla birlikte, sonunda metafizik terimi felsefe tarihinde fiziksel olayların ya da tözlerin ötesine geçen ve bu yüzden fizikötesi olan felsefi araştırma dalını simgeleyen bir terim olarak yerleşmiştir.
Metafizik doğaüstü olanla eşleştirildiği ölçüde, felsefenin doğasını anlayamayan insanın felsefeye saldırması ussal olandır, açıktır ki metafiziksel olan soyut olan kavramın kendini sözcüklerle anlatma isteminden başkası değildir, ve bütünüyle kavramsaldır.Metafiziği kötü anlamında kullanarak felsefeyi dinle özdeşleştirme gibi tanrısal kayranın söylemlerine benzer anlatımlar ancak felsefe düşmanlarının alabileceği bir tavırdır...Felsefe ve din farklı alanlardır ama bu farklılık öyledir ki birbirini belirler…
Ekleyen ve Düzenleyen : Felsefeci
mvsmsz