İlkay Tuna
1964 yılının güzel bir Nisan sabahında, Eskişehir’in, baştan sona el yapımı, o güzelim kerpiç evlerinden birinde doğdu. Çok uzun bir zaman sonra aileye gelen ilk kız olduğundan adına “İlkay” dendi. Soyadını ise, köklerinin olduğu coğrafyanın o ünlü nehrinden almıştı.
Çocukluğu Eskişehir, Sivas, Ankara ve Bozüyük’te geçti. Göçlerle sürüp giden ilköğretim dönemimden sonra sadece liseyi kesintisiz olarak Eskişehir’de okudu. Bursa, İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ne giren son öğrencilerden oldu. Sayılarla arası zaten hiç iyi olmadığından okuluyla da bir türlü barışamadı. Sözcüklerle yaşamak isterken başka bir yaşamda buldu kendini. Aşık oldu, evlendi, iki güzel çocuğun annesi oluverdi. Sonra özgürlüğü ve yazmayı seçti. Şimdilerde iki genç sanatçının annesi olmakla gurur duyuyor.
Çalışma yaşamının erkek egemen dünyasında var olma savaşı verdi. Uzun zaman çalıştığı kurumun dergisinde görev aldı. Tipik kamu dergisi olmaktan çıkarıp, renkler ve öyküler getirdi. Ancak “hayat” yerine “yaşam”, “ihtimal” yerine “olasılık” dediği için sürgünün onur olduğu yıllar geçirdi. Çeşitli sendika ve sivil toplum kuruluşlarında yönetici olarak yer aldı. Hiç kimsenin uyanmaya niyeti olmadığını gördü ama vazgeçmedi.
Diğer yandan yazmaya devam etti. Eskişehir, Sakarya Gazetesi’nde “Bozkır Esintisi” köşesiyle başlayan serüven çeşitli gazete ve dergilerle devam etti.
Büyük kentten sıkıldı. İçindeki iyi yürekli anarşist, Ankara’nın çok sevdiği ışıklarını bir gece ansızın terk etmeye zorladı. Çukurova’nın bereketli topraklarına sürgün etti kendini… Geçmişte kaldığını sandığı güzellikler, sıcak dostluklar buldu orada…
İlk öykü kitabı Miş’li Geçmiş Zaman Söylenceleri 2009 Mayıs ayında çıktı. Bu heyecan ve mutlukla bir yandan yeni kitabının hazırlıkları ile uğraşıyor, bir yandan da olan biteni izliyor şimdi… Gözlüyor, biriktiriyor, yazıyor, sinirleniyor, zaman zaman gözyaşlarını tutamıyor. Ancak küsmüyor, uslanmıyor, kaçmıyor. Her şeye karşın bu güzel ülkede, bu coğrafyada doğduğu, bu dilde konuştuğu ve yazdığı için kendini şanslı hissediyor. Hala “Bir gün her şeyin çok güzel olacağına” ilişkin ütopik bir inancı var.
(Haa…Bir de, bozkıra özgü kuru ot kokusunu çok özlüyor.)

Kullanım Şartları
Künye
Turgut Uyar Şiir Yarışması Ödülü
Site Haritası
İletişim











